kariyer,eğitim,sertifika

Tag archive

online

Snapchat Artık Twitter’dan Daha Büyük

Snapchat, hızla büyüyen kullanıcı sayısıyla artık Twitter’dan daha büyük bir sosyal medya servisi haline geldi.

Kısa sürede hızla büyüyen Snapchat artık Twitter’dan daha çok kullanıcıya sahip. Son altı ayda 40 milyon günlük aktif yeni kullanıcı kazanan Snapchat böylece 150 milyon kişilik günlük aktif kullanıcısıyla 140 milyon günlük aktif kullanıcıya sahip Twitter’ı geçmiş oldu.

Snapchat aslında hızlıca silinen fotoğraf konseptiyle gençlerin büyük ilgisini çekerek hayatına başladı ancak kullanıcıların günlük hayatlarını fotoğraflar vasıtasıyla öyküleştirebildikleri yeni formatıyla büyümesi ivme kazandı.

Facebook’un 3 milyar dolarlık teklifini geri çevirmişti

Facebook’un 2013 yılı sonunda verdiği 3 milyar dolarlık satın alma teklifini reddeden uygulamanın kurucusu Evan Spiegel’in doğru kararı vermiş olduğu da hızla yükselen kullanıcı sayısıyla anlaşılıyor.

Fotoğraf odaklı sosyal medya uygulamasının bu hızlı yükselişi reklam verenlerin de dikkatini çekiyor. Günde üç milyara yakın videonun seyredildiği uygulamadaki 150 milyon aktif kullanıcı aynı zamanda reklam verenlerin de hedefinde bulunuyor.

Kullanıcı yaş ortalaması 13-15 arasında yoğunlaşan uygulama gençleri hedefleyen markaların ve reklam kampanyalarının odağı olmuş durumda.

Bu ilgiden en çok rahatsız olan kişi ise, bir zamanlar gençlerin elinden düşürmediği Twitter’a bugün reklam bulmakta zorlanan Jack Dorsey olmalı.

TechInside

Mezun olalı çok oldu, neden hala iş arıyorum?

Uzun zamandır iş arıyorsunuz. Üniversiteden yeni mezun olmuş da değilsiniz ancak aradığınız işi bir türlü bulamıyorsunuz. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun farkındasınız. Peki, yapılabilecek en azından ufak birkaç ayrıntı yok mu?

issizinsan6363

İş aranılarak geçirilen dönemin zorlukları, yarattığı moral bozuklukları elbette birçok insan için aynı. Her şeyin üst üste geldiğini düşündüğünüz bu süreçte gördüğünüz her iş ilanına başvuruda bulunmak ve telefonu yanından ayırmayarak mülakat daveti için aranmayı beklemek iş arayışı uzun süren birçok kişi tarafından yaşanıyor. Peki, uzun zamandır iş arıyorsunuz ancak neden bulamıyorsunuz? Bunun pek çok farklı nedeni olabilir, piyasa şartları, eğitim ve deneyim, sektörünüzün zorlukları…

Peki okuldan mezun olduğunuz halde uzun zamandır iş bulamıyorsanız neler yapabilirsiniz? İşte, aktif olarak iş aradığı halde iş bulamayanların dikkat etmesi gereken 7 önemli nokta:

CV’nizi güncellemekle işe başlayın

Eğer uzun zamandır işsizseniz ve sık sık iş başvurusunda bulunduğunuz halde mülakat daveti almıyorsanız CV’nizi mutlaka gözden geçirin. CV’nizi sık sık güncellemeye özen gösterin ve her yeni yetkinliğinizi CV’nize eklemeyi ihmal etmeyin. Eğitiminizden yetkinliklerinize, tecrübelerinizden iletişim bilgilerinize dek tüm bilgilerinizi CV’nize doğru ve güncel yazdığınızdan emin olun.

Her ilana başvurmayın

İş arayışınızın uzun olması nedeniyle panik olarak her iş alanında başvuruda bulunmayın. Çünkü işverenler pozisyonla ilgisiz olduğunu düşündükleri adayları sürecin başında eleyecektir. Bu durum da sizin çok başvuru yaptığınız halde daha uzun süre iş aramanıza neden olabilir. Bu nedenle “İş başvurusu yapmak istediğiniz ilandaki aranılan özellikler ile sizin CV’niz örtüşüyor mu?” ayrıntısına mutlaka dikkat edin.

Maaş beklentinizi gözden geçirin

Kariyeriniz için uygun olan, CV’nizde fark yaratacak ve deneyimlerinizi artıracak iş fırsatları için zaman zaman maaş beklentinizi gözden geçirin. Bu konuda yeni mezunların aynı iş karşılığında aldığı maaşları kısacası piyasa şartlarını öncelikli olarak inceleyin. Mezun olduğunuz bölümle ilgili iş tecrübeniz fazla değilken belki de yüksek maaş beklentisine girmiş olabileceğinizi unutmayın. Bu nedenle kariyer haritanızı çizerken size sunulan iş fırsatlarını derinlemesine değerlendirin ve seçimlerinizi buna göre yapın. Bu durum, çok az paraya çalışın anlamına gelmemekle birlikte uzun vadede şirketin size katacaklarını da aklınızdan çıkarmayın.

Gönüllü çalışmalarda bulunun

Eğer üniversiteden mezun olalı çok olduysa ancak halen deneyiminiz yoksa gönüllü çalışmalarla CV’nizi güçlendirebilirsiniz. Pek çok İnsan Kaynakları uzmanı, gönüllü çalışmalarda bulunmanın adayların hem vakitlerini anlamlı bir şekilde değerlendirdiği anlamına geldiğini hem sorumluluk almayı öğrettiğini hem de gönüllü çalışmanın kişisel marka algısını geliştirdiğini belirtiyor.

YUKSELMEK3333

Ön yazınıza özen gösterin

“Bu iş ilanı tam da bana göre” dediğiniz ve iş başvurusu yapmak istediğiniz ilanlarda ön yazı yazmayı alışkanlık haline getirin ve başvuracağınız firmaya özel ön yazı yazın. Ön yazınızı oluştururken o pozisyona neden uygun olduğunuzu, neden sizi almaları gerektiğini düzgün ifadelerle belirtin.

Yeni şeyler öğrenmeye devam edin

İşsiz olmanın getirdiği yılgınlıkla zamanınızın boşa akıp geçmesine izin vermeyin. Çalışmak istediğiniz alana ait iş ilanlarında adaylarda hangi özellikler aranıyor? Hangi kriterler ağır basıyor? Buna dikkat ederek CV’nizde eksik gördüğünüz alanları doldurmaya ve kendinizi sürekli olarak geliştirmeye dikkat edin. Boş vaktinizi düzgün değerlendirerek eksikliğini hissettiğiniz alanları, kurslarla ve sertifika programlarıyla tamamlayın.

İş alanındaki çevrenizi geliştirin

Aynı mesleğe sahip olduğunuz ya da bulunmak istediğiniz sektörlerdeki insanlarla daha çok iletişime geçin. Bugünün deyimiyle “Network’ünüzü genişletin” ve bu durumun yalnızca sosyal hayatınızı değil kariyerinize de etki edebileceğinizi unutmayın. İlerlemek istediğiniz alandaki insanların bulunduğu seminerleri, konferansları, topluluk etkinliklerini kaçırmayın.

IQ vs. EQ: Duygusal Zekası Yüksek Insanların Özellikleri

Duygusal zeka kavramı; ilk ortaya çıktığı zaman, ortalama IQ’ya sahip insanların yüksek IQ’ya sahip insanlara göre neden daha başarılı olduklarını bize açıklamıştı. Bu olağan dışılık IQ’nun başarının temeli olduğu konusundaki inancı da sarsmıştır.

Duygusal zekası yüksek insanların özellikleri konusunda yapılan araştırmalar, bu kişilerin iş hayatında başarılı olduğunu göstermiştir. Başarılı insanların %90’ınında duygusal zekanın yüksek olması bu bağlantıyı bize açıklıyor.

Duygusal zeka bizler için çok da somut olmayan bir kavram. Davranışlarımızı nasıl yönettiğimizi, sosyal zorluklarla nasıl başa çıktığımızı ve olumlu sonuçlara ulaşmak için ne tarz kararlar verdiğimizi duygusal zeka (EQ) belirliyor.

EQ oldukça önemli olmasına rağmen, ölçümü ve geliştirilmesi için neler yapılması gerektiği konusunda işler zorlaşıyor. EQ’yu ölçmek için bilimsel olarak kanıtlanmış testler var, ancak bunlar çok pahalı. Peki EQ’su yüksek olan insanların özellikleri nelerdir?

1. Duygular konusunda güçlü bir sözcük dağarcıkları vardır.

b1

Bütün insanlar duyguları deneyimlerler ancak çok azının onları olduğu gibi tanımlama yeteneği vardır. Yapılan bir araştırma insanların sadece %36’sının bunu yapabildiğini ortaya koyuyor ve bu büyük bir problem, çünkü duyguları tanımlayamamak çoğunlukla yanlış anlaşılmaya, mantıklı olmayan kararlara ve kişiye zarar veren durumlara yol açıyor.

Yüksek duygusal zekalı insanlar genelde duygularını tanıma konusunda çok iyidirler, çünkü onları anlayabilirler ve geniş bir sözcük dağarcığı ile onları tanımlayabilirler. Çoğu insan kendini sadece “kötü” hissettiğini söyleyerek tanımlarken, yüksek duygusal zekalı insanlar kendilerini öfkeli, sinirli, haksızlığa uğramış ya da endişeli olarak karşı tarafa aktarabilirler. Sözcük seçiminde spesifik oldukça, duygularınızı anlama, nedenlerini bulma ve neler yapabileceğiniz konusunda daha iyi sezgilerimiz olmaktadır.

2. İnsanlar konusunda meraklıdırlar.

b2

İçe dönük ya da dışa dönük olmanız fark etmeksizin, duygusal zekası yüksek olan insanlar etrafındaki herkes konusunda meraklıdırlar. Bu merak empatinin bir ürünüdür ve empati de yüksek EQ’lu insanların en önemli özelliklerinden biridir.

3. Değişimleri kabul ederler.

Duygusal zekalı insanlar uyum sağlam konusunda esnektirler. Değişim konusundaki korkunun harekete geçmeyi önleyici, başarı ve mutluluk içinse bir tehdit olduğunu bilirler. Onlar değişimi ararlar ve bu değişimler için bir plan oluştururlar.

4. Güçlü ve zayıf taraflarını bilirler.

Duygusal zekaya sahip insanlar yalnızca duyguları anlamazlar, ne konuda iyi olduklarını ve ne konuda kötü olduklarını bilirler. İplerin kimin elinde olduğunu ve başarı için nasıl bir çevrede olması gerektiklerini bilirler. Yüksek bir EQ (duygusal zeka)ya sahip olmak, güçlü taraflarını bilmek ve onları kendi avantajın için kullanmak demek olduğu kadar, zayıflıklarını da tanıyarak kişinin kendisini başarı yolunda nasıl etkilediğini bilmek anlamına gelir.

5. Karakter analizi konusunda iyidirler.

Duygusal zeka; sosyal farkındalık yani diğer insanları tanıma, onların hakkında bir şeyler bilme ve onların ne yapacaklarını anlama ile yakından alakalıdır. Zaman içinde, bu yetenek sizi iyi bir karakter analisti yapar. İnsanlar sizin için artık gizemli değildir. Onların karakterlerini, değerlerini ve hatta madalyonun öteki yüzündeki insanı bile görebilirsiniz.

6. Çoğu şey onları incitemez.

Duygusal zekası yüksek olan insanlar aynı zamanda kendine güvenen ve açık fikirli insanlardır. Kendi kendilerine eğlenebilirler ve insanların onlarla ilgili şakalarına gülebilirler, çünkü kendi zayıflıklarına ve olumsuz yönlerine aşikar oldukları için, bunları espri konusu yapabilirler.

7. Kendilerine ve başkalarına hayır demeyi bilirler.

Duygusal zekalı insanlar kendilerini kontrol etmeyi bilirler. Dürtüsel davranmaktan kaçınırlar ve anında istedikleri olsun istemezler*. Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre, hayır deme konusunda zorlanan insanların daha fazla stres, tükenme ve hatta depresyona maruz kaldıkları bulundu. “Hayır.” kullanmaktan korkmamanız gereken güçlü bir sözcük. Hayır demeye gelindiği zaman, duygusal zekası yüksek olan insanlar “yapabileceğimi düşünmüyorum” ya da “ emin değilim” gibi sözcük kalıplarını kullanmaktan kaçınırlar. Hayır demek sizin kendinizi adadığınız şeyleri tamamlamanız için bir fırsattır.

8. Hata yapma konusunda rahattırlar.

Duygusal zekası yüksek olan insanlar kendilerini hatalardan uzak tutarlar, fakat onları da unutmazlar. Hataları güvenli bir uzaklıkta tutarak, başarılı bir gelecek için uyum sağlarlar. Bu biraz da hatalarınızı hatırlamak ve onlara takılı kalmak arasındaki ince çizgide dikkatlice yürümek gibidir. Hatalarınıza çok fazla takılı kalırsanız, kaygı ve utanç yaşarsınız; fakat onları unutmak da yine bu hataları tekrarlamanıza yol açar. Hatalarınızı sizi güçlü kılan şeylere dönüştürmek için anahtar nokta onlara takılı kalmak ve unutmak arasındaki dengedir.

 

9. Karşılıksız olarak bir şeyleri yaparlar.

Birisi size karşılığında hiçbir şey beklemeden bir iyilik yaptığı zaman, bu sizin üzerinizde güçlü bir etki yaratır. Duygusal zekası yüksek olan insanlar bağları güçlü olan ilişkiler kurarlar, çünkü onlar başkalarının onlara ne katkı sağlayacağını düşünmeden iyilik yapabilen insanlardır.

10. Kin tutmazlar.

b10

Kini beraberinde getiren negatif duygular aslında stresin bir işaretidir. Bedeninizi ‘kaç ya da savaş’(fight or flight response) durumuna geçiren bir olayı düşünün, hayatta kalma mekanizmalarınız bir tehditle yüzleştiğinizde sizi savaşmanız ya da kaçmanız için zorlar. Tehdit çok yakında olduğu zaman, bu tepkiler hayatta kalmanız için önemlidir, fakat modern hayatta bu mekanizmalarınız biraz da eskide kalmıştır ve bu stres durumu sağlığınızı bile kötü etkileyecek boyuttadır. Emory Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada stresin yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır. Kin tutmak aslında stresli olduğunuz anlamına gelir ve duygusal zekası yüksek olan insanlar stresin aslında ne kadar zararlı olduğunu bilirler. Kin tutmamak hem sizi iyi hissettirecek, hem de sağlığınızı daha iyi yapacaktır.

11. Zararlı insanları değiştirebilirler.

Zorlu insanlarla uğraşmak yorucu ve beyhude bir çabadır, fakat yüksek-EQ’lu insanlar bu tarz insanlarla etkileşimlerini kontrol edebilirler. Böyle bir insanla yüzleşmeleri gerektiğinde duruma mantıklı yaklaşırlar. Duygularının farkındadırlar, ve öfke ya da hayal kırıklıklarının karışıklık yaratmasına izin vermezler. Zor insanların dayandıkları noktaların farkındadırlar ve çözüm bulup ortak bir noktada bu insanlarla uzlaşabilirler.

12. Mükemmeli aramazlar.

Duygusal zekası yüksek olan insanlar mükemmeli hedef olarak koymazlar çünkü böyle bir şeyin olmadığını bilirler. İnsanlık, doğası gereği hata yapar. Mükemmellik sizin için asıl amaç olduğu zaman, sürekli sizi yaptığınız işi bırakmaya zorlayacak ya da sizi aşağıya çekecek bir hata bulacaksınızdır. Yaptığınız hatalar konusunda ve onlar yerine ne yapacağınız konusunda zaman harcamayı bırakıp, farklı davranın ve gelecekte neleri değiştirebileceğinizi, neleri başardığınızı ve neler yapacağınızı düşünün.

13. Sahip olduklarına değer verirler.

Minnettar olduğunuz şeyleri düşünmek stresinizi azaltan etmenlerden biridir. Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmada, minnettarlık duyan ve duyulan insanların duygu durumlarının, enerjilerinin ve fiziksel hallerinin geliştiği görülmüş. Düşük kortizol düzeyinin bunda etkili olduğu düşünülüyor.

14. Kendi başlarına kalabilirler.

Günümüz dünyasında teknoloji sürekli bir iletişim sağlamasının yanında insanlardan sürekli çalışmalarını bekleyen bir alan yarattı. 7/24 müsait olduğunuz bir işte çalışıyorsanız, yoğun stres altındasınız demektir. Telefonlarınızı biraz kapalı tutmanız, bedeninize ve aklınıza bir ara vermeniz size iyi gelecektir. Psikolojik araştırmalar, e-mailinize bile bir süre bakmamanızın stresinizi azaltan etmenler arasında olduğunu göstermektedir. Kendilerine özel zamanlar ayırmak duygusal zekası yüksek olan insanların özelliklerinden biridir, çünkü bu streslerini kontrol altında tutmalarına ve anı yaşamalarına izin verir.

15. Kafein tüketimleri azdır.

Kafein içeriği yüksek olan içecekleri aşırı oranlarda tüketmek ‘kaç ve savaş’ mekanizmasının nedeni olan adrenalin hormonunun salgılanmasına yol açar. Kaç ve savaş mekanizması sizi mantıklı düşünmekten uzaklaştırır. Bir ayı size saldırırken bu mekanizma baya faydalıdır, ancak e-maillerinize cevap verirken değil. Kafein bedeninize ve vücudunuza aşırı stres yüklüyorsa, duygularınız davranışlarınızdan hızlı hareket etmeye başlar. Duygusal zekası yüksek olan insanlar kafeinin bir baş belası olduğunu bilirler ve onu aşırı tüketmemeye çalışırlar.

16. Uykularını yeterince alırlar.

b18

Stresle baş etmenizi sağlaması konusunda ve duygusal zekanızı artırması konusunda uykunun önemi ne kadar anlatılsa azdır. Uyurken beyniniz yeniden şarj olur, o günkü anılarınız saklanır ya da silinir (bu da rüyalara neden olur), bu yüzden uyandığınızda daha sakin ve boş bir beyinle uyanırsınız. Duygusal zekası yüksek olan insanlar uykularını alamadıkları zaman, kendilerini kontrol etmenin azalacağını, dikkat ve hafızalarının zayıflayacağının farkındadırlar, bu yüzden uyku onlar için önceliklidir.

17. Kişisel konuşmalarında olumsuzluklardan kaçınırlar.

Negatif düşüncelerinize dalıp gittikçe, onlara daha fazla güç vermiş oluyorsunuz. Çoğu olumsuz düşüncemiz sadece düşüncedir, gerçekler değildir. Bir şeyin her zaman olduğunu ya da hiçbir zaman olmadığını hissettiğiniz zaman, bu sadece beyninizin bir tehlikeyi algılama yöntemidir. Duygusal zekalı insanlar düşüncelerini gerçeklerden ayırabilirler ve böylece negatif düşüncelerin kısır döngüsünden kurtulurlar, pozitif ve yeni sonuçlara bakarlar.

18. Hiç kimsenin kendi eğlencelerine engel olmasına izin vermezler.

Duygusal zekası yüksek olan insanlar yaptıkları hakkında iyi hissederken, hiç kimsenin fikirlerinin ve art niyetli davranışlarının onları mutluluklarından alıkoymasına izin vermezler. Diğerlerinin düşüncelerini tamamen umursamamak imkansızdır ama duygusal zekası yüksek insanlar başkalarının düşüncelerine göre kendilerine şekil vermezler. Kişinin kendi değerinin başkalarının ne dediği ya da düşündüğü ile ilgisi olmadığını bilirler.

Efsane İşadamı Sabri Ülker’den Yadigâr 15 Yöneticilik Dersi

Akşama babacığım unutma Ülker getir!

Ülkemizin tüm çocuklarına onlarca yıldır bu melodiyi neşeyle söyleten efsane iş adamı Sabri Ülker, mütevaziliği, çalışkanlığı ve ileri görüşlülüğü ile adeta bir roman kahramanı.

Sabri Ülker’in yöneticilik ile ilgili 15 dersini aşağıda bulabilirsiniz, keyifli okumalar

1. “Sabah Erken Kalk, Kahvaltıyı Atlama, Kahveni Kendin Pişir!”

Sabri Ülker’in, aile ile birlikte geçirilen Pazar günleri haricinde, en önemsediği faaliyetlerden birisi kahvaltı. Muhtemelen aşırı yoğun iş temposuyla geçen uzun yıllar sırasında çocuklarıyla iş dışı bir günlük/rutin baba-oğul ilişkisi kurabilmek, onlara kendi elleriyle hizmet etmek/babalık gösterebilmek için özellikle işlevselleştirdiği beşerî bir tören olmuş kahvaltı. Kahvesini kendi pişirmesi de cabası…

2. “Sen Toplantıya Çalışma, Toplantı Sana Çalışsın!”

Plaza insanlarının belası: Toplantı. İş hayatına üretimde (çalıştığı fabrikanın hamur dairesi) başladığı ve ömrü boyunca üretimden kopmadığı için zaman ile üretkenlik/verimlilik ilişkisini güçlü biçimde kurabilen sanayici hassasiyetle bitmek bilmez toplantıların verimliliği konusunda takıntılı…

3. “Herkes fikir üretirse malı kim üretecek?!”

p3

Bir şirket yöneticisi, toplantılardaki suskunluğu ve tartışmalara katılmaması nedeniyle kapalı kapılar ardında eleştirilmektedir.

Sabri Ülker kaşlarını yukarı kaldırıp odadaki herkesin yutkunmasına neden olan yorumunu yapar: “Kafası hiç çalışmıyor gibi gözükür. Aslında beyni her söyleneni sünger gibi emer. Tatbikatta ise çok inatçıdır. Bize böyle yöneticiler de lâzım. Herkes fikir üretirse, malı kim üretecek?”

4. “İşin hilesi dürüstlük!”

Sabri Ülker’in ismi, sıfatından daha hızlı büyümüş. Hatta, şirketinden ve banka hesabından da… Aşağıda bizi sahiden de dikkat çekici bir örnek bekliyor.

İlk paragrafta Sabri Ülker’in uzun yıllar danışmanlığını yapmış Dr.Mustafa Özel’e, ikinci paragraftaysa 50. Yıl etkinlikleri sırasında yaptığı konuşmayla bizzat Sabri Ülker’in kendisine bağlanıyoruz…

“1958 devalüasyonundan sonra, ülkede temel meta fiyatları sık sık yükselmekte, dolayısıyla sanayiciler de ürünlerine boyuna zam yapmaktadır. 27 Mayıs darbesinden birkaç ay önce, her nasılsa çok yükselen un fiyatı hükümet kararıyla geri çekilmiş, dolayısıyla elinde unlu mamül bulunanlar zarara uğramışlar. Sabri Ülker, bütün toptancılarına kendi el yazısıyla birer mektup gönderip, ellerindeki bisküvi miktarları bildirmelerini istemiş. Mevcut stoğu tespit ettikten sonra, eski (yüksek) bisküvi fiyatıyla yeni (düşük) fiyat arasındaki farkı hesaplamış ve bu farkı her bir toptancın bir sonraki siparişinden düşmüş. Böylece toptancılar, kendileri için önemli olabilecek bir zarardan kurtulmuşlar.

“27 Mayıs darbesinden sonra, ortalığa şöyle bir laf yayıldı: ‘İhtilalciler fiyatların düşmesini emretmişler! Yakında fiyatlar düşecek!’ Piyasalar bıçak gibi kesilmiş. Anadolu tüccarı kesesinde banknotlarıyla İstanbul’a gelmiş olsa bile, fiyatların düşmesini bekliyor, mal almıyor. Tabii, bizim bunlardan haberimiz yok, çünkü satışlarımız neredeyse ikiye katlanmış. Sonradan işittik ki, kumaştan züccaciyeye kadar hiçbir yerden mal almayanlar, ‘Boş dönmektense bisküvi alalım, nasılsa Sabri Bey fiyatlar düşse bile zararımızı öder’ diyorlarmış!”

5. “Sermayesini servet yapan soba ateşine çıra olur!”

Göztepe’deki evini 1968 yılında yeni fabrika yatırımı yapabilmek için satar. Bir sonraki evini ancak 1982’de alacak, o tarihe kadar tüm kazanımlarını fabrikalarını büyütmek için sermaye yapacak, “Zengin olan şirket olmalı. Sahibi zengin olup kendisi fakir olan şirketin nefesi çabuk tükenir. Sermayesini servet yapan patron soba ateşine çıra olur” diyecektir.

6. “Biz bu işe giremeyiz, bu iş çok kârlı! Bana süt kokan işler getirin!”

p7

“Asıl işi yumurta ticareti oan bir tüccar, petrol işine girmeye karar vermişti. Galiba bir milletvekilinin tavassutuyla İstanbul’un dört yerinde petrol istasyonu kurmak istiyordu. Yaptığı fizibiliteye göre iş % 400 kârlı gözüküyordu. Sanıyorum 500 bin dolar kadar bir ek sermayeye ihtiyacı vardı ve Sabri Ülker’in bu işe ortak olmasını istiyordu.

Ben iyi bir iş yakalamış olma heyecanıyla dosyayı hemen Sabri Bey’e götürdüm. şöyle beş dakika kadar inceledikten sonra, ‘Biz bu işi yapamayız’ dedi. Neden efendim? ‘Çünkü bu iş çok kârlı.‘ Bir tuhaf olmuştum. Bu işi yapamayız çünkü çok kârlı! Sabri Bey’in ciddiyetini bilmesem benimle dalga geçiyor derdim. ‘Kârlı iş iyi değil mi’ diye mırıldandım. ‘Kârlı iş herkese yaramaz oğlum. Biz % 5, % 10 kâra alışmış insanlarız. Yüksek kâr bizi bozar!’ dedi.

Donakalmıştım. Yüzümün hangi renge girdiğini tahmin edemem. Benim bu kadar tuhaflaşmış olmama şaşıran Sabri Bey devam etti: ‘Sen petrol işinden anlıyor musun Mustafa? Hiç bu işi yaptın mı?’ Hayır efendim. ‘Eee, ben de anlamıyorum. İş kötü giderse, paramız batar. İyi giderse, bizden bilmezler. Petrol kokusu iyi koku değildir. Sen bize, bizim işimizle irtibatlı dosyalar getir. Süt koksun, buğday koksun, kakao koksun!’

7. “Rakibinin Aleyhinde Konuşmak Defodur!”

Aynı sektör ve iş kolunda çalışan şirketlerin belini kırmaya yönelik yıkıcı rekabet taktiklerini hiçbir zaman benimsemez… Bu yönüyle sektördeki rakiplerinin de saygısını kazanır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8. “Süte Hâkim Olamayan Dondurma Yapamaz!”

p8

Efendim, yazın sıcaklar başlayınca bisküvi ve bilhassa çikolata tüketimi azalıyor. Bu yıl dondurma işine başlasak mı?‘ diye sorduğumda, kulaklarıma altın küpe olan şu cevabı vermişti: ‘Süte hakim olamayan, dondurma yapamaz evladım!’

Son on yılda pek çok sektörde dillere pelesenk olan kademeli, yatay ve organik entegrasyon fazları kuramlarının (Convergence ve Divergence tartışmaları) işaret ettiği gerçeği erken fark etmiş gözükmektedir. Bir ayağı gazda olsa da, bir eli hep frendedir.

9. “Bisküvi Yapar, Bisküvi Satarız!”

Ülker’in yakın zamanda emekli olan üst yöneticilerinden Necdet Buzbaş’ın aktardığına göre bir gün Buzbaş, Sabri Ülker’le birlikte Trabzon uçağına binmek için Atatürk Havalimanına gider.

Bekleme salonunda onca boş koltuk olmasına rağmen yanlarına bir amca gelip oturur, konuşmalarına kulak kesilir ve birden konuşmaya tam ortasından dalıverir: “Ne işle meşgulsünüz?

Sabri Ülker tevazuyla “Bisküvi yapar, bisküvi satarız” der.

Bu tevazunun karşılığı, kulak misafiri amcanın cevabıyla uzun yıllar unutulmayacak bir gurur nişanı olacaktır: “Madem bisküvi yapıyorsunuz bari Ülker gibi yapın!”.

10. “Dile Dökerek Değil, Örnek Olarak Çalış!”

Fikir üretmek ve görüş belirtmek olmazsa olmaz. Ama uygulamaya bir türlü geçemeyip sürekli konuşur olup gözükmek de biraz sıkıntılı.

Hiçbir sanayicinin uygulamaya dönüşmeyen lafların debisinin artmasına tahammülü uzun sürmez… Sabri Ülker’in kalbi kırmadan ama kulağa küpe yapabilmek için biraz da vurgulayarak kullandığı ihtar sözlerinden…

11. “Kekin En İyisini Şimdi Yaparsak, Bisküvi Yapmayı Unuturuz!”

Ülker’in kek üretimine başlamak için ortaklık masasına oturduğu uluslararası bir gıda devi ile görüşmeler sona yaklaşmaktadır. Ancak danışmanlarının ortaklığın maliyetinin yüksek olmasına ilişkin “İstesek bu kekin en iyisini yaparız, bu parayı/payı onlara vermeye lüzum var mı?” sorusuna muhatap olur.

Sabri Ülker’in cevabı, bugün Holding’lerin ve işletme gurularının dillerine pelesenk olmuş “Ana odak işlere (core business) odaklan” sözünün (Ve Amerikalılar’ın kullanmaya bayıldığı “bir seferde bir adım” veczinin) o günlerdeki replikasıdır: “Elbette yaparız ama kekin en iyisini şimdi yaparsak bisküvi yapmayı unuturuz”

12. “Her Zaman bir B Planın Olsun!”

Sabri Ülker’in üretime başladığı tarih 1944… İkinci Dünya Savaşı sürüyor. Kendisi de bizzat (Kırım’dan) muhacir/göçmen. 50 - 60 arası parti çekişmelerini yakından izliyor, şahit oluyor. 60 İhtilali’ne de.

Muhtemelen bu yıllar boyunca pek çok kez tüm kazanımlarının (basitçe para veya fabrika diye düşünmeyelim, tüm o emek, kahır ve sabırın), ne kadar büyük olursa olsun, pekala bir gecede buhar olabileceğini hissetmiş, olmalı.

Dilinden düşürmediği Her zaman bir B Planın olsun!tavsiyesi sadece konjonktürel üretim/ortaklık/finans meselerinden ibaret olmaktan çok “her şeye dair” algılanabilir.

13. “İşinin Ehli ile Çalış!”

Sabri Ülker’in gerek yönetici transferlerinde gerek yurt dışından uzman getirtme yönteminde (İş dünyasının efsane ismi Tekfen kurucusu Nihat Gökyiğit “Yurt dışından uzman getirtmeyi Sabri Bey’den öğrendik” demişti) gerekse de iş ortaklıklarının seçimindeki titizliği, en sık başvurduğu sözlerden biri olan “İşinin ehli ile çalış!” düsturuna uygun düşüyor.

Sözgelimi, geçtiğimiz günlerde (Nisan 2015) Ülker’den emekli olan ve uzun yıllar Ülker’in tepe yöneticiliği görevini sürdürmüş Metin Yurdagül, holdinge katılmadan önce Sabri Ülker’in Turyağ’da pazarlık masasına oturduğu ve yağın teknik özelliklerini konuştuğu, tartıştığı isimdi.

14. “Müşterinize Para Kazandırın!”

“Müşterinize para kazandırın. Müşteriniz, sizinle yaptığı ticaretin kârından memnun olsun.
Bununla beraber, ilişkileriniz ilkeli, öyle dürüst ve öyle samimi olsun ki; bu operasyonda sizin istihdam edilmiş olmanızdan da memnun olsun.

Haklarımızı korumak adına müşteriyi zorlamayın. Ama müşteri ile iyi geçinmek adına haklarımıza da halel getirmeyin.”

Ülker’de “müşteri” bayi/bakkal/satıcı anlamına geliyor. Son kullanıcı ise “tüketici” olarak adlandırılıyor.

15. “Dinlemeyi Bilmeyen Yönetmeyi Bilemez!”

Merhum Sabri Ülker kendisinden tavsiye isteyenlere “Adım Sabri, size de sabırlı olmayı tavsiye ederim” demesiyle nam salmış.

Bu sabrı en görünür kıldığı anlar karşısındakini sabırla dinlediği anlar.

Bugün de muhafaza edildiği söylenen küçük odasında işçilerle doğrudan konuşması ve kendisine vaziyet, şikayet, öneri aktarmaktan çekinenler için hazırlattığı “Arzuhal kutusu”, “Öneri, akıl küpü kutusu” ile dinleme (ve yöneticilerinin de denetlendiği bir tür iç kontrol mekanizması olmalı) özelliğini sözde bırakmayıp yazılı ortama da geçirmiş. (Bu kutular, internet/mail iletişiminin olmadığı dönemlerde bu işlevi de üstlenmiş).

Öneriler arasında değer bulduklarına yıl sonunda bizzat ödül vererek bu sitemi kullanmayı teşvik etmiş.

 

Sıkıcı Özgeçmişlerden Kurtulun! İşte Yaratıcılıkta Sınırları Zorlamış 20 Dikkat Çekici CV

“Bir sürü yere CV yolladım, cevap bile vermiyorlar!’’ diyenlerden misiniz?

Vermiyorlar; çünkü istediğimiz kadar başarılarla, şahane okullarla, tecrübelerle dolu CV’ler hazırlayalım, yüzlerce, binlerce aday arasından öne çıkabilmek, dikkat çekebilmek gerçekten çok zor. Herhalde hiçbir İK yetkilisi de birbirinin aynısı, donuk, sıkıcı kağıt yığınlarına bakmak zorunda olmaktan hoşlanmıyordur.

CV’leri dikkat çekici hale getirelim; ama nasıl? İşte ilham alabileceğiniz, “Farklılıklar nasıl ortaya koyulur?” derecesinde hazırlanmış yaratıcı ve sıra dışı CV’leri sizler için derledik!

1. Adeta dikkatlerden kaçamasın diye hazırlanmış

blog1

Çizim yapmaya olan merakınız kadar bu konudaki yeteneğinizi de oldukça ikna edici biçimde işte böyle gösteren Sercan Bey’i tebrik ediyoruz

2. Konsept tasarıma nefis bir örnek

blog2

CV’lerde en sık yaptığımız hata, her başvuru için aynı formatı kullanmak oluyor. Halbuki Sid Santos, tişörtten ambalaja kadar çeşitli konseptlerde tasarım yapabildiğini CV’sini böyle farklılaştırarak göstermiş.

3. Hem zarif, hem de yaratıcı

blog3

Yeteneklerin yüzde verilerek üstüne konumlandırıldığı o kartela CV’nin tüm havasını hemen değiştirmiş.

4. Yalnızca bir kağıttan ibaret bırakmak zorunda da değilsiniz.

blog4
Lucia Paul’un bu çok zarif örneğinde de olduğu gibi, çalışmalarınızı portfolyo halinde defterleştirebilirsiniz.

5. Tek sayfada alt alta listelerken de sıkıcılıktan uzak kalmak mümkün.

blog5

Tudor Deleanu, format olarak klasiğe yakın bir çizgi seçmiş; ve pek çoğumuzun CV’sinde olduğu gibi, deneyim ve becerilerini alt alta listelemiş. Ancak bunu yaparken hem renkleri hem de hizalamaları kullanışı CV’yi sıkıcı olmaktan hemen çekip çıkarıyor.

6. Hayatın zaman tüneli

blog6

Rybak, yıllar içindeki kişisel ve kariyer yolculuğunu bir zaman tüneli haline getirerek hem kolay okunur, hem de ilgi çekici bir sonuca ulaşmış diyebiliriz.

7. Fakat sizin daha sade ve ciddi bir tarzınız olabilir.

blog7

Yaratıcılık adına ciddiyetten çıkmak da şart değil. Çok küçük farklılaştırmalarla klasikle dikkat çekiciliği dengeleyebilirsiniz.

8. Veya “Her şey yazsın” diyenlerden olabilirsiniz.

Bunun için 4 sayfalık CV hazırlamanıza da gerek yok; epey fazla yazı var ama gayet güzel kurgulanmış ve tek sayfada özetlenmiş.

9. Kuşkusuz son derece yaratıcı bir başka tasarım

blog9

Jolie O’dell, iş deneyimlerini şarkı listesiymişçesine plak üzerine yerleştirmek suretiyle oldukça güzel bir iş çıkarmış ve hakikaten dikkat çekici olduğu kadar güzel de.

10. Kişiyi daha CV’nizi okumaya başlamadan etkilemek mümkün.

blog10

Sarı yeteri kadar parlak ve iddialı; siyahla böyle birlikte kullanımı ise son derece cesur olmuş.

11. Western formatı

blog11

Bizce gayet şık tasarlanmış bir başka örnek. Fontların kullanımından, kağıdın size hissettirdiği dokuya kadar her şey birbiriyle uyumlu.

12. Kendinizi en hızlı biçimde ifade edebilmeniz yeterli.

blog12

İlla çok şaşaalı ve iddialı örneklere gerek yok. Devamlı fikir geliştirip bunları bir yerlere karalayıp duran üretken bir beyne sahip olduğunuzu işte bu CV gayet güzel anlatabilir.

13. Metro haritası kimin aklına gelirdi?

Kısa ve özet bilgi vermenin en sıra dışı biçimlerinden biri bu örnekte karşımıza çıkıyor. Belki gerçekten de, bildiğimiz şeylerle yaptığımız işler bizleri kariyer başarısına taşıyacak yolun istasyonlarıdır.

14. En iddialısı bende olsun diyebilirsiniz.

blog14

Çok fazla yazı ve açıklamaya gerek bırakmadan dikkatleri derhal çeken türde bir örnek daha.

15. Mimarlık alanında bir kariyeriniz olabilir.

blog15

Yaratıcı CV’ler elbette yalnızca grafik tasarım ve dijitalcilerden çıkmıyor. Hiçbir iş alanı, sıra dışı ve dikkat çeken bir CV oluşturmanıza engel değil.

16. Bırakın iş kişiselleşsin.

blog16

Denise adeta kendi çalışma masasının bir kopyasını CV’ye çıkararak son derece dikkat çekici bir CV hazırlamış.

17. “Biçilmiş kaftan”!

blog17

Dikiş alanındaki beceriye dikkat çekmenin daha kolay bir yolu herhalde olmazdı. Kumaş gibi sıra dışı olduğu kadar, anlatılan şeyi vurgulamaya gayet güzel bir örnek olmuş.

18. Gerektiği kadar yere dikkat çekmek yeterli.

blog18

Fotoğrafınızın da klasik kullanımından bu biçimde uzaklaşabilirsiniz.

19. Ne de olsa Apple’dan mülakat koparmak kolay iş değil!

blog19

Craig Baute’nin bu zekice CV’si ise Apple tarafından görüşmeye çağırılmasına yetmiş. Akış diyagramı bizce de harika bir fikir; kendini nasıl da kolay okutuyor ?

20. Pixar gibi bir animasyon devinin dikkati ise, herhalde ancak böyle çekilebilirdi!

blog20Brian Moose, kendi hazırladığı bu vintaj film çantasının içine de illüstrasyonlarını içeren bir defter yerleştirmiş.

İnternette kısa bir aramayla daha pek çok özenli, zekice ve yaratıcı olarak hazırlanmış örneğe ulaşmak mümkün. Eğer o Word’de yazılıp PDF’e çevrilmiş dümdüz ve sıkıcı kağıt senin kişiliğini ve yeteneklerini yansıtmıyorsa, yansıtır hale getirmek senin elinde ?

Atatürk’ün Girişimcilik Üzerine Söylediği 17 Motivasyon Cümlesi

Cesaret ve motivasyon bir girişimcinin en çok ihtiyacı olan iki şey. Ve Atatürk’ün çalışkanlık üzerine söylediği bu sözler, girişimcilerin ihtiyacı olan cesaret ve motivasyonu, içinde barındırıyor. Çünkü biz çalışkan olmayı ve girişimci olmayı onun eserlerinden öğrendik.

1. ‘Ben’ yerine ‘biz’ demeyi öğrenin.

2. Aceleci olmayın.

3. Rahatlık düşmandır.

4. Verim ve neticeye önem verin.

5. İşinizin başında durun.

6. Kestirme yol yoktur; bu yüzden daha fazla çalışın.

7. Fark yaratabileceğiniz bir işe girin.

8. Cesaretli olun.

9. Saygınlık beklemeyin, onu başarınızla kazanın.

10. Asla pes etmeyin.

11. Ve rekabetten korkmayın.

12. Aklınıza güvenin.

13. Adım atın.

14. Yardım etmeyi sevin.

15. Ve yardım istemekten de çekinmeyin.

16. Kendinizi zorlayın.

17. Unutmayın; zaman, en kıymetli varlığınız…

40’ından Sonra Yaptıkları Sıçramayla Başarının Yaşı Olmadığını Kanıtlayan 16 İkonik İnsan

Genç yaşta gelen başarı hikayelerinden biraz çıkalım; ve 40 yaşından sonra muazzam başarılar elde etmiş sayısız örneğin içerisinden bazılarına bakalım.

Bu 16 ikon “Hiçbir şey için geç değildir” sözüne inancımızı tazeleyeceği gibi, kuşkusuz herkese ilham kaynağı olacak.

1. Marvel efsanesinin yaratıcısı Stan Lee, ilk çizgi romanı “The Fantastic Four” yayınlandığında 40’ından gün alıyordu.

sp

Ve Örümcek Adam, X-Man, Iron Man, Hulk gibi efsaneler birbiri ardına geldi.

2. Donald Fisher, GAP markasını 40 yaşında yarattığında, perakendecilik hakkında en ufak fikri yoktu.

1969’da San Francisco’da küçük bir dükkanda doğan GAP, bugün dünyanın en büyük hazır giyim perakendecilerinden bir tanesi.

3. Vera Wang de moda endüstrisine 40 yaşındayken girdi.

Önceden artistik patinaj ve gazetecilikle uğraşan Wang, göz kamaştıran gelinlik ve abiyeleriyle şu an bir moda devi.

Bir çok ünlünün Vera Wang gelinliği ile evlendiğini burada belirtmeden de geçmeyelim.

4. Robin Chase, Uber’in atası diyebileceğimiz Zipcar’ı 42 yaşında 2000 yılında kurdu.

robin-chase-e-kampus

2011’de Zipcar’dan ayrılan Chase, şu an yeni girişimlere danışmanlık yapmakta ve aynı zamanda Dünya Ekonomi Forumu üyesi. Bu arada Uber 2009 yılında kuruldu.

5. Samuel L. Jackson, Hollywood’da nihayet bir sıçrama yapabildiğinde 43 yaşındaydı.

samuel-jackson-e-kampus

Spike Lee’nin Jungle Fever filmindeki rolüyle “En İyi Yardımcı Oyuncu” ödülü alana dek Jackson yalnızca küçük rollerde oynuyordu. Sonrasında ise Pulp Fiction‘dan Jackie Brown‘a, Django Unchained‘e başarılarının ardı arkası kesilmedi.

6. Sam Walton, ABD’li hipermarket devi Walmart’ı 44 yaşında kurdu.

sam-walton-e-kampus

Walmart’ın 2016 itibariyle 27 ülkede 11.535 şubesi bulunuyor.

7. Henry Ford, devrim niteliğindeki Model T’yi yarattığında 45 yaşındaydı.

1908 yapımı otomobil, dünyada orta sınıfın bütçesine uygun ilk otomobil olarak tarihe geçti. Model T 16,5 milyon sattı!

8. 46 yaşında The Ed Sullivan Show’da patlama yapana dek, Rodney Dangerfield pek de ünlü olamamıştı.

Efsane komedyen, bu sıçrayışın ardından birçok talk-show ve komedi programında da en tercih edilen isimlerden oldu.

9. “Türlerin Kökeni” yayınlandığında Charles Darwin 50 yaşındaydı.

Bu zamana kadar doğa ve tür bilimi konusundaki çalışmalarını sessiz sedasız yürüten Darwin, “Türlerin Kökeni” ile bilim dünyasını kökünden değiştirdi.

10. Julia Child, 50 yaşında yayımladığı ilk kitabının ardından dünyaca ünlü bir şef haline geldi.

Julie & Julia adlı filmde Meryl Streep, Child’ın hayatını canlandırdı.

11. Şok tabancasının mucidi Jack Cover, bu sıçramayı yaptığında 50 yaşındaydı.

Jack Cover, önceden NASA ve IBM’in de aralarında bulunduğu bilim ve teknoloji firmalarında bilim insanı olarak çalışmıştı. Taser şok tabancasını 1970’de icat etti.

12. Betty White 51 yaşından sonra dünyanın en çok ödül kazanan kadın komedyenlerinden biri oldu.

Yaşı yetenlerin büyük bir keyifle hatırlayacağı efsane dizi “Altın Kızlar”ın oyuncusunun ödülleri ve adaylıkları buradan görülebilir.

13. Taikichiro Mori, Japon gayrimenkul imparatorluğu Mori’yi 51 yaşında kurdu.

Öncesinde akademisyen olan Mori, 1992 yılında 13 milyar dolarlık bir servetle “Dünyanın en zengin insanı” seçildi.

14. Ray Kroc, McDonalds’ı kurumsal bir deve dönüştürdüğünde 52 yaşındaydı.

ray-kroc-e-kampus

15. Colonel Sanders, Kentucky Fried Chicken’ı 1952’de bayiliğe açtığında 62 yaşındaydı.

Sanders bundan 12 yıl sonra 1964’te, restoran zincirini 2 milyon dolara sattı.

16. Son olarak “Büyükanne Moses”, müthiş başarı yakaladığı ressamlık kariyerine başladığında 78 yaşındaydı!

Anna Mary Robertson Moses’ın tablolarından biri 2006 yılında 1,2 milyon dolara satıldı.

‘Kargo Bedava’ Yetmez: E-ticaret Sitelerinin Satışlarını Katlayan 11 Süreç Yönetimi Taktiği

Geçmişte müşterilerin alışveriş deneyimini rastgele yaşadığı düşünülürdü. E-ticaret firmalarını bu düşünceye sevk eden başlıca sebepler, yetersiz analiz araçları, müşteri davranışlarının çözümlenememesi ve satın alma süreçlerinin iyi optimize edilmemesiydi.

Tabii köprülerin altından sular aktı; günümüzde geçmişe oranla önemli derecede iyileşmeler olduğunu söyleyebiliriz. Müşterilerin rastgele alışveriş yapmadıkları, bir sorun / ihtiyaç odaklı davranış sergiledikleri ve birbirini tetikleyen alışveriş deneyimleri yaşadıkları artık bilinen bir gerçek.

Şu durumda, online mağazalarınızda uygulanabilecek birkaç pratik yöntemle satışların nasıl artabileceğini inceleyelim. Bu önerilere ek olarak www.e-kampus.com adresinden “E-ticaret Uzmanlığı Eğitimi” alabilirsiniz.

1. Doktor gibi düşünmek: Problemi anlayın ve tanı koyun

En basit haliyle, satın alma işlemi bir problemden yola çıkarak gerçekleşiyor. Ortada bir problem olduğunda haliyle çözüm noktasında da ihtiyaçlar doğuyor. Online perakendecilere bu noktada düşen görev ise öncelikle müşterilerinin muhtemel problemleri üzerine beyin fırtınası yapmak. www.e-kampus.com adresinde de bu konulara değiniyoruz.

2. Müşteriyi analiz edebilmek

Ürünlerin ne zaman, nasıl ve ne tür bir müşteri kitlesi tarafından satın alındıkları konusunda bir takım bilgilere sahip olmanız gerekiyor. Eğer halen müşterilerinizi tanımıyorsanız, bir an önce onları tanıyabilecek IT alt yapısını hazırlamanız önemli bir adım olur.

3. Büyük veriye bakabilmek

Büyük veri dediğimiz kavram bu noktada birçok seçenek sunarak en doğru kararı verebilmemiz de bize yardımcı olur. Fakat işletmenizde bu kavramı destekleyecek altyapı yok ise, en azından geçmiş dönemlere ait satın alma işlemlerini mevcut verileriniz doğrultusunda anlamlandırıp analiz ederek, doğruluk payı yüksek bir sonuca erişebilirsiniz.

4. Etkili kampanya kurguları yapabilmek

Satın alma sürecinin ilk basamağı olan problem saptama noktasında müşterilerinizin problemlerini çözüp ihtiyaçlarına karşılık veren ürünlerle ilgili içerikler paylaşmanız, müşterilerinizin karar verme sürecini olumlu yönde etkileyecektir. İçeriklerinizi pazarlayabileceğiniz (blog gibi) bir online mecra olması da ayrıca bu konuda size büyük kolaylıklar getirir. e-kampus.com adresinde “Sosyal Medya Uzmanlığı” eğitimi almanız bu kurguları daha rahat yapmanızı sağlayabilir…

5. Dikkat çekici ve görünür olabilmek

Nasıl ki dünyaca ünlü, konserleri yok satan sanatçılar şarkılarıyla olduğu kadar sahne gösterileriyle de adından ettirir, ve dünyaca ünlü markalar en işlek caddelerde en çekici vitrin tasarımlarına yer verir; e-ticaret firmaları da aynen bu örneklerde olduğu gibi, rakiplerinden sıyrılmak için dikkat çekici ve görünür olmak durumundalar.

 

 

 

 

 

 

 

6. Reklamı analizlere uygun yapabilmek

Satın alma sürecinin ikinci basamağında, müşterilerinizin hangi kaynaklardan size ulaştığını bilmeniz gerekiyor. Arama motorları gibi her gün milyonlarca potansiyel müşteriyi web sitelerine yönlendiren yerlerde, SEO vb. tekniklerin de desteğiyle ön plana çıkabilmek önemli getiriler sağlar.

Müşterilerinizin sıkça ziyaret ettiği web sitelerine reklam verebiliyor olmanız elbette gücünüzü gösteren önemli bir etkileşim noktası. Ancak burada ve her yerde dikkat etmeniz gereken en önemli şey, basitlik. Markanızı veya ürününüzü, basit ve etkili bir şekilde ifade edebilecek iletişim dilini keşfetmeniz gerekiyor. Yine e-kampus.com adresinde “Sosyal Medya Uzmanlık Eğitimi” bu konuda size yol gösterebilir.

7. Müşterinin kararına olumlu etki edebilmek

Müşterileriniz e-ticaret sitenizi ilk kez ziyaret ettiğinde, çoğunlukla hemen bir alışveriş işlemi gerçekleştirmez. Rakiplerinizin de sunduğu kampanya ve fırsatları değerlendirmek ister. Bu durumda müşterileriniz, otomatik olarak fiyat / performans odaklı bir değerlendirme sürecine dahil olmuş olur. Burada markanıza dair bir güven yaratmanız, ödeme seçeneklerindeki kolaylıklar, teslimat ve iade konusunda sunacağınız avantajlar, karar verme sürecini olumlu etkiler. Bu biraz “Pazarlama ve Satışta Uzmanlık Eğitimi” konusunu da giriyor

8. Kitleye göre iletişim kurabilmek

Bir kampanya kurgusu yaptığınızda o ürünleri satın alacak müşteri kitlesinin ekonomik ve sosyo-kültürel konumu da değerlendirmelerinize katmanız size avantaj sağlar. Kampanyada vereceğiniz mesaj ve iletişim dili bu noktada çok önemli. Rakiplerinizden sıyrılmanız ve müşterilerinizin beklentilerine yanıt veren bir yaklaşım içinde olmanız gerekiyor.

9. Ürün yorumlarını kullanıcılardan gizlememek

Satın alma süreçlerini olumlu/olumsuz olarak etkileyen bir diğer etken de bu. Satın alınan ürünler hakkında yapılan değerlendirmeler ürünün satın alma süreçlerini doğrudan etkiliyor. Ürün yorumlarına kullanıcılardan gizlemeden, kolaylıkla ulaşabilecek ve görünebilecek bir noktada yer verilmesi, müşterilerin ürünler hakkındaki karar verme süreçlerini hızlandırıyor.

10. Ürün puanlama sistemini işletmek

Müşteri yorumlarına ek olarak ürünün diğer kullanıcılar tarafından puanlanıyor olması, yorumlara olan güvenin artmasını sağlar ve olumlu bir imaj oluşturur. Müşterileriniz birden fazla ürünü satın almak isteyebilirler.

İPUCU: Bu noktada onların işini kolaylaştırmamız gerekiyor. Klasik metotların dışında ürünleri açılan bir pop-up pencere vasıtasıyla sepetlerine ekletebilirsiniz. Bu sayede kullanıcılar alışverişlerine daha kolay devam ederler ve daha fazla ürün satın almaları için süreci kolaylaştırmış olursunuz.

11. Hızlıca satın almaya yönlendirmek

Ürün satın alma sayfalarında yer alan nesnelerin birbirleriyle olan uyumları önemli. Satın alma süreçlerinde müşterilerin dikkatini dağıtacak, akıllarında soru işaretleri oluşturacak, başka bir sayfaya yönlendirecek her türlü aksiyondan kaçınmanız gerekiyor. Bu süreçte kullanıcılar ürünü hızlı bir şekilde satın almak isterler; ve siz de kullanıcılara bu doğrultuda en kısa yolu gösteriyor olmalısınız.

Satın alma süreçleri tabi ki bunlarla sınırlı değil; ancak genel hatlarıyla, bu hususlar doğrultusunda gerçekleştireceğiniz optimizasyon çalışmaları etkisini kısa süre içinde gösterecektir. Bunların hepsini www.e-kampus.com adresinde “E-ticaret Uzmanlığı” eğitimi altında da anlatıyor, işin daha püf noktalarını size öğretiyoruz

 

Kod Yazarak Hayatını Acayip Kolaylaştıran Adam Size Keşke Yazılımcı Olsaydım Dedirtecek!

GitHub’da “Narkoz” nickiyle bilinen Nihad Abbasov adındaki Android eğitimi almış yazılımcının paylaştığı program birçok kişiyi şaşırtmış durumda. Birden fazla yazılımdan oluşan bu program dizisinin oldukça eğlenceli bir hikayesi var ve biz de bu hikayeyi sizlerle paylaşalım istedik.

Narkoz, yazılımları yazan kişinin işten ayrılan eski bir iş arkadaşının olduğunu söylüyor ve hikayeyi şu şekilde anlatmaya başlıyor. Ağzından dinliyoruz:

Bizde bir eleman vardı, işten ayrıldıktan sonra bir baktık, adam www.e-kampus.com ‘dan gidip Android Eğitimi almış, 90 saniyeden fazla süren rutin işlerini kolaylaştırmak için kodlar yazmış!

Yeni başlayacağı iş için buradan ayrıldı. Biz de çalışmalarına göz atalım dedik. Öyle şeyler yapmış ki gerçekten adam ya büyük bir dahi ya da acayip bir üşengeç.

Adam aldığı eğitimler ve yazdığı yazılımlarla hayatındaki bir çok şeyi otomatiğe bağlamış.

Programlardan birinde, iş yerindeki bilgisayara sabah 9’dan sonra bağlı olursa bilgisayar karısına otomatik olarak mesaj atıyor ve gelen cevaba göre bahaneler sıralıyor. Ve bunları sadece www.e-kampus.com adresinden aldığı Android Eğitimi ile yapmış!

Adam işini kolaylaştırmak için sevmediği ve uyuz olduğu müşterilerinden gelen maillere de uygun bir kod yazmış. Halbuki İnsan Kaynakları Uzmanlık Eğitimi alsaydı, müşterilerini idare edebilme güdüsüne sahip olabilirdi

 

 

Bu koda göre, program maili tarıyor ve mailde; “yardım”, “pardon”, “sorun” gibi kelimeleri bulursa atan kişinin sistemine girip sorunu çözmek için geri yükleme yapıyor. Problemi hallettikten sonra da “sorun yok arkadaşım, bir sonraki sefere daha dikkatli ol.” mesajı atıyor. Çok sinir bozucu

Başka bir program ise, 08:45’e kadar gidip ofisteki bilgisayarını açmazsa patrona “iyi değilim, evden çalışacağım.” gibi otomatik bir mail göndermesini sağlıyor.

 

Ve bu programa da “Hangover” adını vermiş ?

Yazdığı en iyi program ise kahve yapmakla ilgili.

Kahve yapmak istediğinde bir tuşa basıyor, program önce 17 saniye bekliyor…

Ardından makine latteyi hazırlıyor ve yazılım, makineye latteyi bardağa dökmesi için 24 saniye daha beklemesini söylüyor.

Ve adam kahve makinesinin yanına gittiğinde kahvesi hazır olmuş oluyor çünkü masasından kahve makinesine yürüdüğü süre tam olarak o kadar ??? Ne kadar da “Liderlik Eğitimi” almış bir yazılımcı..

 

7 Gün Boyunca Bunları Yapın, Zekanız Pekişsin, Liderliğiniz Parlasın!

İş hayatının rutinliğinden, hepimiz kendimizi zaman zaman ekmek beyinli gibi hissederiz.

Peki 7 günde Einstein gibi olmak mümkün mü? O kadar değilse de, 1 hafta gibi kısa bir sürede zekayı %40 oranında artırmanın mümkün olduğu ortaya konuldu.

Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren Edinburgh Üniversitesi Biomedikal Bölümü’nden Prof. Mark Lythgoes’in 1 hafta süren programı BBC’de yayınlandı. Programa katılan 100 kişinin IQ’larında %40’a varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.

Büyük resmi görebilmek, fırsat ve tehditleri analiz edebilmek, başarıya odaklanmak, ilham vermek, desteklemek, sonuç odaklı olmak, yaratıcı olmak da bu egzersizler ile gelişebilir aynı zamanda e-kampus.com’dan liderlik eğitimi de size bu konuda katkılar sağlayabilir.

Sabırsızlandınız mı? Hemen mucize formüle bakalım:

Başlamadan küçük bir hatırlatma…

Ortalama insan beyni 1.4 kilogram, bunun da %80’i sudan oluşuyor. Geri kalan %20’lik katı kısmın ağırlığı yaklaşık 280 gram. Yani bir insanın hayatta ne olacağına ya da ne olamayacağına karar veren 280 gramlık bir parça…

Buyrun 7 gün formülü:

1. Cumartesi

Dişinizi her zaman kullandığınız elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kapatarak duş alın. Liderlik eğitimi almış kişi olmak bunu gerektirir.

2. Pazar

Sabah saatlerinde bulmaca çözün ve hemen ardından kısa bir yürüyüşe çıkın. Liderlik özelliğini taşıyan kişiler bunu sıklıkla yaparlar ve her zaman büyük resmi böyle bulurlar.

3. Pazartesi

İşe ya yürüyerek, ya bisikletle ya da daha önce hiç kullanmadığınız bir araçla gidin. Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. Daha az stres ile daha verimli bir iş yaşamı için adım atmak isteyenler de bunları mutlaka yapsın.

 

4. Salı

Sözlükten hiç bilmediğiniz 10 adet sözcük öğrenin ve bunları o günkü günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.

5. Çarşamba

Bir yoga, pilates ya da meditasyon dersine katılın ve burada daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun. Veya www.e-kampus.com adresine gidin biraz eğitim alın

6. Perşembe

İşe daha önce hiç kullanmadığınız bir yoldan gidin (taksiyle değil) ve aynı akşam televizyondaki ciddi bilgi / belgesel programlarını izleyin. Bakın e-kampus.com ‘da eğitimler izleyebilirsiniz

7. Cuma

Bugün hiç alkol ve kafein tüketmeyin. Hafta sonu için uzun bir haftalık ev alışverişi listesi hazırlayın ve listeyi ezberlemeye çalışın.

BONUS

İnternetten zekayla ilgili bir şeyler okuduğunuza göre, beyninizle seviyeli bir birlikteliğiniz var demektir. Sizi tebrik ediyor, devamını diliyoruz. Öğrenmeye bu kadar açıksanız lütfen e-kampus.com ‘a da uğrayın, faydalı işlere devam edin

Yukarı Çık