kariyer,eğitim,sertifika

Tag archive

kariyer planı

Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu?

Kendinizi bazen takdir edilme ihtiyacı içerisinde bulduğunuz oluyor mu? Siz elinizden gelenin en iyisini yaptığınız ve harika işler çıkardığınız halde? İç referansı yüksek biri olarak, yani kendi iç tatminimi bir işi iyi yapmakta öncelik almama rağmen, zaman zaman bunun yeterli olmadığını görüyor ve hissediyorum. Zira her insan gibi benim de, başkaları tarafından da motive edilmeye ihtiyacım var. İşyerime bağlılığımı kaybetmemde takdir etme alışkanlığı olmayan ve sürekli hatalara odaklanan yöneticilerle çalışmış olmanın etkisini de göz ardı edemem.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Oysa hiçbir maliyeti olmayan ve çalışan üzerinde son derece olumlu etki yaratan bu eylemi maalesef birçok yönetici ihmal ediyor. Sanırım buradaki en büyük etkenlerden biri çocukluk öğretilerimiz. Ben kırkbeş yaşındayım ve çocuğunu takdir etmenin onu şımartacağı anlayışıyla yetiştirilmiş biriyim. Hatta üniversiteyi kazandığımda rahmetli babam, çığlıklarım karşısında bir sakin ol, herhalde kazanacaksın demişti. Bu söylemin moralimi ne denli bozduğunu tahmin edersiniz. Oysa babam bunu beni motive etmek için söylemişti. Benzer şeyler iş hayatında da olmuyor mu? Harika işler çıkarıp heyecanla yöneticinizin yanına gidip, bu iş oldu dediğinizde sen zaten yaparsın dendiği…

Peki sizce takdir etmeye ne engel oluyor?

Benim saptadığım birkaç maddeden bahsetmek istiyorum.

Takdir etmenin öneminin farkında olmama: Yöneticiniz takdir etmenin kişide yaratacağı etkinin farkında olmayabilir. Bizi takdir eden mi vardı mantığıyla kendi başına gelen yanlış örnekleri doğru kabul ediyordur. Bu durumda bunu talep edin. Danışmanlık yaptığım bir projede şirketin genel müdürüne aynen şunu söyledim. Yaptığımız işlerden memnun olduğunuzu düşünüyorum. Doğru mu? Evet.

Peki, o halde beni neden hiç takdir etmiyorsunuz? Ama siz danışmansınız. Bu zaten böyle olmalı değil mi diye sordu. Elbette, ama sizce böyle olmadığı durumlar da olabilir değil mi? Elbette. O halde beni projeyle ilgili heyecanımı kaybetmemem için takdir eder misiniz? Hem şaşırdı, hem de hoşuna gitti. Ve ardından çok şık bir cümleyle takdir etti. Bazen kişiler, bunun öneminin ve karşısında yaratacağı olumlu etkinin farkında olmadıkları için sizi takdir etmezler. Takdiri, talep edin.
Nasıl takdir edeceğini bilmeme: Kendimce Facebook’ta bir deney yaptım. Hayatımda kritik rol oynayan otuz beş arkadaşıma takdir ve teşekkür içeren mesaj metni yazdım. Bir süre sonra da kendi takdir ihtiyacımdan bahsederek onlardan beni takdir etmelerini istedim. Bilin bakalım sonuç ne oldu? Toplam altı kişi… Bu, arkadaşlarımın beni takdir etmediği anlamına gelmiyordu. Sadece nasıl ifade edeceklerini bilemediler. İfade etme güçlüğü bence genel bir gelişim alanı. Siz ne dersiniz?


Kendini kıyaslama yanılgısı: Yetenek Yönetimi konusunda bu blogta yazılmış en muhalefet yazılardan biri olan Ya yetenek değilseniz yazıma atıfta bulunarak kişinin diğerini takdir etme konusundaki en büyük engelinin kendisini başkalarıyla kıyaslamak gibi bir yanılgıya düşmesi olduğunu düşünüyorum. Yarış tadında yaşanan bir iş hayatı içerisinde o benden daha iyiyse, ben kötüyüm demektir çarpık eşleşmesinin olması sizce de normal değil mi? Oysa yaşam bir yarış değil, bir maratondur. Ve bence hepimiz eşsiz becerilerle donanımlı şekilde dünyaya gelmişiz. Kıyaslama mantığı sizde anlamsız bir kıskançlık duygusu yaratır ve maalesef kendinizi de takdir etmeyeceğinizin sinyali olabilir. Kendinizdeki cevherleri rahatça keşfedip, onları yaşama geçirdiğinizde başkalarını takdir etmenin de ne denli kolay olacağını göreceksiniz. Sizi temin ederim. Başkalarının başarısı sizi daha az başarılı yapmaz. Size sadece daha iyisi için bir yol haritası verir. Tabi siz isterseniz…


Hatalara odaklanma alışkanlığı ve anlamsız mükemmeliyetçilik: Birlikte bir iş çıkardıktan sonra yöneticiniz iyi yaptığınız şeyleri gözardı ederek hatalara mı odaklanıyor? Eveeet dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bu, yöneticinizin güçlü yönleri görme becerisinin henüz gelişmediği anlamına geliyor olabilir. Mükemmeliyetçi kişilerin kendilerini de takdir etmekte çok zorlandıkları ve sürekli bir iç eleştirmenle yaşadıklarını söylemek mümkün. İçten içe sürekli kendi hatalarına da odaklanan kişilerin başkalarını takdir etmesini beklemek ne kadar mümkün olur sizce? İşte tam da bu yüzden önce onları takdir ederek başlamanızı öneririm. Israrla şunu sorun ona. Peki neyi iyi yaptık?
Takdir etmek bence bir dünya görüşü, kazanılır bir alışkanlık ve bir beceri… Mutluluğa ve mutlu etmeye açılan kolay bir kapı. Bu kapıyı açmak ve girmek elimizde. Büyük usta Da Vinci’nin dediği gibi kimse sadece bir mermer değil ve maharet içindeki meleği ortaya çıkarmakta…

Harvard Business Review

Mezun olalı çok oldu, neden hala iş arıyorum?

Uzun zamandır iş arıyorsunuz. Üniversiteden yeni mezun olmuş da değilsiniz ancak aradığınız işi bir türlü bulamıyorsunuz. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun farkındasınız. Peki, yapılabilecek en azından ufak birkaç ayrıntı yok mu?

issizinsan6363

İş aranılarak geçirilen dönemin zorlukları, yarattığı moral bozuklukları elbette birçok insan için aynı. Her şeyin üst üste geldiğini düşündüğünüz bu süreçte gördüğünüz her iş ilanına başvuruda bulunmak ve telefonu yanından ayırmayarak mülakat daveti için aranmayı beklemek iş arayışı uzun süren birçok kişi tarafından yaşanıyor. Peki, uzun zamandır iş arıyorsunuz ancak neden bulamıyorsunuz? Bunun pek çok farklı nedeni olabilir, piyasa şartları, eğitim ve deneyim, sektörünüzün zorlukları…

Peki okuldan mezun olduğunuz halde uzun zamandır iş bulamıyorsanız neler yapabilirsiniz? İşte, aktif olarak iş aradığı halde iş bulamayanların dikkat etmesi gereken 7 önemli nokta:

CV’nizi güncellemekle işe başlayın

Eğer uzun zamandır işsizseniz ve sık sık iş başvurusunda bulunduğunuz halde mülakat daveti almıyorsanız CV’nizi mutlaka gözden geçirin. CV’nizi sık sık güncellemeye özen gösterin ve her yeni yetkinliğinizi CV’nize eklemeyi ihmal etmeyin. Eğitiminizden yetkinliklerinize, tecrübelerinizden iletişim bilgilerinize dek tüm bilgilerinizi CV’nize doğru ve güncel yazdığınızdan emin olun.

Her ilana başvurmayın

İş arayışınızın uzun olması nedeniyle panik olarak her iş alanında başvuruda bulunmayın. Çünkü işverenler pozisyonla ilgisiz olduğunu düşündükleri adayları sürecin başında eleyecektir. Bu durum da sizin çok başvuru yaptığınız halde daha uzun süre iş aramanıza neden olabilir. Bu nedenle “İş başvurusu yapmak istediğiniz ilandaki aranılan özellikler ile sizin CV’niz örtüşüyor mu?” ayrıntısına mutlaka dikkat edin.

Maaş beklentinizi gözden geçirin

Kariyeriniz için uygun olan, CV’nizde fark yaratacak ve deneyimlerinizi artıracak iş fırsatları için zaman zaman maaş beklentinizi gözden geçirin. Bu konuda yeni mezunların aynı iş karşılığında aldığı maaşları kısacası piyasa şartlarını öncelikli olarak inceleyin. Mezun olduğunuz bölümle ilgili iş tecrübeniz fazla değilken belki de yüksek maaş beklentisine girmiş olabileceğinizi unutmayın. Bu nedenle kariyer haritanızı çizerken size sunulan iş fırsatlarını derinlemesine değerlendirin ve seçimlerinizi buna göre yapın. Bu durum, çok az paraya çalışın anlamına gelmemekle birlikte uzun vadede şirketin size katacaklarını da aklınızdan çıkarmayın.

Gönüllü çalışmalarda bulunun

Eğer üniversiteden mezun olalı çok olduysa ancak halen deneyiminiz yoksa gönüllü çalışmalarla CV’nizi güçlendirebilirsiniz. Pek çok İnsan Kaynakları uzmanı, gönüllü çalışmalarda bulunmanın adayların hem vakitlerini anlamlı bir şekilde değerlendirdiği anlamına geldiğini hem sorumluluk almayı öğrettiğini hem de gönüllü çalışmanın kişisel marka algısını geliştirdiğini belirtiyor.

YUKSELMEK3333

Ön yazınıza özen gösterin

“Bu iş ilanı tam da bana göre” dediğiniz ve iş başvurusu yapmak istediğiniz ilanlarda ön yazı yazmayı alışkanlık haline getirin ve başvuracağınız firmaya özel ön yazı yazın. Ön yazınızı oluştururken o pozisyona neden uygun olduğunuzu, neden sizi almaları gerektiğini düzgün ifadelerle belirtin.

Yeni şeyler öğrenmeye devam edin

İşsiz olmanın getirdiği yılgınlıkla zamanınızın boşa akıp geçmesine izin vermeyin. Çalışmak istediğiniz alana ait iş ilanlarında adaylarda hangi özellikler aranıyor? Hangi kriterler ağır basıyor? Buna dikkat ederek CV’nizde eksik gördüğünüz alanları doldurmaya ve kendinizi sürekli olarak geliştirmeye dikkat edin. Boş vaktinizi düzgün değerlendirerek eksikliğini hissettiğiniz alanları, kurslarla ve sertifika programlarıyla tamamlayın.

İş alanındaki çevrenizi geliştirin

Aynı mesleğe sahip olduğunuz ya da bulunmak istediğiniz sektörlerdeki insanlarla daha çok iletişime geçin. Bugünün deyimiyle “Network’ünüzü genişletin” ve bu durumun yalnızca sosyal hayatınızı değil kariyerinize de etki edebileceğinizi unutmayın. İlerlemek istediğiniz alandaki insanların bulunduğu seminerleri, konferansları, topluluk etkinliklerini kaçırmayın.

Sevilen Bir Yönetici Olmanın 10 Yolu

Eskinin o asık suratlı, mesafeli, keskin kuralları olan yöneticileri artık çok eskilerde kaldı. Y Kuşağının çalışma hayatına girmesiyle yöneticilere olan bakış da beklenti de değişti. İş yerinde hem huzuru ve uyumu yakalamak hem de başarıya ve hedeflere ulaşmak için çalışanlar kadar yöneticilerin de kendilerini yenilemesi, çalışanlarla olan iletişimlerine dikkat etmesi gerekiyor.

Bir ekibin başarıya ulaşması için huzurlu ve uyumlu bir çalışma ortamına sahip olması gerekiyor. Ancak bunun için çalışanlar kadar yöneticilere de görev düşüyor. Hedefe giden yolda çalışanlar nasıl bir yönetici ile yürümek istiyor? Yöneticilerin nelere dikkat etmesi gerekiyor?

İşte sevilen bir yönetici olmanın 10 yolu:

Uyumlu çalışma ortamını koruyun

Başarılı bir iş hayatının temelinde huzurlu ve uyumlu çalışma ortamı yer alır. Ekibinizde yer alan bazı çalışanlarınızdan memnun olmayabilirsiniz ancak ekibinizdeki tüm çalışanlara eşit mesafede olmaya özen göstermelisiniz. Problem yaşadığınız çalışanlarınızla olan iletişiminizde aşağılama, dışlama gibi davranışlardan kaçının. Problem yaşadığınız çalışanlarla herkesin gözü önünde tartışmanın ekibinizdeki uyumun bozulmasına neden olabileceğini unutmayın.

İletişime açık olun

Birçok çalışan yöneticisiyle açık bir iletişim kurmayı ister. Çalışanlarınız için iyi bir dinleyici olmaya gayret gösterin. Onlarla konuşurken göz teması kurun ve hem işlerinin hem de hayatlarının arada bir nasıl gittiğini sorun. Onları önemsediğinizi belli edin.

Ekibinizin arkasında olun

Hiçbir iş yeri her zaman güllük gülistanlık değildir. Başarılı ve sevilen yönetici olmanın bir diğer sırrı da ekibini koruyup kollayabilmekte yatıyor. Çalışanlarınızın başarısızlıklarında da onların arkasında durun. Yapılan hatayı ekibinizin üstüne atmak yerine sorunun temeline inerek çözüm getirmeye çalışın.

Destek verin

Yöneticisinden destek gören çalışanın yöneticisine karşı duyduğu sadakat ve iyi niyet artar. Bu nedenle çalışanlarınıza gerçekten ihtiyaç duyduğu desteği verin. Bunu birçok farklı şekilde yapabilirsiniz. Örneğin, çalışanlarınızın ihtiyaçları doğrultusunda onlara ekipman desteği, herhangi bir sıkıntıları karşısında duygusal destek ya da iş ve özel hayat arasındaki denge konusunda da daha esnek davranarak destek verebilirsiniz.

Ufak hataları görmezden gelin

Çalışanlarınızın yaptığı hatalara büyük tepkiler vermemeye gayret edin. Eğer bu hatalar düzeltilebilir hatalar ise çalışanlarınıza doğru yolu göstererek hatalarını düzeltme şansı tanıyın. Ufak, önemsiz hataları ise görmezden gelmeyi öğrenin. Yapılan her hatayı yüze vurmak kişinin motivasyonunu ve öz güvenini etkiler. Çalışanlarınıza karşı ölçülü ve hoşgörülü olmaya özen gösterin.

Saygı gösterin

Çalışanlarınıza yaptıkları işlerin yanı sıra birey olarak da saygı duyun. Saygının çok basit ancak çok güçlü bir motivasyon aracı olduğunu, saygı yoksunluğunun ise tam tersi bir etkiye sahip olduğunu unutmayın. Çalışanlarınızın sırf siz onlara inandığınız ve saygı duyduğunuz için bile başarılı olmaya çalıştığının farkında olun.

Takdir edin

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çalışanların büyük çoğunluğu, yöneticisinin çalışmalarını takdir etmesini istiyor. İyi yöneticilerin amacı sadece firmanın belirlediği hedeflere ulaşmasını sağlamak, şirketin büyümesine katkıda bulunmak değildir. Yöneticinin ekip üyelerinin çalışmalarını takip etmesi ve teşekkür etmesi, onlarda hem motivasyon hem de başarabilmiş olma hissini sağlaması da diğer amaçlar kadar önemlidir.

Büyük resmi gösterin

Çalışanlarınızdan ne beklediğinizi, nasıl bir çalışma istediğinizi onlara net olarak anlatın ve onların büyük resmi görmelerini sağlayın. Yaptıkları işin neye hizmet ettiğini, hangi amaca yönelik yapıldığını anlamaları için açık ve net olun.

Gelişime olanak tanıyın

Çalışanlarınızın kendilerini geliştirmelerine olanak tanıyın ve bunun için sürekli bir öğrenme ortamı oluşturun. Ancak bu sürece kendinizi de eklemeyi unutmayın. Hem bireysel hedeflere hem de şirket tarafından belirlenen hedeflere ulaşmak için yeni yöntemler denemekten ve çalışanlarınıza kulak vermekten çekinmeyin. Yeni ve yenilikçi fikirleri hem önemseyin hem de ödüllendirin.

Yol gösterin

Çalışanlarınıza deyim yerindeyse profesyonel rehberlik hizmeti verin. İyi bir yönetici ve lider aynı zamanda çalışanlarının akıl hocasıdır da. Çalışanlarınızın şirket içindeki kariyer gelişimlerine destek olun ve onlara günlük iş süreçlerinde tıkandıklarında ya da yorulduklarında yol gösterin.

Google’ın Yasakladığı Beyin Yakan Bu 16 Mülakat Sorusunu Çözebilir Misin?

Bilen bilir; Google’ın iş görüşmelerinde en acayip ötesi soruları sormak konusunda her zaman bir şöhreti olmuştur. Malum, işe alım yaparken doğru elemanı binlerce başvuru arasından seçebilmek için klasik sorular yetmiyor; biraz da kişinin nasıl düşündüğünü, zihninin nasıl çalıştığını, durumlara nasıl tepki gösterdiğini anlayabilmek gerek.

Burada listelediğimiz soruların pek çoğunun bir doğru cevabı yok. Zamanında, yalnızca yukarıdaki amaca hizmet etsin diye sorulmuşlar. Ancak Google hakikaten de bu soruların zorluk ve saçmalık derecesini bir noktada kabul etmek zorunda kalmış ve bu listelediğimiz soruları yasaklamış. Evet, yasaklamış. Şimdi sorulara geçmeye ne dersiniz?

1. Seattle’daki tüm pencereleri yıkaman istenseydi, karşılığında ne kadarlık bir ücret talep etmen gerekirdi?

1

2. Rögar kapakları neden yuvarlaktır?

2

3. Arkadaşın Bob’da telefonun doğru mu kayıtlı; kontrol etmek istiyorsun ama kendisine direkt olarak soramazsın…

3

Bunun yerine, bu soruyu bir kağıda yazarak, notu Bob’a ulaştırıp sonrasında cevabını sana getirecek olan Eve’e vermen gerekiyor. Kağıda öyle bir şey yazmalısın ki, Bob telefon numaranı senin okuyabileceğin ama Eve’in anlayamayacağı şekilde şifrelesin.

4. Dünyada kaç tane piyano akortçusu yaşamaktadır?

4

5. Bir kasabada yaşayan 100 evli çiftin erkeklerinin tamamı, eşlerini aldatıyor.

5

Kadınların hiçbiri, kocalarının kendilerini aldatıp aldatmadığını, ne zaman aldattığını bilemiyorlar. Kasabada zina yapmanın yasak olduğuna dair çok katı bir kural var. Eğer bir kadın, kocasının kendisini aldattığını ispat edebilirse, sonuç koca için ölüm ve bu yasadan kaçılamaz.

Günlerden bir gün, kraliçe kasabamıza geliyor ve “Bu kasabadaki erkeklerin en az 1 tanesi zina yapmıştır” buyuruyor. Bundan sonra ne olur?

6. Adamın biri arabasını bir otelin önüne park ediyor ve aniden tüm servetinden oluyor. Ne olmuş olabilir?

6

7. Akreple yelkovan günde kaç kez üst üste gelir?

7

8. ABD evlerindeki elektrikli süpürgeler yılda toplam kaç kez çalıştırılıyordur?

8

9. San Francisco için bir acil durum tahliye planı tasarla.

9

10. Herhangi bir telefon numarası tuşladığımızda, sırasıyla bu tuşlara karşılık gelen harflerden kaç farklı anlamlı kelime türetilebilir?

10

11. Bozuk para boyutuna küçüldün ve ağırlığın da orantılı olarak azaldı.

11

Sonra seni boş bir blender’a attılar. 60 saniye sonra bıçaklar çalışmaya başlayacak. Ne yaparsın?

12. Bir okul otobüsüne kaç tane golf topu sığar?

12

13. Elinde 2 adet yumurta var ve 100 katlı bir binaya gireceksin.

13

Yumurtalarımız biraz dayanıklı. Sen bunları her katta camlardan atmaya başlayacaksın. Hiç belli olmaz birinci kattan attığında da kırılabilir; yüzüncü kattan attığında halen her ikisi de kırılmamış olabilir.

Elindeki yumurtaların kırılmadan atılabileceği en yüksek kat neresi? Deney süresince yalnızca 2 yumurta kırma hakkın var.

14. A noktasından B noktasına gitmen gerekiyor. Nasıl gideceğini, gidip gidemeyeceğini bilmiyorsun. Ne yaparsın?

14

15. “Veritabanı” nedir? 8 yaşındaki bir çocuğa bunu açıkla.

15

16. Arkadaşınla beraber bir partidesin. Partide sen ve arkadaşın dahil 10 kişi var.

16

Arkadaşın seninle iddiaya giriyor: Buradaki insanlardan kaçının doğumgünü seninkiyle aynı? Sen aynı olarak tespit ettiğin herkes için 1’er dolar alacaksın; arkadaşın ise aynı olmadığını tespit ettiği her kişi için 2 dolar alacak. Bu iddiaya girer misin?

Fransa’daki Çalışanlara, İşverenlerin Mesai Dışında E-posta Göndermesi Yasaklanıyor

Yeni tasarı, işe bağlı oluşabilen fiziki ve psikolojik yorgunluğun önüne geçmeyi amaçlıyor.

Hafta sonlarınızda ya da diğer tüm tatillerinizde e-postanızı kontrol ediyor musunuz?

İş kanunu reformlarının bir parçası olarak, Fransa’da yürütülen çalışma dahilinde, şirketlerin çalışanlarına kaliteli çalışma ortamı sağlamaları yönünde “çevrimdışı kalma hakkı” için yeni politikalar izlemeleri bekleniyor.

Hazırlanan kanun tasarısına göre, 50 ya da daha fazla çalışanı olan şirketlerin, eve iş götürülmemesi adına “dijital teknoloji” politikalarını çalışanların özel hayatlarını ihlal etmeyecek şekilde düzenlemeleri bekleniyor.

BBC’ye göre, bunun da, çalışanların e-posta alışverişinde bulunmayacakları saatlerin belirtilerek yapılması isteniyor.

Huffington Post‘un haberi şöyle devam ediyor:

Fransız Millet Meclisinden Benoit Hamon, BBC’ye verdiği demeçte; “Tüm araştırmalar, daha önceki zamanlara göre, günümüzde çok fazla iş bazlı stres bulunduğunu gösteriyor ve bu istikrarlı devam ediyor” açıklamasında bulunmuş ve eklemiş “Çalışanlar fiziki olarak iş ortamından çıkıyorlar ancak işten ayrılmıyorlar. Bir tür elektronik tasma var boyunlarında. Metinler, mesajlar, e-postalar hep birlikte onları çöküntüye götürürcesine peşlerini bırakmıyor.”

İş kaynaklı bunalım/çöküntü, Fransız hükümeti için gün geçtikçe ciddileşen bir gündem konusu. Şubat ayında, Fransız Sağlık Bakanı Marisol Touraine bu gündemi detaylandırabilmek için bir çalışma grubu oluşturdu.

Nisan ayında French daily Les Echos’da paylaşılan bir makaleye göre, ulusun çalışma gücünün yaklaşık 10’da 1’i bu çöküntünün tehdidi altında.

Kanun tasarısının 25 hükmü şu şekilde:

Bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, doğru yönetilmez ya da düzenlenmezse, çalışanların sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratabilir.

“Bunların içinde işin getirdiği ve ayrıca gelen bilişimsel kaynaklı yükle birlikte, özel hayatla iş hayatı arasındaki sınırın saydamlaşması, dijital teknoloji kullanımıyla ortaya çıkabilecek risklerdir.”

The New Yorker’dan Laura Collins konuyla ilgili makalesinde şunları yazmış:

Çevrimdışı kalma hakkı bir zorunluluk değildir. Kişinin sürekli tetikte olması gerekmediğini, her an üretici girişimlerde bulunmasının şart olmadığını, dünyanın bir şekilde dönmeye devam ettiğini fark edebilmek adına ve biraz olsun rahat nefes alabilmek için bir fırsattır.”

Bazılarına göreyse bu çalışmanın nihayetleneceği beklenmiyor.

 

Dijital teknolojinin iş ve özel hayat dengesine etkilerini konu alan bir proje yürüten Birleşik Krallık merkezli Digital Brain Switch şirketinin araştırmacısı Jon Whittle, The Washington Post’a bazı çalışanların tatil sonrası ya da bir sonraki sabah yığınla e-postayla karşılaşabilecekleri gerçeğinin daha da yorucu olabileceğini vurgulamış.

Whittle, “Bana kalırsa, işe bağlı yaşam kalitesi, mesai dışı e-posta alışverişini durdurmaktan daha büyük bir konu. E-posta sadece bir iletişim aracı. Asıl sorun sürekli daha fazla iş yapma ve rakiplerden daha iyi iş çıkarma kültürü” diyor.

Fransa Başbakanı Manuel Valls ise, “Bu tasarının kabul görmesi ve uygulanması benim görevimdir” açıklamasında bulundu.

Efsane İşadamı Sabri Ülker’den Yadigâr 15 Yöneticilik Dersi

Akşama babacığım unutma Ülker getir!

Ülkemizin tüm çocuklarına onlarca yıldır bu melodiyi neşeyle söyleten efsane iş adamı Sabri Ülker, mütevaziliği, çalışkanlığı ve ileri görüşlülüğü ile adeta bir roman kahramanı.

Sabri Ülker’in yöneticilik ile ilgili 15 dersini aşağıda bulabilirsiniz, keyifli okumalar

1. “Sabah Erken Kalk, Kahvaltıyı Atlama, Kahveni Kendin Pişir!”

Sabri Ülker’in, aile ile birlikte geçirilen Pazar günleri haricinde, en önemsediği faaliyetlerden birisi kahvaltı. Muhtemelen aşırı yoğun iş temposuyla geçen uzun yıllar sırasında çocuklarıyla iş dışı bir günlük/rutin baba-oğul ilişkisi kurabilmek, onlara kendi elleriyle hizmet etmek/babalık gösterebilmek için özellikle işlevselleştirdiği beşerî bir tören olmuş kahvaltı. Kahvesini kendi pişirmesi de cabası…

2. “Sen Toplantıya Çalışma, Toplantı Sana Çalışsın!”

Plaza insanlarının belası: Toplantı. İş hayatına üretimde (çalıştığı fabrikanın hamur dairesi) başladığı ve ömrü boyunca üretimden kopmadığı için zaman ile üretkenlik/verimlilik ilişkisini güçlü biçimde kurabilen sanayici hassasiyetle bitmek bilmez toplantıların verimliliği konusunda takıntılı…

3. “Herkes fikir üretirse malı kim üretecek?!”

p3

Bir şirket yöneticisi, toplantılardaki suskunluğu ve tartışmalara katılmaması nedeniyle kapalı kapılar ardında eleştirilmektedir.

Sabri Ülker kaşlarını yukarı kaldırıp odadaki herkesin yutkunmasına neden olan yorumunu yapar: “Kafası hiç çalışmıyor gibi gözükür. Aslında beyni her söyleneni sünger gibi emer. Tatbikatta ise çok inatçıdır. Bize böyle yöneticiler de lâzım. Herkes fikir üretirse, malı kim üretecek?”

4. “İşin hilesi dürüstlük!”

Sabri Ülker’in ismi, sıfatından daha hızlı büyümüş. Hatta, şirketinden ve banka hesabından da… Aşağıda bizi sahiden de dikkat çekici bir örnek bekliyor.

İlk paragrafta Sabri Ülker’in uzun yıllar danışmanlığını yapmış Dr.Mustafa Özel’e, ikinci paragraftaysa 50. Yıl etkinlikleri sırasında yaptığı konuşmayla bizzat Sabri Ülker’in kendisine bağlanıyoruz…

“1958 devalüasyonundan sonra, ülkede temel meta fiyatları sık sık yükselmekte, dolayısıyla sanayiciler de ürünlerine boyuna zam yapmaktadır. 27 Mayıs darbesinden birkaç ay önce, her nasılsa çok yükselen un fiyatı hükümet kararıyla geri çekilmiş, dolayısıyla elinde unlu mamül bulunanlar zarara uğramışlar. Sabri Ülker, bütün toptancılarına kendi el yazısıyla birer mektup gönderip, ellerindeki bisküvi miktarları bildirmelerini istemiş. Mevcut stoğu tespit ettikten sonra, eski (yüksek) bisküvi fiyatıyla yeni (düşük) fiyat arasındaki farkı hesaplamış ve bu farkı her bir toptancın bir sonraki siparişinden düşmüş. Böylece toptancılar, kendileri için önemli olabilecek bir zarardan kurtulmuşlar.

“27 Mayıs darbesinden sonra, ortalığa şöyle bir laf yayıldı: ‘İhtilalciler fiyatların düşmesini emretmişler! Yakında fiyatlar düşecek!’ Piyasalar bıçak gibi kesilmiş. Anadolu tüccarı kesesinde banknotlarıyla İstanbul’a gelmiş olsa bile, fiyatların düşmesini bekliyor, mal almıyor. Tabii, bizim bunlardan haberimiz yok, çünkü satışlarımız neredeyse ikiye katlanmış. Sonradan işittik ki, kumaştan züccaciyeye kadar hiçbir yerden mal almayanlar, ‘Boş dönmektense bisküvi alalım, nasılsa Sabri Bey fiyatlar düşse bile zararımızı öder’ diyorlarmış!”

5. “Sermayesini servet yapan soba ateşine çıra olur!”

Göztepe’deki evini 1968 yılında yeni fabrika yatırımı yapabilmek için satar. Bir sonraki evini ancak 1982’de alacak, o tarihe kadar tüm kazanımlarını fabrikalarını büyütmek için sermaye yapacak, “Zengin olan şirket olmalı. Sahibi zengin olup kendisi fakir olan şirketin nefesi çabuk tükenir. Sermayesini servet yapan patron soba ateşine çıra olur” diyecektir.

6. “Biz bu işe giremeyiz, bu iş çok kârlı! Bana süt kokan işler getirin!”

p7

“Asıl işi yumurta ticareti oan bir tüccar, petrol işine girmeye karar vermişti. Galiba bir milletvekilinin tavassutuyla İstanbul’un dört yerinde petrol istasyonu kurmak istiyordu. Yaptığı fizibiliteye göre iş % 400 kârlı gözüküyordu. Sanıyorum 500 bin dolar kadar bir ek sermayeye ihtiyacı vardı ve Sabri Ülker’in bu işe ortak olmasını istiyordu.

Ben iyi bir iş yakalamış olma heyecanıyla dosyayı hemen Sabri Bey’e götürdüm. şöyle beş dakika kadar inceledikten sonra, ‘Biz bu işi yapamayız’ dedi. Neden efendim? ‘Çünkü bu iş çok kârlı.‘ Bir tuhaf olmuştum. Bu işi yapamayız çünkü çok kârlı! Sabri Bey’in ciddiyetini bilmesem benimle dalga geçiyor derdim. ‘Kârlı iş iyi değil mi’ diye mırıldandım. ‘Kârlı iş herkese yaramaz oğlum. Biz % 5, % 10 kâra alışmış insanlarız. Yüksek kâr bizi bozar!’ dedi.

Donakalmıştım. Yüzümün hangi renge girdiğini tahmin edemem. Benim bu kadar tuhaflaşmış olmama şaşıran Sabri Bey devam etti: ‘Sen petrol işinden anlıyor musun Mustafa? Hiç bu işi yaptın mı?’ Hayır efendim. ‘Eee, ben de anlamıyorum. İş kötü giderse, paramız batar. İyi giderse, bizden bilmezler. Petrol kokusu iyi koku değildir. Sen bize, bizim işimizle irtibatlı dosyalar getir. Süt koksun, buğday koksun, kakao koksun!’

7. “Rakibinin Aleyhinde Konuşmak Defodur!”

Aynı sektör ve iş kolunda çalışan şirketlerin belini kırmaya yönelik yıkıcı rekabet taktiklerini hiçbir zaman benimsemez… Bu yönüyle sektördeki rakiplerinin de saygısını kazanır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8. “Süte Hâkim Olamayan Dondurma Yapamaz!”

p8

Efendim, yazın sıcaklar başlayınca bisküvi ve bilhassa çikolata tüketimi azalıyor. Bu yıl dondurma işine başlasak mı?‘ diye sorduğumda, kulaklarıma altın küpe olan şu cevabı vermişti: ‘Süte hakim olamayan, dondurma yapamaz evladım!’

Son on yılda pek çok sektörde dillere pelesenk olan kademeli, yatay ve organik entegrasyon fazları kuramlarının (Convergence ve Divergence tartışmaları) işaret ettiği gerçeği erken fark etmiş gözükmektedir. Bir ayağı gazda olsa da, bir eli hep frendedir.

9. “Bisküvi Yapar, Bisküvi Satarız!”

Ülker’in yakın zamanda emekli olan üst yöneticilerinden Necdet Buzbaş’ın aktardığına göre bir gün Buzbaş, Sabri Ülker’le birlikte Trabzon uçağına binmek için Atatürk Havalimanına gider.

Bekleme salonunda onca boş koltuk olmasına rağmen yanlarına bir amca gelip oturur, konuşmalarına kulak kesilir ve birden konuşmaya tam ortasından dalıverir: “Ne işle meşgulsünüz?

Sabri Ülker tevazuyla “Bisküvi yapar, bisküvi satarız” der.

Bu tevazunun karşılığı, kulak misafiri amcanın cevabıyla uzun yıllar unutulmayacak bir gurur nişanı olacaktır: “Madem bisküvi yapıyorsunuz bari Ülker gibi yapın!”.

10. “Dile Dökerek Değil, Örnek Olarak Çalış!”

Fikir üretmek ve görüş belirtmek olmazsa olmaz. Ama uygulamaya bir türlü geçemeyip sürekli konuşur olup gözükmek de biraz sıkıntılı.

Hiçbir sanayicinin uygulamaya dönüşmeyen lafların debisinin artmasına tahammülü uzun sürmez… Sabri Ülker’in kalbi kırmadan ama kulağa küpe yapabilmek için biraz da vurgulayarak kullandığı ihtar sözlerinden…

11. “Kekin En İyisini Şimdi Yaparsak, Bisküvi Yapmayı Unuturuz!”

Ülker’in kek üretimine başlamak için ortaklık masasına oturduğu uluslararası bir gıda devi ile görüşmeler sona yaklaşmaktadır. Ancak danışmanlarının ortaklığın maliyetinin yüksek olmasına ilişkin “İstesek bu kekin en iyisini yaparız, bu parayı/payı onlara vermeye lüzum var mı?” sorusuna muhatap olur.

Sabri Ülker’in cevabı, bugün Holding’lerin ve işletme gurularının dillerine pelesenk olmuş “Ana odak işlere (core business) odaklan” sözünün (Ve Amerikalılar’ın kullanmaya bayıldığı “bir seferde bir adım” veczinin) o günlerdeki replikasıdır: “Elbette yaparız ama kekin en iyisini şimdi yaparsak bisküvi yapmayı unuturuz”

12. “Her Zaman bir B Planın Olsun!”

Sabri Ülker’in üretime başladığı tarih 1944… İkinci Dünya Savaşı sürüyor. Kendisi de bizzat (Kırım’dan) muhacir/göçmen. 50 - 60 arası parti çekişmelerini yakından izliyor, şahit oluyor. 60 İhtilali’ne de.

Muhtemelen bu yıllar boyunca pek çok kez tüm kazanımlarının (basitçe para veya fabrika diye düşünmeyelim, tüm o emek, kahır ve sabırın), ne kadar büyük olursa olsun, pekala bir gecede buhar olabileceğini hissetmiş, olmalı.

Dilinden düşürmediği Her zaman bir B Planın olsun!tavsiyesi sadece konjonktürel üretim/ortaklık/finans meselerinden ibaret olmaktan çok “her şeye dair” algılanabilir.

13. “İşinin Ehli ile Çalış!”

Sabri Ülker’in gerek yönetici transferlerinde gerek yurt dışından uzman getirtme yönteminde (İş dünyasının efsane ismi Tekfen kurucusu Nihat Gökyiğit “Yurt dışından uzman getirtmeyi Sabri Bey’den öğrendik” demişti) gerekse de iş ortaklıklarının seçimindeki titizliği, en sık başvurduğu sözlerden biri olan “İşinin ehli ile çalış!” düsturuna uygun düşüyor.

Sözgelimi, geçtiğimiz günlerde (Nisan 2015) Ülker’den emekli olan ve uzun yıllar Ülker’in tepe yöneticiliği görevini sürdürmüş Metin Yurdagül, holdinge katılmadan önce Sabri Ülker’in Turyağ’da pazarlık masasına oturduğu ve yağın teknik özelliklerini konuştuğu, tartıştığı isimdi.

14. “Müşterinize Para Kazandırın!”

“Müşterinize para kazandırın. Müşteriniz, sizinle yaptığı ticaretin kârından memnun olsun.
Bununla beraber, ilişkileriniz ilkeli, öyle dürüst ve öyle samimi olsun ki; bu operasyonda sizin istihdam edilmiş olmanızdan da memnun olsun.

Haklarımızı korumak adına müşteriyi zorlamayın. Ama müşteri ile iyi geçinmek adına haklarımıza da halel getirmeyin.”

Ülker’de “müşteri” bayi/bakkal/satıcı anlamına geliyor. Son kullanıcı ise “tüketici” olarak adlandırılıyor.

15. “Dinlemeyi Bilmeyen Yönetmeyi Bilemez!”

Merhum Sabri Ülker kendisinden tavsiye isteyenlere “Adım Sabri, size de sabırlı olmayı tavsiye ederim” demesiyle nam salmış.

Bu sabrı en görünür kıldığı anlar karşısındakini sabırla dinlediği anlar.

Bugün de muhafaza edildiği söylenen küçük odasında işçilerle doğrudan konuşması ve kendisine vaziyet, şikayet, öneri aktarmaktan çekinenler için hazırlattığı “Arzuhal kutusu”, “Öneri, akıl küpü kutusu” ile dinleme (ve yöneticilerinin de denetlendiği bir tür iç kontrol mekanizması olmalı) özelliğini sözde bırakmayıp yazılı ortama da geçirmiş. (Bu kutular, internet/mail iletişiminin olmadığı dönemlerde bu işlevi de üstlenmiş).

Öneriler arasında değer bulduklarına yıl sonunda bizzat ödül vererek bu sitemi kullanmayı teşvik etmiş.

 

Sıkıcı Özgeçmişlerden Kurtulun! İşte Yaratıcılıkta Sınırları Zorlamış 20 Dikkat Çekici CV

“Bir sürü yere CV yolladım, cevap bile vermiyorlar!’’ diyenlerden misiniz?

Vermiyorlar; çünkü istediğimiz kadar başarılarla, şahane okullarla, tecrübelerle dolu CV’ler hazırlayalım, yüzlerce, binlerce aday arasından öne çıkabilmek, dikkat çekebilmek gerçekten çok zor. Herhalde hiçbir İK yetkilisi de birbirinin aynısı, donuk, sıkıcı kağıt yığınlarına bakmak zorunda olmaktan hoşlanmıyordur.

CV’leri dikkat çekici hale getirelim; ama nasıl? İşte ilham alabileceğiniz, “Farklılıklar nasıl ortaya koyulur?” derecesinde hazırlanmış yaratıcı ve sıra dışı CV’leri sizler için derledik!

1. Adeta dikkatlerden kaçamasın diye hazırlanmış

blog1

Çizim yapmaya olan merakınız kadar bu konudaki yeteneğinizi de oldukça ikna edici biçimde işte böyle gösteren Sercan Bey’i tebrik ediyoruz

2. Konsept tasarıma nefis bir örnek

blog2

CV’lerde en sık yaptığımız hata, her başvuru için aynı formatı kullanmak oluyor. Halbuki Sid Santos, tişörtten ambalaja kadar çeşitli konseptlerde tasarım yapabildiğini CV’sini böyle farklılaştırarak göstermiş.

3. Hem zarif, hem de yaratıcı

blog3

Yeteneklerin yüzde verilerek üstüne konumlandırıldığı o kartela CV’nin tüm havasını hemen değiştirmiş.

4. Yalnızca bir kağıttan ibaret bırakmak zorunda da değilsiniz.

blog4
Lucia Paul’un bu çok zarif örneğinde de olduğu gibi, çalışmalarınızı portfolyo halinde defterleştirebilirsiniz.

5. Tek sayfada alt alta listelerken de sıkıcılıktan uzak kalmak mümkün.

blog5

Tudor Deleanu, format olarak klasiğe yakın bir çizgi seçmiş; ve pek çoğumuzun CV’sinde olduğu gibi, deneyim ve becerilerini alt alta listelemiş. Ancak bunu yaparken hem renkleri hem de hizalamaları kullanışı CV’yi sıkıcı olmaktan hemen çekip çıkarıyor.

6. Hayatın zaman tüneli

blog6

Rybak, yıllar içindeki kişisel ve kariyer yolculuğunu bir zaman tüneli haline getirerek hem kolay okunur, hem de ilgi çekici bir sonuca ulaşmış diyebiliriz.

7. Fakat sizin daha sade ve ciddi bir tarzınız olabilir.

blog7

Yaratıcılık adına ciddiyetten çıkmak da şart değil. Çok küçük farklılaştırmalarla klasikle dikkat çekiciliği dengeleyebilirsiniz.

8. Veya “Her şey yazsın” diyenlerden olabilirsiniz.

Bunun için 4 sayfalık CV hazırlamanıza da gerek yok; epey fazla yazı var ama gayet güzel kurgulanmış ve tek sayfada özetlenmiş.

9. Kuşkusuz son derece yaratıcı bir başka tasarım

blog9

Jolie O’dell, iş deneyimlerini şarkı listesiymişçesine plak üzerine yerleştirmek suretiyle oldukça güzel bir iş çıkarmış ve hakikaten dikkat çekici olduğu kadar güzel de.

10. Kişiyi daha CV’nizi okumaya başlamadan etkilemek mümkün.

blog10

Sarı yeteri kadar parlak ve iddialı; siyahla böyle birlikte kullanımı ise son derece cesur olmuş.

11. Western formatı

blog11

Bizce gayet şık tasarlanmış bir başka örnek. Fontların kullanımından, kağıdın size hissettirdiği dokuya kadar her şey birbiriyle uyumlu.

12. Kendinizi en hızlı biçimde ifade edebilmeniz yeterli.

blog12

İlla çok şaşaalı ve iddialı örneklere gerek yok. Devamlı fikir geliştirip bunları bir yerlere karalayıp duran üretken bir beyne sahip olduğunuzu işte bu CV gayet güzel anlatabilir.

13. Metro haritası kimin aklına gelirdi?

Kısa ve özet bilgi vermenin en sıra dışı biçimlerinden biri bu örnekte karşımıza çıkıyor. Belki gerçekten de, bildiğimiz şeylerle yaptığımız işler bizleri kariyer başarısına taşıyacak yolun istasyonlarıdır.

14. En iddialısı bende olsun diyebilirsiniz.

blog14

Çok fazla yazı ve açıklamaya gerek bırakmadan dikkatleri derhal çeken türde bir örnek daha.

15. Mimarlık alanında bir kariyeriniz olabilir.

blog15

Yaratıcı CV’ler elbette yalnızca grafik tasarım ve dijitalcilerden çıkmıyor. Hiçbir iş alanı, sıra dışı ve dikkat çeken bir CV oluşturmanıza engel değil.

16. Bırakın iş kişiselleşsin.

blog16

Denise adeta kendi çalışma masasının bir kopyasını CV’ye çıkararak son derece dikkat çekici bir CV hazırlamış.

17. “Biçilmiş kaftan”!

blog17

Dikiş alanındaki beceriye dikkat çekmenin daha kolay bir yolu herhalde olmazdı. Kumaş gibi sıra dışı olduğu kadar, anlatılan şeyi vurgulamaya gayet güzel bir örnek olmuş.

18. Gerektiği kadar yere dikkat çekmek yeterli.

blog18

Fotoğrafınızın da klasik kullanımından bu biçimde uzaklaşabilirsiniz.

19. Ne de olsa Apple’dan mülakat koparmak kolay iş değil!

blog19

Craig Baute’nin bu zekice CV’si ise Apple tarafından görüşmeye çağırılmasına yetmiş. Akış diyagramı bizce de harika bir fikir; kendini nasıl da kolay okutuyor ?

20. Pixar gibi bir animasyon devinin dikkati ise, herhalde ancak böyle çekilebilirdi!

blog20Brian Moose, kendi hazırladığı bu vintaj film çantasının içine de illüstrasyonlarını içeren bir defter yerleştirmiş.

İnternette kısa bir aramayla daha pek çok özenli, zekice ve yaratıcı olarak hazırlanmış örneğe ulaşmak mümkün. Eğer o Word’de yazılıp PDF’e çevrilmiş dümdüz ve sıkıcı kağıt senin kişiliğini ve yeteneklerini yansıtmıyorsa, yansıtır hale getirmek senin elinde ?

Unutulmaz Hollywood Filmlerinden İş Hayatındaki Herkese İlham Verecek Nitelikte 20 Alıntı

Sırf biri tökezleyip yolunu kaybetti diye sonsuza kadar kayboldu demek değildir. Bazen hepimize biraz yardım gerekir.

Aynen öyle! Biz de bu fikirden yola çıktık; ve çalışma hayatının hengamesinde bolca tökezlemekteyken yardımımıza koşup bize ilham verecek 20 güzel alıntıyı listeledik:

 

1. Kimsenin sana bir şeyi yapamayacağını söylemesine izin verme; benim bile. Bir şeyi istiyorsan, git ve al; nokta.

Chris Gardner, Umudunu Kaybetme (The Pursuit of Happyness), 2006

2. Doğarsın, canına okurlar. Dünyaya çıkarsın, daha çok canına okurlar. Biraz yükselirsin, daha az canına okurlar. Kat kat bir kremalı pasta böyle bir şeydir işte, evlat.

Eddie Temple, Bir Dilim Suç (Layer Cake), 2004

3. Her şeye dikkatini ver; gördüğün her şeye. Başka kimsenin farkına varmadığı şeyleri fark et. O zaman kimsenin bilmediği şeyleri bileceksin.

Loris Harrow, Sihirli Şehir (City of Ember), 2008

4. Ben müşterilerimi kazanmak için inşa etmem, kendi inşalarımı hayata geçirebilmek için müşteri kazanırım.

Howard Roark, Hayatın Kaynağı (The Fountainhead), 1949

5. İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılarsa çalar.

Steve Jobs, Silikon Vadisi Korsanları (Pirates of Silicon Valley), 1999

6. Aklınız fikriniz çok para kazanmakta olduktan sonra, çok para kazanmak marifet değildir.

Bernstein, Yurttaş Kane (Citizen Kane), 1941

7. İnsanın gayret etmesi için, hiçbir sınır olmamalıdır. Hayat ne kadar kötü görünse de nefes aldığınız müddetçe umut da vardır.

Stephen Hawking, Her Şeyin Teorisi (The Theory of Everything), 2014

8. Çok fazla diye bir şey yoktur. Her şeyin sınırlarını zorlayabildiğin kadar zorlarsın. Karşıdaki karşılık verene kadar zorlamaya devam edersin. Daha sonra ise, biraz daha fazla zorlarsın.

Walter Abrams, Kirli Para (Two For The Money), 2005

9. Bana yapamam deme! Bana yapılamayacağını söyleme!

Howard Hughes, Göklerin Hakimi (The Aviator), 2004

10. Satılamayacak hiçbir şey yoktur. Telefonu her açtığında bir satış gerçekleşir. Ya sen müşteriye bir hisse satarsın ya da müşteri sana neden alamayacağı ile ilgili bir bahane satar. İki türlü de satış gerçekleşir. Önemli olan, kapanışı kimin yapacağıdır; sen mi, yoksa o mu? Şimdi, acımasız ol.

Jim Young, Kazan Dairesi (Boiler Room), 2000

11. Orijinal bir fikir bulmalıyım. Öne çıkmanın en yakın yolu bu olabilir.

John Nash, Akıl Oyunları (A Beautiful Mind), 2001

12. İki küçük fare kaymak kovasına düşmüş. Birinci fare hemen pes etmiş ve boğulmuş, ikinci fare ise didinmiş, o kadar çırpınmış ki kaymağı yağa çevirip tepesine çıkmış. Beyler, şu andan itibaren ben ikinci fareyim.

Frank Abagnale Sr, Sıkıysa Yakala (Catch Me If You Can), 2002

13. Sen buradaki kötü adam olmak zorunda değilsin. Sen en yetenekli, en ilginç ve sıra dışı insansın şu evrendeki. Sen özelsin. Ben de. Herkes öyle! Kehanet hepimizle ilgilidir. Şu anda ise sadece seninle ilgili. Ve sen hâlâ her şeyi değiştirebilirsin.

Emmet, Lego Filmi (The Lego Movie), 2014

14. İçimde korkunç bir şeyler oluyor ama nedenini bilmiyorum. Geceleri ortaya çıkan kana susamışlığım gündüzlere taştı. Delirmenin eşiğine geldim. Sanırım beni aklı başında gösteren maskem düşmek üzere.

Patrick Bateman, Amerikan Sapığı (American Psycho), 2000

15. Bazen, kimsenin hayal edemediği şeyleri hayal edip yapabilen insanlar olur.

Alan Turing, Yapay Oyun (The Imitation Game), 2014

16. Sırf biri tökezleyip yolunu kaybetti diye sonsuza kadar kayboldu demek değildir. Bazen hepimize biraz yardım gerekir.

Charles Xavier, X-Men Geçmiş Günler Gelecek (X-Men Days of Future Past), 2014

17. Bu dünyada yetenek karın doyurmaz. Yıllar yılı birçok yetenekli insan tanıdım. Peki disiplin, kendini adamışlık ve sağlam bir iş ahlakı olmadan kaçı profesyonel anlamda başarılı oldu? Söyleyeyim. Sıfır.

Turlington, Çocukluk (Boyhood), 2014

18. Zihnim durgunluğa isyan ediyor! Bana sorunlar ver, iş ver. Ne kadar çabuk, o kadar iyi.

Sherlock Holmes, Sherlock Holmes, 2009

19. En dirençli parazit hangisidir? Bakteri mi? Virüs mü? Bağırsak solucanı mı? Fikirdir! Dirençli ve son derece bulaşıcıdır. Bir kere beyne yerleştiğinde, söküp atmak neredeyse imkansızdır. Biçimini almış ve kavranmış bir fikir, yapışıp kalır.

Cobb, Başlangıç (Inception), 2010

20. Hayat, santimetreden ibaret bir oyun. Futbol da öyle. Hayatta ve futbolda hata payı o kadar düşüktür ki, yarım saniye yavaş ya da hızlı kalırsan, yakalayamazsın.

Tony D’Amato, Kazanma Hırsı (Any Given Sunday), 1999

Kovulduktan Sonra Dönüşleri Muhteşem Olmuş 20 Olağanüstü Başarılı İnsan

Patronunuz tarafından kapı dışarı edilmek kuşkusuz çok moral bozucu. Ama aşağıdaki başarı örnekleri, başta fiyasko gibi görünen durumların adeta bir fırlatma tahtasına dönüşebileceğinin ispatı.

Steve Jobs’tan Jerry Seinfeld’e, kovulmalarını fırsata dönüştürüp inanılmaz birer sıçramayla geri dönmüş 20 olağanüstü insan…

1. Thomas Edison kovulduğu Western Union şirketindeki ofisinde gizli gizli deneyler yapıyordu.

32

Ta ki 1867’de bir gece, Associated Press telgraf bürosunda kimyasal bir kazaya sebep olana dek.

Edison icatları üzerinde çalışmak ve okuyabilmek için gece vardiyasında çalışıyordu. Bataryalar üzerinde deney yaptığı bir gece yanlışlıkla yere döktüğü sülfürik asit, döşemeyi geçip bir alt kattaki patronunun masasına damladı.

Ertesi sabah kovulmuştu. Böylece tüm zamanını icat yapmaya adadı ve iki yıl sonra elektronik oy verme cihazı ile ilk patentini aldı.

2. Hillary Clinton, Alaska Valdez’de bir konserve somon firmasındaki işinden kovulmuştu.

Hillary Rodham Clinton Signs Copies Of Her Book 'Hard Choices' In New York

Elime bir kaşıkla bir çift çizme verildi; ve somonun içindekileri temizlemem istendi,” diyen Clinton, bu pozisyonda fazla kalmadığını, havyarları ayıklayan Japon balıkçıların çok yavaş çalıştığı için ona bağırdıklarını belirtiyor. “Sonuç olarak beni oradan sepetlediler” diye ekliyor.

Paketleme bölümüne alındıktan sonra, paketlenen somonların “yeşil-siyah olduklarını, korkunç göründüklerini ve koktuklarını” fark eden Clinton kalite kontrol sürecini sorgulamaya başlayınca, kontrol süreci toptan iptal oluyor ve aynı yerden ikinci kez kovuluyor.

3. Steve Jobs, kurucu ortağı olduğu Apple’dan kovuldu. İkinci denemesiyse muazzam oldu…

34

“Oyundan atılmıştım, resmen atılmıştım. Tüm yetişkinlik hayatımın hedefi gitmişti, ve bu çok yıkıcıydı.”

“The Second Coming of Steve Jobs” kitabının yazarı Alan Deutschman, Jobs’un 1985 yazını orta yaş krizi içinde, politikaya girmekten astronot olmaya kadar, ne yapmak istediğine karar vermeye çalışmakla geçirdiğini anlatıyor.

Jobs Apple’dan ayrı kaldığı zamanlarda, daha sonra Apple tarafından alınan ve Pixar’ı piyasaya süren NeXT bilgisayar firmasını kurdu. On yıl kadar sonra Apple’a geri döndüğündeyse, malum, iPod, iPhone, ve iPad devrimini yarattı.

4. Walt Disney ilk animasyon işinden, “hayal gücü eksikliği ve iyi fikirilere sahip olmadığı” gerekçesiyle editörü tarafından kovuldu.

47

Üstelik bu, başarısızlıklarının sonu da değildi. Disney, Laugh-O-Gram ismindeki animasyon stüdyosunu satın alıp daha sonra iflasa sürükledi. Sonunda, hedefini çok daha karlı bir alana yöneltti: Hollywood.

Kardeşiyle beraber Kaliforniya’ya taşındı ve “Disney Brothers’s Studio”’yu kurdu. Bu stüdyoda Mickey Mouse ve Disneyland’i yarattı; ve 22 tane Oscar kazandı.

5. Jerry Seinfeld bir okuma provası esnasında, senaryoda kendi bölümünün olmadığını görene kadar kovulduğunu bile bilmiyordu.

65

Meşhur şovu “Seinfeld”den önce 1980’lerin başlarında, “Benson” isimli sitcom’da küçük bir rolü olan komedyen, yapımcılarla karakterin hikayesi hakkında çatışmaya düştü ve sadece dört bölüm sonra kovuldu.

Ne yazık ki kimse Seinfeld’e işten çıkarıldığını söyleme zahmetine girmemişti. Seinfeld çekimden bir gün önce okuma provasına geldi ve kendisi için senaryonun bir kopyasının hazırlanmadığını gördü. Yönetmen yardımcısı onu bir kenara çekti ve artık dizide olmadığını haber vermeyi unuttuklarını söyledi.

Seinfeld aşağılanmıştı tabii; ama yılmayıp hemen akabinde komedi kulüplerinde tekrar sahne almaya başladı. Ve şansına, ilk performansı esnasında bir yetenek avcısı da izleyiciler arasındaydı. Sonrasını biliyoruz.

6. Madonna Dunkin’ Donuts’taki işini, müşterilerin üzerine jöle fışkırttığı gerekçesiyle kaybetti.

76

Biyografisini yazan Andrew Morton’a göre Madonna, okulu bırakıp meşhur olmak için New York’a taşındıktan sonra, sert bir başlangıç yaptı. Para kazanmak için Times Meydanı’ndaki Dunkin’ Donuts’ta çalışmaya başladı. Ancak bu macera bir gün bile sürmedi: Bir müşterinin üzerine jöle fışkırttıktan sonra, kapı dışarı edildi.

Tüm zamanların en asi pop kraliçesi, 1979’da müzik sahnesine giriş yapana kadar pek çok fast food restoranında ve garsonluk işlerinde çalıştı.

7. Robert Redford, tembel ve özensiz bir işçiydi. Belli ki yetenekleri başka alanlardaydı.

70

Redford gençliğinde, El Segundo’da Standard Oil rafinerisindeki gemi tersanesinde forklift kullanmak ve tankları temizlemekle görevli bir işçiydi.

Petrol tankının üzerinde uyurken amirine yakalanınca, kovulmak yerine kimya bölümünde şişe temizleme departmanına gönderildi. Ama sürekli cam şişeleri kırınca işten çıkarıldı.

Redford sonraları pek çok tuhaf işten daha kovuldu: “Kovulmam gereken işlerden kovuldum” diye açıklıyor. “Bu işlerde sadece para kazanmak için çalışıyordum ve fark ettim ki, bunların hiç biri bana göre değildi. Ben kesinlikle iş piyasası için yaratılmamıştım.” Hemen ardından da, oyunculuk yapmak için New York’a taşındı.

8. Rowling, Uluslarası Af Örgütü’nün Londra ofisinde sekreter olarak çalışıyordu.

90

Ofis bilgisayarında hikayeler yazıyor ve Harry Potter adında genç bir büyücünün hayalini kuruyordu. İşverenleri en sonunda bu durumdan bıktılar ve kapıyı gösterdiler.

Yazmaya odaklanmaya karar verene dek geçirdiği birkaç yılda, kıdem tazminatının yardımıyla ayakta kalabildi. Kendisi bugün, tüm zamanların en meşhur kitap serisinin yazarı.

9. Baltimore’lu bir TV yapımcısı Oprah Winfrey’e, “televizyon için hiç uygun olmadığını” söyledi.

56

Oprah Winfrey, Baltimore’da WJZ-TV’deki akşam haberleri muhabirliğinden, haberleştirdiği hikayelere çok duygusal yaklaştığı gerekçesiyle kovuldu.

Yapımcısı ona televizyon haberleri için uygun olmadığını söyledi. Teselli olarak “People Are Talking” isimli gündüz programında bir rol önerdi. Program çok popüler oldu, ve Winfrey sekiz yıl boyunca devam etti.

Sonunda Winfrey, 25 sezon devam eden “The Oprah Winfrey Show”un sunucusu oldu. Forbes’a göre şu anda 3 milyar dolarlık bir servete sahip.

10. Carly Fiorina Hewlett-Packard’ın CEO’su iken kovuldu.

8723

Fortune 500 listesindeki ilk kadın yönetici olan Fiorina, 2002’de çok tartışılan, Hewlett-Packard’ın Compaq’i 25 milyar dolara satın alma kararının ve 15.000 çalışanı işten çıkarmasının akabinde, HP’den istifa etmek zorunda bırakıldı.

Geçtiğimiz mayıs ayında ABD başkanlığa adaylığı koydu ve şu anda tahminlerde Jeb Bush ve Marco Rubio gibi politikacılarla kafa kafaya gidiyor.

Ağustos ayında CNN’e şöyle dedi Fiorina: “Toplantı odasındaki bir tartışma esnasında kovuldum. Neden biliyor musunuz? Çünkü statükoya meydan okudum. Liderler böyle yapmalı. Statükoya meydan okuduğunuzda, liderlik ettiğinizde, düşman kazanırsınız. Bu yüzden çok az kişi liderlik yapar.”

11. Mark Cuban bir bilgisayar mağazasındaki tezgahtarlık işinden kovuldu. Bu, başkası için çalıştığı son iş oldu.

77

Cuban’ın mezun olduktan sonraki ilk işlerinden biri bilgisayar yazılımı satışı yapmaktı. ancak o, bir patrona itaat etmektense girişimcilikle ilgileniyordu.

İşte geçirdiği birkaç aydan sonra, 15.000 dolarlık satış yapma şansını yakaladı. Sadece patronunun iznine ihtiyacı vardı. Patronu bu satışı yapmamasını söylediğinde, Cuban gözünü karartıp satışı gerçekleştirmeye karar verdi; ve ofise döndüğünde kovulduğunu öğrendi.

Kısa bir süre sonra Cuban, Micro-Solutions’ı kurdu ve Forbes’in dediğine göre, o zamandan bugüne 3 milyar dolar kazandı.

12. Anna Wintour, ilk işi olan Harper’s Bazaar’da çaylak moda editörlüğü görevinden kovuldu.

92

Wintour kariyerine, Harper’s Bazaar dergisinde çaylak moda editörü olarak başladı. Yenilikçi çekimleriyle epey yankı uyandırdı ancak editör Tony Mazalla yaptıklarını fazla rahatsız edici buldu. 9 ay sonra işten atıldı.

Kovulmak onu asla tarzından geri döndüremedi. Moda öğrencilerine “Hepinize kovulmayı tavsiye ederim.” demesiyle bilinir!

Vogue’un şef editörü olduğunda sadece 27 yaşındaydı…

13. Wall Street’in en güçlü kadınlarından Sallie Krawcheck, Bank of America’dan 2011 yılında kovuldu.

52

Citi’den transfer ettikten iki yıl sonra Bank of America, küresel sermaye piyasası ve yatırım yönetimi departmanı başkanı Krawcheck’i işten çıkardı.

Haziran 2013’te Third Metric konferansında, işten çıkarıldığı için minnettar olduğunu söyleyecekti: ‘Kaç kişi kovulduktan sonra The Wall Street Journal’ın kapağına çıkabilir ki?’”

“Citi’den kovulmamın hemen ardından, kadın oluşumun bunda etkisi olup olmadığını sorsaydınız kesinlikle yok derdim. Şimdi ise, tam olarak emin değilim, derim.”

Krawcheck, 2013 yılında, 130 ülkede 30.000’den fazla üyesi olan 85 Broads isimli kadın örgütünü aldı ve Ellevate Network olarak adını değiştirdi.

14. Michael Bloomberg, kendi şirketini kıdem tazminatı ile kurdu. Şu anda ABD’nin en zenginlerinden biri.

37

Bloomberg, bir yatırım bankası olan Salomon Brothers’da ortaktı. 1998’de Salomon Brothers, daha sonra Citigoup’a dönüşen bir şirket tarafından satın alındı. “Bloomberg by Bloomberg” isimli otobiyografisinde belirttildiğine göre, kallavi bir kıdem tazminatı ile işten çıkarıldı.

Bu parayla Innovative Market Solutions isimli finans danışmanlığı şirketini kurdu. Daha sonra Bloomberg LP adını alan şirket, yatırımcıların doğru bilgiye kolayca ilerleyebilmesini sağladı ve 1989’da 2 milyar dolarlık bir değere sahip oldu.

Forbes’a göre, eski New York valisi bugün 38.4 milyar dolarlık bir servete sahip.

15. Julia Child reklamcılık işinden “ileri derecede itaatsizlik” yüzünden kovuldu.

9434

1930’ların başında, ev mobilyası firması olan W&J Sloane’ın Los Angeles şubesinde reklam müdürüydü. Bu pozisyona geldikten birkaç ay sonra “emre itaatsizlikten” işten çıkarıldı.

Child Paris’e taşındıktan sonra Fransız mutfağına ilgi duymaya başladı ve Cordon Bleu aşçılık okuluna kaydoldu. Çok ilgi gören “Mastering the Art of French Cooking” kitabı ile karmaşık Fransız mutfağını gündelik Amerikan mutfağına uyarladı. “The French Chef” ve “Julia Child and Company” gibi oldukça popüler yemek programları ile bir televizyon ikonu haline geldi.

16. Colonel Harland Sanders, asabiyeti yüzünden onlarca işten kovuldu.

6723

1920’lerde tekerlek satan Colonel Harland Sanders, Kentucky’de en çok satış yapan eleman oldu ancak asabiyeti yüzünden işini kaybetti.

Times’ın belirttiğine göre, 65 yaşında ilk restoranını kapatıp iflas edene kadar onlarca işten daha kovulmuştu. Restoranını kaybettikten sonra, ABD’yi bir uçtan bir uca dolaşarak tavuk kızartması satacak birilerini aradı. 1964 yılında, 74 yaşındayken, 600’den fazla şubesi olan restoran zincirindeki hissesini 2 milyon dolara bir grup yatırımcıya devretti.

17. Truman Capote, şair Robert Frost’un onurunu kırdıktan sonra The New Yorker’dan kovuldu.

7324

The New Yorker’da çalışmak için okulu bırakan Capote’un en büyük hayali, bu prestijli dergide bir yazısının yayımlanmasıydı.

İki yıl sonra, ünlü şair Robert Frost’un düzenlediği bir şiir dinletisine katıldı. Soğuk algınlığından mustarip Capote, dinletinin ortasında ayrıldı. Frost çok içerlemişti. Çalıştığı dergiyi öğrendi onu kovmalarını söyledi.

Kovulması Capote’un kariyerine zarar vermedi. Harper’s Bazaar ve Mademoiselle dergilerinde kısa öyküleri çıkmaya başladı. Birkaç yıl sonra da ilk romanını yayımladı.

18. Home Depot şirketini kurmadan önce, kurucuları Bernie Marcus ve Arthur Blank işlerinden kovulmuşlardı.

53456

Marcus ve Blank, Handy Dan isimli Güney Kaliforniyalı bir ev merkezi zincirinden kovulduktan sonra, Handy Dan’de çalışırken akıllarına gelen bir fikirden yola çıkarak kendi ev dekorasyon firmalarını kurmaya karar verdiler: Sadece indirimli ürünlerin satılacağı bir mağaza… Adını Home Depot koydular. 10 yıldan kısa bir süre içinde 100’den fazla mağaza açtılar ve 2.7 milyar dolarlık satış yaptılar.

Kendilerini kovan Handy Dan 1989’da kapandı.

19. Super Bowl’da yılın antrenörü seçilmeden önce Bill Belichick, Cleveland Browns’dan kovulmuştu.

567

2000 yılında New England Patriots’a katıldıktan sonra, takım altı kere Super Bowl’a katıldı ve dört kez kupayı kaldırdı. Ancak 1995’te ilk antrenörlük denemesinde kulüp sahibi Art Modell tarafından Cleveland Browns’dan kovulmuştu.

Belichick Ulusal futbol liginde 2003, 2007, ve 2010 sezonlarında yılın antrenörü seçildi ve lig tarihinde en uzun süre aktif olarak bu işi yapan kişi oldu. Tarihin en iyi antrenörlerinden biri olduğu düşünülüyor.

20. Lee Iacocca’nın fikirleri Ford tarafından istememişti; o da fikirlerini Chrysler’a götürdü.

6798678

Iaccoca, Ford firmasında en tepeye yükselmişti. Ancak şirketin CEO’su
ve yönetim kurulu başkanı Henry Ford Jr.’a tosladı. Birkaç hayata geçmeyen fikirden sonra, Iacocca’ya yol verildi.

Daha sonra Iaccoca, Chrysler tarafından işe alındı. Ford tarafından reddedilen Dodge karavan ve Plymouth Voyager gibi pek çok fikri Chrysler’da hayata geçirdi.

1992’ye kadar Chrysler’ın CEO’su olarak kaldı ve firmanın rekorlar kıran kar oranlarında büyük emeği oldu.

 

“Bir Fikrim Var” Diye Başlayıp Hüsranla Sonuçlanan Projelerin 8 Temel Nedeni

“Bir fikrim var” der ve projeye başlarsın. Çabalarsın, uğraşırsın ve en sonunda fikrini modellemeyi başarırsın. Bu durumda seni iki seçenek bekliyor. Ya projen beğenilir, istediğin sayıda kullanıcıya ulaşır ya da senin büyük patlama beklediğin projen, patlamış balon gibi sönmeye başlar ve fikrin başarısız olur. Peki neden başarısız olur, hiç düşündün mü? İşte başarısızlığın 8 nedeni…

1. Para bulamamak

Yaptığınız projeye para bulmak, yatırım almak en zor işlerden biridir. Ailenizden veya arkadaşlarınızdan aldığınız para sizi bir yere kadar götürecektir. O para bittiğinde, kendinize kaynak bulmalısınız. Bulamazsanız, giderleri karşılayamayacak ve hızla dibe batacaksınız.

2. Ekibinle uyum sağlayamamak

En yakın arkadaş olsanız bile bazen kurduğunuz ekiple uyum sağlayamayabiliyorsunuz. Ekibiniz dağıldıkça projeniz de dağılmaya başlıyor.

3. Ürünü yanlış zamanda piyasaya sürmek

En çok duyduğunuz başarısız projelerin nedenlerinden biridir. “Benim fikrim gelecek için” ve “Bu zamanda değerimi anlamadılar” gibi türevleri de mevcuttur.

4. Ürünün pazarlamasını yapamamak

Sizin ürününüz ne kadar harika olursa olsun, eğer ürününüzü insanlara duyurmak konusunda iyi değilseniz, bütün bir emeğiniz çöpe gidebilir. Ürününüzü pazarlamak, ürününüzü üretmek kadar önemlidir.

5. Akıl Hocası-Danışman desteği al(a)mamak

Ürünü piyasaya sürerken ve sürdükten sonra size akıl hocalığı yapabilecek, piyasayı sizden iyi bilen birilerine ihtiyacınız olur. Eğer kendinize bir “akıl hocası” bulamazsanız veya “ne gerek var ya ben zaten her şeyi biliyorum” diye düşünürseniz, projeniz patlama tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

6. İş modeli oluşturmamak

Günümüzde yatırım yapmak isteyenlerin, girişimcilere sorduğu bir soru var: “İş planınızı oluşturdunuz mu?” Cevabı “hayır” olan çoğu girişimci yatırım alamaz. İş modeli sizin ürününüzün kısaca planı gibidir. Hedef kitlenizi, gelirinizi, maliyetinizi ölçmenizde yardımcı olur. Bir çok projede iş modelini oluşturmadığından, başarısız projeler arasında yerini alıyor.

7. Yetersiz kalitede ürün

Siz belki de ürününüzün çok iyi olduğunu düşünüyorsunuzdur. Ama önemli olan sizin değil, kullanıcılarının ne düşündüğü. Kullanıcılar yetersiz diyorsa, yetersizdir.

8. İhtiyaç olmaması

En sık karşılaşılan nedendir. Sizin ürününüz uzay teknolojisiyle donatılsa bile, insanların gerçekten buna ihtiyacı yoksa, ürününüz hiçbir işe yaramaz. Artık sizin projeniz de başarısız projeler arasında yer almaya mahkumdur.

 

Yukarı Çık