kariyer,eğitim,sertifika

Monthly archive

Haziran 2016

Ağzınızın Açık Kalmasına Sebep Olacak, Bugüne Dek İnşa Edilmiş En Pahalı 10 Bina

Casinolar, oteller, gökdelenler… Bugüne kadar inşa edilmiş en yüksek maliyetli 10 binayı, Business Insider’ın katkılarıyla derledik:

Kaynak: http://www.businessinsider.com/the-most-…

10. Wynn Las Vegas, Las Vegas — 3.3 milyar dolar

Dünyanın en iyi otellerinden biri olarak görülen Wyn, aynı zamanda otomatik pencere temizliği kullanan ilk yüksek bina olarak biliniyor.

9. Freedom Tower (Özgürlük Kulesi), New York City — 4 milyar dolar

Resmi olarak One World Trade Center adıyla anılan bina, 2014’te New York’un en yüksek gökdeleni olarak inşa edilmişti. 11 Eylül saldırılarının gerçekleştiği alana inşa edilen Özgürlük Kulesi, terörizme direnişin simgesi olarak biliniyor.

8. The Cosmopolitan, Las Vegas — 4.1 milyar dolar

8
Listedeki en pahalı casino otel olan Cosmopolitan kulelerinde 3000 oda bulunuyor. Bir dönem ABD’de en çok kar eden gece kulübü olan Marquee Gündüz ve Gece Kulübü de burada yer alıyor.

7. Parlamento Binası, Canberra, Avustralya — 4.2 milyar dolar

7
1988 yılında inşa edilen Parlamento Binası’nın maliyeti, 1 milyar Avustralya dolarının üzerindeydi. Bugünün parasıyla bu, 4 milyar ABD dolarının üstünde bir miktara denk geliyor. İçinde 4700 oda bulunan binanın ışıklandırmaları güneş enerjisiyle çalışıyor.

6. Resorts World Sentosa, Singapur — 5.4 milyar dolar

Asya’da en çok turist çeken yerlerden biri olan, 10.000 kişinin çalıştığı Resorts World Sentosa’nın içinde bir Universal Studios parkı, bir Adventure Cove Su Parkı ve dünyanın en büyük oşinaryumu (okyanus canlılarının bulunduğu akvaryum) bulunuyor.

5. Emirates Palace, Abu Dabi — 6 milyar dolar

5
Bugüne dek inşa edilen en yüksek maliyetli otel olan Emirates Palace, Arap kültürünü tüm dünyaya göstermeyi hedefliyor. Lüksü başka bir boyuta taşıyan otel, “5 yıldızın ötesinde” olarak nitelendiriliyor. “Hızlı ve Öfkeli 7” filminin hayranları, dış cephe size tanıdık gelebilir!

4. Marina Bay Sands, Singapur — 8 milyar dolar

İnşa edilen en pahalı casino olan Marina Bay Sands, malzeme ve iş gücü konusunda yaşanan sıkıntılardan dolayı planlanan tarihten bir sene sonra açılmıştı. Binanın dev çatısında olağanüstü bir gökyüzü parkı ve sonsuzluk havuzu bulunuyor.

3. Tokamak Reaktörü, Fransa — 14 milyar dolar

3
Listedeki tek araştırma tesisi olan Cadarache’daki Tokamak Reaktörü, plazmayı stabilize etmek ve hapsetmek için torus (simit) biçimini kullanarak kuvvetli manyetik alanlar yaratıyor.

2. Ebrac el-Beyt, Mekke — 15 milyar dolar

İnşası 10 yıl süren dev saat kulesi, 2012 yılında açılmıştı. Kule, önemli bir sit alanı olan Osmanlı devrine ait Ecyad Kalesi’nin üzerine inşa edildiği için tepki toplamıştı.

1. Mescid-i Haram, Mekke — 30 milyar dolar üstü

Dünyadaki en kutsal cami olarak görülen Mescid-i Haram, aynı zamanda dünyanın en pahalı yapısı olma özelliği taşıyor. Çok fazla iyileştirme yapılan binanın maliyetinin 30 milyar doların üzerine olduğu tahmin ediliyor. 2011 yılında, mescide 370.000 m² yeni alan eklenmesi için 10 milyar dolarlık bir proje hazırlanmıştı. Şu anda 350.000 m2’den fazla bir alanı kaplayan bina her yıl 5 milyonun üzerinde Müslümanın ziyaretine uğruyor.

İş Yaşamının Olmazsa Olmazı “Deadline” Teriminin Muhtemelen Bilmediğiniz Acıklı Hikayesi

“Deadline”. Dead-line.

Sözcüğün gerçekten de “ölüm çizgisi”nden geldiğini biliyor muydunuz? Etimolojik araştırmalar eşliğinde sizlere anlatacağımız bu hikaye biraz trajik.

“Deadline” sözcüğü aslında, sözlük anlamına gayet uygun düşen bir savaş terimi.

Etimologlara göre ilk olarak Amerikan iç savaşı sırasında kullanılmış (1861 – 1865). Yazar Christine Ammer, bu terimin ilk kez, zamanının cehennemi olarak bilinen korkunç esir kampı Andersonville’de General D.T. Chandler’a ait 5 Temmuz 1864 tarihli raporda geçtiğini belirtiyor.

General, esir kampının dehşet verici koşullarını şöyle anlatıyor:

Savaş esirleri 15 feet yükseklikte, 8 inçlik bir çapta ve yerin altına 5 feet kadar gömülmüş, odundan derme çatma hücrelere hapsediliyor. Hücreleri içeriden çerçeveleyen korkulukların hemen ötesi “ölüm çizgisi”; esirlerin bu sınırın dışına çıkmasına izin yok. Esirler bu 6 sq feet kadarlık alanda yaşamak zorunda.

Bir başka rapor ise yine aynı esir kampından, yüzbaşı Walter Bowie’ye ait (1864).

Hücrelerin içinde belirlenmiş bir ölüm çizgisi var. Hiçbir esirin bu sınırları ne gece, ne de gündüz geçmesine izin yok; eğer geçerlerse, cezası vurularak öldürülmek.

Andersonville’de başlayan ölüm çizgisi uygulaması, hızla yayılmaya başlıyor.

Ardı arkası kesilmeyen raporlara göre terim ve uygulama giderek yaygınlaşarak hemen hemen tüm hapishane ve esir kamplarına sirayet ediyor.

 

 

 

 

 

Rock Island’daki Union hapishanesinden bir diğer rapor:

Onu ilk gördüğümde, kömür deposunun arkasındaydı. Önce kimi gördüğümü anlamadım ve bir anlığına gözden kaçırdım. Sonra hendeklerden geçerek kaçmaya çalıştığını gördüm. Dikenli tellere yakın bir yerde yanına kadar gidip ateş ederek öldürdüm. 13 nolu barakaların orada hendeğe attım.

Peki bu ürkütücü kavram iş yaşamına nasıl giriyor?

Gazetecilik ile.

Araştırmacı David Merline şu bulguya ulaşmış: Gazeteler kavramı çabuk içselleştiriyor ve baskıda geçilemeyecek okunaklılık sınırı olarak kullanmaya başlıyor.

Ardından terim genel olarak matbaaların tamamında yayılıyor.

Ancak ilk kullanımı teslim tarihinden ziyade, baskının nasıl yapılandırılacağını ve hangi sınırların geçilemeyeceğini tarif ediyor. Terimi teslim tarihi için de kullanmak ise elbette hızlıca kendine yer buluyor.

1900’lü yıllara gelindiğinde ise terim, geçmemek gereken tüm sınırlarla beraber, terminler için de yaygın olarak kullanılmaya başlıyor.

1920’lere gelindiğinde, artık “zaman kısıtlaması” kavramıyla eş anlamlı hale gelecek kadar yaygınlaşıyor.

Deadline günümüzde iş yaşamının bir nevi ölüm çizgisi.

Çünkü işi / müşteriyi geri dönüşsüz olarak kaybedebilmek riskini barındırıyor. Hikayesi oldukça acıklı ve rahatsız edici olan terimi hayatlarımızın orta yerine yerleştiren gazetecilere selamlarımızla…

Kaynak: Onedio.com

Snapchat Artık Twitter’dan Daha Büyük

Snapchat, hızla büyüyen kullanıcı sayısıyla artık Twitter’dan daha büyük bir sosyal medya servisi haline geldi.

Kısa sürede hızla büyüyen Snapchat artık Twitter’dan daha çok kullanıcıya sahip. Son altı ayda 40 milyon günlük aktif yeni kullanıcı kazanan Snapchat böylece 150 milyon kişilik günlük aktif kullanıcısıyla 140 milyon günlük aktif kullanıcıya sahip Twitter’ı geçmiş oldu.

Snapchat aslında hızlıca silinen fotoğraf konseptiyle gençlerin büyük ilgisini çekerek hayatına başladı ancak kullanıcıların günlük hayatlarını fotoğraflar vasıtasıyla öyküleştirebildikleri yeni formatıyla büyümesi ivme kazandı.

Facebook’un 3 milyar dolarlık teklifini geri çevirmişti

Facebook’un 2013 yılı sonunda verdiği 3 milyar dolarlık satın alma teklifini reddeden uygulamanın kurucusu Evan Spiegel’in doğru kararı vermiş olduğu da hızla yükselen kullanıcı sayısıyla anlaşılıyor.

Fotoğraf odaklı sosyal medya uygulamasının bu hızlı yükselişi reklam verenlerin de dikkatini çekiyor. Günde üç milyara yakın videonun seyredildiği uygulamadaki 150 milyon aktif kullanıcı aynı zamanda reklam verenlerin de hedefinde bulunuyor.

Kullanıcı yaş ortalaması 13-15 arasında yoğunlaşan uygulama gençleri hedefleyen markaların ve reklam kampanyalarının odağı olmuş durumda.

Bu ilgiden en çok rahatsız olan kişi ise, bir zamanlar gençlerin elinden düşürmediği Twitter’a bugün reklam bulmakta zorlanan Jack Dorsey olmalı.

TechInside

Mezun olalı çok oldu, neden hala iş arıyorum?

Uzun zamandır iş arıyorsunuz. Üniversiteden yeni mezun olmuş da değilsiniz ancak aradığınız işi bir türlü bulamıyorsunuz. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun farkındasınız. Peki, yapılabilecek en azından ufak birkaç ayrıntı yok mu?

issizinsan6363

İş aranılarak geçirilen dönemin zorlukları, yarattığı moral bozuklukları elbette birçok insan için aynı. Her şeyin üst üste geldiğini düşündüğünüz bu süreçte gördüğünüz her iş ilanına başvuruda bulunmak ve telefonu yanından ayırmayarak mülakat daveti için aranmayı beklemek iş arayışı uzun süren birçok kişi tarafından yaşanıyor. Peki, uzun zamandır iş arıyorsunuz ancak neden bulamıyorsunuz? Bunun pek çok farklı nedeni olabilir, piyasa şartları, eğitim ve deneyim, sektörünüzün zorlukları…

Peki okuldan mezun olduğunuz halde uzun zamandır iş bulamıyorsanız neler yapabilirsiniz? İşte, aktif olarak iş aradığı halde iş bulamayanların dikkat etmesi gereken 7 önemli nokta:

CV’nizi güncellemekle işe başlayın

Eğer uzun zamandır işsizseniz ve sık sık iş başvurusunda bulunduğunuz halde mülakat daveti almıyorsanız CV’nizi mutlaka gözden geçirin. CV’nizi sık sık güncellemeye özen gösterin ve her yeni yetkinliğinizi CV’nize eklemeyi ihmal etmeyin. Eğitiminizden yetkinliklerinize, tecrübelerinizden iletişim bilgilerinize dek tüm bilgilerinizi CV’nize doğru ve güncel yazdığınızdan emin olun.

Her ilana başvurmayın

İş arayışınızın uzun olması nedeniyle panik olarak her iş alanında başvuruda bulunmayın. Çünkü işverenler pozisyonla ilgisiz olduğunu düşündükleri adayları sürecin başında eleyecektir. Bu durum da sizin çok başvuru yaptığınız halde daha uzun süre iş aramanıza neden olabilir. Bu nedenle “İş başvurusu yapmak istediğiniz ilandaki aranılan özellikler ile sizin CV’niz örtüşüyor mu?” ayrıntısına mutlaka dikkat edin.

Maaş beklentinizi gözden geçirin

Kariyeriniz için uygun olan, CV’nizde fark yaratacak ve deneyimlerinizi artıracak iş fırsatları için zaman zaman maaş beklentinizi gözden geçirin. Bu konuda yeni mezunların aynı iş karşılığında aldığı maaşları kısacası piyasa şartlarını öncelikli olarak inceleyin. Mezun olduğunuz bölümle ilgili iş tecrübeniz fazla değilken belki de yüksek maaş beklentisine girmiş olabileceğinizi unutmayın. Bu nedenle kariyer haritanızı çizerken size sunulan iş fırsatlarını derinlemesine değerlendirin ve seçimlerinizi buna göre yapın. Bu durum, çok az paraya çalışın anlamına gelmemekle birlikte uzun vadede şirketin size katacaklarını da aklınızdan çıkarmayın.

Gönüllü çalışmalarda bulunun

Eğer üniversiteden mezun olalı çok olduysa ancak halen deneyiminiz yoksa gönüllü çalışmalarla CV’nizi güçlendirebilirsiniz. Pek çok İnsan Kaynakları uzmanı, gönüllü çalışmalarda bulunmanın adayların hem vakitlerini anlamlı bir şekilde değerlendirdiği anlamına geldiğini hem sorumluluk almayı öğrettiğini hem de gönüllü çalışmanın kişisel marka algısını geliştirdiğini belirtiyor.

YUKSELMEK3333

Ön yazınıza özen gösterin

“Bu iş ilanı tam da bana göre” dediğiniz ve iş başvurusu yapmak istediğiniz ilanlarda ön yazı yazmayı alışkanlık haline getirin ve başvuracağınız firmaya özel ön yazı yazın. Ön yazınızı oluştururken o pozisyona neden uygun olduğunuzu, neden sizi almaları gerektiğini düzgün ifadelerle belirtin.

Yeni şeyler öğrenmeye devam edin

İşsiz olmanın getirdiği yılgınlıkla zamanınızın boşa akıp geçmesine izin vermeyin. Çalışmak istediğiniz alana ait iş ilanlarında adaylarda hangi özellikler aranıyor? Hangi kriterler ağır basıyor? Buna dikkat ederek CV’nizde eksik gördüğünüz alanları doldurmaya ve kendinizi sürekli olarak geliştirmeye dikkat edin. Boş vaktinizi düzgün değerlendirerek eksikliğini hissettiğiniz alanları, kurslarla ve sertifika programlarıyla tamamlayın.

İş alanındaki çevrenizi geliştirin

Aynı mesleğe sahip olduğunuz ya da bulunmak istediğiniz sektörlerdeki insanlarla daha çok iletişime geçin. Bugünün deyimiyle “Network’ünüzü genişletin” ve bu durumun yalnızca sosyal hayatınızı değil kariyerinize de etki edebileceğinizi unutmayın. İlerlemek istediğiniz alandaki insanların bulunduğu seminerleri, konferansları, topluluk etkinliklerini kaçırmayın.

Sevilen Bir Yönetici Olmanın 10 Yolu

Eskinin o asık suratlı, mesafeli, keskin kuralları olan yöneticileri artık çok eskilerde kaldı. Y Kuşağının çalışma hayatına girmesiyle yöneticilere olan bakış da beklenti de değişti. İş yerinde hem huzuru ve uyumu yakalamak hem de başarıya ve hedeflere ulaşmak için çalışanlar kadar yöneticilerin de kendilerini yenilemesi, çalışanlarla olan iletişimlerine dikkat etmesi gerekiyor.

Bir ekibin başarıya ulaşması için huzurlu ve uyumlu bir çalışma ortamına sahip olması gerekiyor. Ancak bunun için çalışanlar kadar yöneticilere de görev düşüyor. Hedefe giden yolda çalışanlar nasıl bir yönetici ile yürümek istiyor? Yöneticilerin nelere dikkat etmesi gerekiyor?

İşte sevilen bir yönetici olmanın 10 yolu:

Uyumlu çalışma ortamını koruyun

Başarılı bir iş hayatının temelinde huzurlu ve uyumlu çalışma ortamı yer alır. Ekibinizde yer alan bazı çalışanlarınızdan memnun olmayabilirsiniz ancak ekibinizdeki tüm çalışanlara eşit mesafede olmaya özen göstermelisiniz. Problem yaşadığınız çalışanlarınızla olan iletişiminizde aşağılama, dışlama gibi davranışlardan kaçının. Problem yaşadığınız çalışanlarla herkesin gözü önünde tartışmanın ekibinizdeki uyumun bozulmasına neden olabileceğini unutmayın.

İletişime açık olun

Birçok çalışan yöneticisiyle açık bir iletişim kurmayı ister. Çalışanlarınız için iyi bir dinleyici olmaya gayret gösterin. Onlarla konuşurken göz teması kurun ve hem işlerinin hem de hayatlarının arada bir nasıl gittiğini sorun. Onları önemsediğinizi belli edin.

Ekibinizin arkasında olun

Hiçbir iş yeri her zaman güllük gülistanlık değildir. Başarılı ve sevilen yönetici olmanın bir diğer sırrı da ekibini koruyup kollayabilmekte yatıyor. Çalışanlarınızın başarısızlıklarında da onların arkasında durun. Yapılan hatayı ekibinizin üstüne atmak yerine sorunun temeline inerek çözüm getirmeye çalışın.

Destek verin

Yöneticisinden destek gören çalışanın yöneticisine karşı duyduğu sadakat ve iyi niyet artar. Bu nedenle çalışanlarınıza gerçekten ihtiyaç duyduğu desteği verin. Bunu birçok farklı şekilde yapabilirsiniz. Örneğin, çalışanlarınızın ihtiyaçları doğrultusunda onlara ekipman desteği, herhangi bir sıkıntıları karşısında duygusal destek ya da iş ve özel hayat arasındaki denge konusunda da daha esnek davranarak destek verebilirsiniz.

Ufak hataları görmezden gelin

Çalışanlarınızın yaptığı hatalara büyük tepkiler vermemeye gayret edin. Eğer bu hatalar düzeltilebilir hatalar ise çalışanlarınıza doğru yolu göstererek hatalarını düzeltme şansı tanıyın. Ufak, önemsiz hataları ise görmezden gelmeyi öğrenin. Yapılan her hatayı yüze vurmak kişinin motivasyonunu ve öz güvenini etkiler. Çalışanlarınıza karşı ölçülü ve hoşgörülü olmaya özen gösterin.

Saygı gösterin

Çalışanlarınıza yaptıkları işlerin yanı sıra birey olarak da saygı duyun. Saygının çok basit ancak çok güçlü bir motivasyon aracı olduğunu, saygı yoksunluğunun ise tam tersi bir etkiye sahip olduğunu unutmayın. Çalışanlarınızın sırf siz onlara inandığınız ve saygı duyduğunuz için bile başarılı olmaya çalıştığının farkında olun.

Takdir edin

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çalışanların büyük çoğunluğu, yöneticisinin çalışmalarını takdir etmesini istiyor. İyi yöneticilerin amacı sadece firmanın belirlediği hedeflere ulaşmasını sağlamak, şirketin büyümesine katkıda bulunmak değildir. Yöneticinin ekip üyelerinin çalışmalarını takip etmesi ve teşekkür etmesi, onlarda hem motivasyon hem de başarabilmiş olma hissini sağlaması da diğer amaçlar kadar önemlidir.

Büyük resmi gösterin

Çalışanlarınızdan ne beklediğinizi, nasıl bir çalışma istediğinizi onlara net olarak anlatın ve onların büyük resmi görmelerini sağlayın. Yaptıkları işin neye hizmet ettiğini, hangi amaca yönelik yapıldığını anlamaları için açık ve net olun.

Gelişime olanak tanıyın

Çalışanlarınızın kendilerini geliştirmelerine olanak tanıyın ve bunun için sürekli bir öğrenme ortamı oluşturun. Ancak bu sürece kendinizi de eklemeyi unutmayın. Hem bireysel hedeflere hem de şirket tarafından belirlenen hedeflere ulaşmak için yeni yöntemler denemekten ve çalışanlarınıza kulak vermekten çekinmeyin. Yeni ve yenilikçi fikirleri hem önemseyin hem de ödüllendirin.

Yol gösterin

Çalışanlarınıza deyim yerindeyse profesyonel rehberlik hizmeti verin. İyi bir yönetici ve lider aynı zamanda çalışanlarının akıl hocasıdır da. Çalışanlarınızın şirket içindeki kariyer gelişimlerine destek olun ve onlara günlük iş süreçlerinde tıkandıklarında ya da yorulduklarında yol gösterin.

Google’ın Yasakladığı Beyin Yakan Bu 16 Mülakat Sorusunu Çözebilir Misin?

Bilen bilir; Google’ın iş görüşmelerinde en acayip ötesi soruları sormak konusunda her zaman bir şöhreti olmuştur. Malum, işe alım yaparken doğru elemanı binlerce başvuru arasından seçebilmek için klasik sorular yetmiyor; biraz da kişinin nasıl düşündüğünü, zihninin nasıl çalıştığını, durumlara nasıl tepki gösterdiğini anlayabilmek gerek.

Burada listelediğimiz soruların pek çoğunun bir doğru cevabı yok. Zamanında, yalnızca yukarıdaki amaca hizmet etsin diye sorulmuşlar. Ancak Google hakikaten de bu soruların zorluk ve saçmalık derecesini bir noktada kabul etmek zorunda kalmış ve bu listelediğimiz soruları yasaklamış. Evet, yasaklamış. Şimdi sorulara geçmeye ne dersiniz?

1. Seattle’daki tüm pencereleri yıkaman istenseydi, karşılığında ne kadarlık bir ücret talep etmen gerekirdi?

1

2. Rögar kapakları neden yuvarlaktır?

2

3. Arkadaşın Bob’da telefonun doğru mu kayıtlı; kontrol etmek istiyorsun ama kendisine direkt olarak soramazsın…

3

Bunun yerine, bu soruyu bir kağıda yazarak, notu Bob’a ulaştırıp sonrasında cevabını sana getirecek olan Eve’e vermen gerekiyor. Kağıda öyle bir şey yazmalısın ki, Bob telefon numaranı senin okuyabileceğin ama Eve’in anlayamayacağı şekilde şifrelesin.

4. Dünyada kaç tane piyano akortçusu yaşamaktadır?

4

5. Bir kasabada yaşayan 100 evli çiftin erkeklerinin tamamı, eşlerini aldatıyor.

5

Kadınların hiçbiri, kocalarının kendilerini aldatıp aldatmadığını, ne zaman aldattığını bilemiyorlar. Kasabada zina yapmanın yasak olduğuna dair çok katı bir kural var. Eğer bir kadın, kocasının kendisini aldattığını ispat edebilirse, sonuç koca için ölüm ve bu yasadan kaçılamaz.

Günlerden bir gün, kraliçe kasabamıza geliyor ve “Bu kasabadaki erkeklerin en az 1 tanesi zina yapmıştır” buyuruyor. Bundan sonra ne olur?

6. Adamın biri arabasını bir otelin önüne park ediyor ve aniden tüm servetinden oluyor. Ne olmuş olabilir?

6

7. Akreple yelkovan günde kaç kez üst üste gelir?

7

8. ABD evlerindeki elektrikli süpürgeler yılda toplam kaç kez çalıştırılıyordur?

8

9. San Francisco için bir acil durum tahliye planı tasarla.

9

10. Herhangi bir telefon numarası tuşladığımızda, sırasıyla bu tuşlara karşılık gelen harflerden kaç farklı anlamlı kelime türetilebilir?

10

11. Bozuk para boyutuna küçüldün ve ağırlığın da orantılı olarak azaldı.

11

Sonra seni boş bir blender’a attılar. 60 saniye sonra bıçaklar çalışmaya başlayacak. Ne yaparsın?

12. Bir okul otobüsüne kaç tane golf topu sığar?

12

13. Elinde 2 adet yumurta var ve 100 katlı bir binaya gireceksin.

13

Yumurtalarımız biraz dayanıklı. Sen bunları her katta camlardan atmaya başlayacaksın. Hiç belli olmaz birinci kattan attığında da kırılabilir; yüzüncü kattan attığında halen her ikisi de kırılmamış olabilir.

Elindeki yumurtaların kırılmadan atılabileceği en yüksek kat neresi? Deney süresince yalnızca 2 yumurta kırma hakkın var.

14. A noktasından B noktasına gitmen gerekiyor. Nasıl gideceğini, gidip gidemeyeceğini bilmiyorsun. Ne yaparsın?

14

15. “Veritabanı” nedir? 8 yaşındaki bir çocuğa bunu açıkla.

15

16. Arkadaşınla beraber bir partidesin. Partide sen ve arkadaşın dahil 10 kişi var.

16

Arkadaşın seninle iddiaya giriyor: Buradaki insanlardan kaçının doğumgünü seninkiyle aynı? Sen aynı olarak tespit ettiğin herkes için 1’er dolar alacaksın; arkadaşın ise aynı olmadığını tespit ettiği her kişi için 2 dolar alacak. Bu iddiaya girer misin?

Turizm Sektörü Temsilcilerinden ‘Bayram Tatili 9 Gün Olsun’ Talebi

Rusya krizi ve Avrupa turizmindeki ciddi düşüş oranları nedeniyle en kötü yılını geçiren sektör temsilcileri, Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasını ve bunun bir an önce açıklanmasını talep etti.

Ramazan Bayramı tatili, arefe günü olan 4 Temmuz Pazartesi öğleden sonra başlayıp, 7 Temmuz Perşembe günü sona eriyor.

Cuma gününün de Bakanlar Kurulu kararıyla tatil ilan edilmesi durumunda iki hafta sonu birleştirilerek tatil süresi 9 güne çıkacak.

Bu yıl en kötü dönemini yaşayan turizm sektörü, 9 günlük tatilin kendileri için umut olabileceği düşüncesiyle harekete geçti.

DHA’nın verdiği bilgiye göre, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED), Akdeniz Turistik Otel İşletmecileri Birliği (AKTOB), Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) gibi oda ve dernekler, konuyla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvurdu.

Bu konuda Bakanlar Kurulu’nun da kararını son günlere bırakmaması, insanların planlarını şimdiden yapabilmesi ve iç turizm hareketliliği açısından bir an önce açıklaması talebinde bulunuldu.

Sektör temsilcileri Aradaki cuma gününün tatil edilmesi halinde iç turizmin canlanacağını söylüyor ve ayrıca erken açıklanmasını talep ediyor.

Fransa’daki Çalışanlara, İşverenlerin Mesai Dışında E-posta Göndermesi Yasaklanıyor

Yeni tasarı, işe bağlı oluşabilen fiziki ve psikolojik yorgunluğun önüne geçmeyi amaçlıyor.

Hafta sonlarınızda ya da diğer tüm tatillerinizde e-postanızı kontrol ediyor musunuz?

İş kanunu reformlarının bir parçası olarak, Fransa’da yürütülen çalışma dahilinde, şirketlerin çalışanlarına kaliteli çalışma ortamı sağlamaları yönünde “çevrimdışı kalma hakkı” için yeni politikalar izlemeleri bekleniyor.

Hazırlanan kanun tasarısına göre, 50 ya da daha fazla çalışanı olan şirketlerin, eve iş götürülmemesi adına “dijital teknoloji” politikalarını çalışanların özel hayatlarını ihlal etmeyecek şekilde düzenlemeleri bekleniyor.

BBC’ye göre, bunun da, çalışanların e-posta alışverişinde bulunmayacakları saatlerin belirtilerek yapılması isteniyor.

Huffington Post‘un haberi şöyle devam ediyor:

Fransız Millet Meclisinden Benoit Hamon, BBC’ye verdiği demeçte; “Tüm araştırmalar, daha önceki zamanlara göre, günümüzde çok fazla iş bazlı stres bulunduğunu gösteriyor ve bu istikrarlı devam ediyor” açıklamasında bulunmuş ve eklemiş “Çalışanlar fiziki olarak iş ortamından çıkıyorlar ancak işten ayrılmıyorlar. Bir tür elektronik tasma var boyunlarında. Metinler, mesajlar, e-postalar hep birlikte onları çöküntüye götürürcesine peşlerini bırakmıyor.”

İş kaynaklı bunalım/çöküntü, Fransız hükümeti için gün geçtikçe ciddileşen bir gündem konusu. Şubat ayında, Fransız Sağlık Bakanı Marisol Touraine bu gündemi detaylandırabilmek için bir çalışma grubu oluşturdu.

Nisan ayında French daily Les Echos’da paylaşılan bir makaleye göre, ulusun çalışma gücünün yaklaşık 10’da 1’i bu çöküntünün tehdidi altında.

Kanun tasarısının 25 hükmü şu şekilde:

Bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, doğru yönetilmez ya da düzenlenmezse, çalışanların sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratabilir.

“Bunların içinde işin getirdiği ve ayrıca gelen bilişimsel kaynaklı yükle birlikte, özel hayatla iş hayatı arasındaki sınırın saydamlaşması, dijital teknoloji kullanımıyla ortaya çıkabilecek risklerdir.”

The New Yorker’dan Laura Collins konuyla ilgili makalesinde şunları yazmış:

Çevrimdışı kalma hakkı bir zorunluluk değildir. Kişinin sürekli tetikte olması gerekmediğini, her an üretici girişimlerde bulunmasının şart olmadığını, dünyanın bir şekilde dönmeye devam ettiğini fark edebilmek adına ve biraz olsun rahat nefes alabilmek için bir fırsattır.”

Bazılarına göreyse bu çalışmanın nihayetleneceği beklenmiyor.

 

Dijital teknolojinin iş ve özel hayat dengesine etkilerini konu alan bir proje yürüten Birleşik Krallık merkezli Digital Brain Switch şirketinin araştırmacısı Jon Whittle, The Washington Post’a bazı çalışanların tatil sonrası ya da bir sonraki sabah yığınla e-postayla karşılaşabilecekleri gerçeğinin daha da yorucu olabileceğini vurgulamış.

Whittle, “Bana kalırsa, işe bağlı yaşam kalitesi, mesai dışı e-posta alışverişini durdurmaktan daha büyük bir konu. E-posta sadece bir iletişim aracı. Asıl sorun sürekli daha fazla iş yapma ve rakiplerden daha iyi iş çıkarma kültürü” diyor.

Fransa Başbakanı Manuel Valls ise, “Bu tasarının kabul görmesi ve uygulanması benim görevimdir” açıklamasında bulundu.

Yukarı Çık