kariyer,eğitim,sertifika

Tag archive

çalışma

Nasıl Freelancer Olunur?

freelancer

Baştan belirtelim, başarılı Freelancer olmanın taslağı veya tek bir yolu yoktur; herkes kendince hatalar yapacak ve o hatalardan öğrenecektir. Burada önemli olan hazırlıklı olmak ve olası olumsuz ektikleri azaltmaktır.

Belki 10 yıldır büyük bir şirkette SAP danışmanı veya sistem uzmanı olarak çalışıyorsun, ve herhangi bir nedenden dolayı iş ortamından bıktın, ve artık kendi patronun olarak yeni bir maceraya atılmak istiyorsun. Ya da yazılım mühendisi olarak okuldan mezun olalı 2 yıl oldu, ama halen bedava stajyerlik hariç bir iş bulamadın. O zaman Freelancer olarak çalışmak senin için doğru seçim olabilir.

Freelancer olarak işe başlamanın iki yolu vardır; biri bodoslama diğeri planlı ve hazırlıklı. Biz ikincisini seçiyoruz ve gerekenleri burada yazıyoruz

Araştır ve Analiz Et

Freelancer olarak başlamadan önce, ya maaşlı çalışıyorsundur, ya işsiz ya öğrenci, ya da askersindir. Ne olursan ol, ilk olarak mutlaka araştırmalısın.

Araştırmanın içerisinde boğulmana gerek yok; bu haftalarca sürmemeli, bir kaç saat veya bir iki gün yeterlidir

  • Dünyada ve özellikle Türkiye’de freelancer’ler ne tür hizmet sunuyorlar
  • İş verenler freelancer çalışanlara ne tür projeler sunuyorlar
  • Hangi sektörler yeteneklerime uygun projeler sunuyor
  • Projeleri nasıl sunuyorlar, hangi araçları kullanıyorlar (tubitekuz.com, freelancer.com, networking, çalışma grupları, fuarlar vs.)
  • Çalışma ve sözleşme şekilleri nedir
  • Uymam gereken, maddi ve hukuki altyapı nedir
  • Ben hangi yeteneklerimi kullanıp ne tür bir hizmet sunacağım

İş Planı Oluştur

Mutlaka bir iş planı oluştur, aklındaki fikirleri bir kağıda dök ve bu fikirleri besle. İlk haftalarda sistemin tam oturana kadar ve gerektikçe güncelle.

  • Yapmak istediğim işin özeti nedir
  • Neden Freelancer olarak çalışmak istiyorum
  • Bağımsız bilişim uzmanı olarak çalışmaktan beklentim nedir
  • Benim müşteri kitlem ve ortamı nedir, kimleri içerir
  • Projelerime nasıl ulaşacağım
  • Müşteri portföyümü nasıl oluşturacağım
  • Hizmetimi nasıl sunacağım
  • Bunları başarmam için kullanacağım araçlar nelerdir
  • Şirketimi nasıl kuracağım ve nasıl yöneteceğim
  • Başlamam, belli bir süre hayatta kalabilmem ve büyümem için gereken bütçe nedir
  • Bugünden itibaren, bu beklentilerimi elde etmem için zaman çizelgem ve kilometre taşlarım nedir
  • e-kampus.com’dan hangi eğitimi almam gerekiyor

Eğer destek alabilmen için iş planını sunacağın kredi, yatırım ve sponsor gerekmiyorsa, şekli ve formatı fazla da önemli olmayabilir, ama mutlaka kendin için bir tane okunur ve kolay anlaşılır olarak oluştur ve bu plana uy.

Ailenin ve Çevrenin Desteğini Al

Çoğu insan ailenin ve çevrenin verdiği desteğin ne kadar önemli olduğunu bilmiyor. Aynısı tersi için de geçerli; eğer ailen, arkadaşların ve çevren destek değil de köstek olursa yandı gülüm keten helva!

  • Ailene, arkadaşlarına ve çevrene bu planını bildir, desteklerini al ve çalışma mesafeni herkesin anlayacağa şekilde mutlaka belirle
  • Rahatsız edilmeden verimli şekilde çalışabilmen için sınırlarını koy ve çalışma zamanlarını bildir onlara
  • Unutma, senin verimli çalışıp başarılı olman, ailenin de yararınadır; bu ciddi işi para kazanmak için yapıyorsun, zamanını boşa geçirmek için değil!

Çalışma Ortamını Ayarla

Büyük bir ihtimal hemen bir ofis kiralayamayacaksın ve her gün (bence) o kahvesi berbat olan pahalı ve sesli Starbucks’a da gitmeyeceksin. Onun için evdeki çalışma ortamını kur ve ayarla.

  • Evdeki çalışma ortamını ve ofisini ihtiyaçlarına göre ayarla ve çalışma odaklı olduğuna dikkat et
  • Gereken araçları edin ve kullanılır olduklarından emin ol (laptop, yazıcı , kurumsal e-posta hesabı, proje ve zaman yönetimi araçları, google drive, wrike, tubitekuz.com profilin, sosyal medya hesapların vs.)

Bir müşteri ile Skype görüşmesinde eğer mikrofonun bozuksa, cızırtı çıkartıyorsa veya arka taraftan mahalle köpeğinin havlama sesi geliyorsa, müşteri seni ciddiye almayabilir. Önce sen kendini ve işini ciddiye al ki müşteri de seni ciddiye alsın!

Çalışma ve Hayat Ritmini Dengele

Ve disiplinli ol. Var olan bir projen için sabahlara kadar özverili bir şekilde çalışabilirsin. Sonra saat akşam 5’e kadar uyuyup, potansiyel bir müşterin ile olan görüşme saatini kaçırırsan, fazlada verimli sayılmaz, öyle değil mi ?

Aile içi veya yalnız, fark etmez. Mutlaka günlük, haftalık, aylık ritmin olmalı.

  • Günlük: çalışma, yemek ve ara verme saatleri…
  • Haftalık: Sosyal medya takip et, blog yaz, yeni müşteriler edinmeyle ilgili plan yap…
  • Aylık: muhasebe ve evrak işlerini toparla
  • 3 aylık: başardıklarını ve başaramadıklarını iş planın ile kıyasla ve doğru yolda olduğundan emin ol, gereken stratejik düzenlemeleri yap. Yeni müşteriler ara. Seminerlere ve çalışma gruplarına katıl
  • Yıllık: yılda bir veya iki kere yeteneklerine bir yenisini ekle veya pekiştir, bir kursa katıl ve (uluslararası) geçerli olan yeni sertifikalar edin. e-kampus.com adresini burada sıklıkla ziyaret et ve yeni eğitimlerden haberdar olmak için mail list’e katıl.

Unutma, hayat ritmin’e dinlenmek, gezmek, tatil yapmak, arkadaşlarla eğlenmek ve spor yapmak da dahildir.

Bütçe ve Risk Yönetimi Uygula

Bazıları buna B planı der. Biz bütçe ve risk yönetimi diyoruz.

  • Bağımsız olarak çalışmaya başlamadan önce projesiz kalacağın günler için birkaç kuruş koy sandığına at.
  • En az 3, ideal olarak 6 aylık yedek bir geçim kaynağı oluştur.
  • Bu kaynağa iş giderlerini ve ücretlerini dahil et (sigorta, mali müşavir, KDV stopaj ve diğer vergiler, 3G, yol, yemek, su, elektrik, gaz, kira vs)
  • Bakmakla sorumlu olduğun ailen varsa, mutlaka onların giderlerini de dahil et.

Eğer baba evinde yaşıyorsan veya evli olup maaşlı çalışan bir eşin varsa, işler senin için daha basit ve avantajlı olabilir.

Kurumsallaş I

Para kazandığın an devlette vergi ödemelisin. Vergi verebilmen için yaptığın işler için muhasebeni tutmalısın. Bu muhasebeyi sen değil, kanuni gereksinim olarak mali müşavir tutar ve senin kazanç ve gider faturalarını işler.

  • Tuttuğun mali müşavir bilişimden ve bilişim mevzuatından anlayan biri olmalı. Yeni çıkan kanunlar ile ilgili bilgi ve destek vermeli
  • İş planını ona göster, anlat ve ne yapmak istediğini anladığından emin ol
  • Şahsi şirketini kur
  • Faturalarını, kart vizitlerini, kalemlerini, blok notlarını bastır

Meslek tanımı ne olursa olsun, mali müşavirin en önemli görevi, senin ödeyeceğin vergiyi mümkün olduğunca en aza indirmek ve kazancını en yükseğe çıkarmaktır!

Kurumsallaş II

Artık sen de varsın Freelance piyasasında ve büyük işler başaracağından eminsin.

Müşterine incelemesi için sosyal medya bağlantılarını gönderiyorsun ve müşteri bu hesap isimlerinin biriyle karşılaşıyor: “fındık kıran”, “emo girl”, “Osmanlı torunu”, “kara dul”.

  • Paylaştığın sosyal medya hesapları kurumsal kimliğini yansıtmalı
  • Özellikle genç ve yeni bir freelancer olarak, yaptığın ve yapacağın taraflı ve siyasi açıklamalar vb paylaşımlar sadece bir projeni değil, freelancer kariyerinin tamamını olumsuz etkileyebilir
  • Hizmetlerini anlatan adınsoyadın.com şeklinde bir Web alan adı edin ve bir web sayfası oluştur
  • Ciddi bir iş veren tamamlanmamış hiç bir profili incelemez. Sosyal medya ve proje bulma portallarında profillerinin tamamlanmış olmasına özen göster

İlk Projeni Uygula ve Teslim Et

Eminim bunların hepsi oluşana kadar beklememişsindir ve ilk müşterinden projeni zaten almışsındır. O zaman ne bekliyorsun?

“ Her zaman kendin ol, ciddi ol ve muhteşem bir proje teslim edip müşterini mutlu et! ”

Böylece hem sana referans olma, hem de muhtemel başka proje verme şansın yükselir..

Y Kuşağı Kimdir?

İş Hayatına adım atarken Y kuşağı… Gelecekler, geliyorlar dendi ve bir süredir aramızdalar. Y kuşağı şu an çalışanların %35’i iken, 10 yıl sonra bu oran %58’e çıkacak.

blogekim1

Y Kuşağı 1980-1999 yılları arasında doğanlar. Özgürlüğüne düşkün, marjinal, otoriteye meydan okuyan, teknoloji hayranı olan gençlerden oluşan bu nesil; aynı zamanda küreselleşen bir ekonomi ve kültürler arası etkileşimin arttığı bir dönemde yaşıyor. Uzmanlar tarafından “yaratıcı” olarak tanımlanıyor.

Y kuşağı; sorgulamayı seviyorlar, kendilerini iyi ifade ediyorlar, teknolojiye düşkünler ve onu kullanmada da iyiler, emir almaktan hoşlanmıyor, sert hiyerarşik yapılardan neredeyse nefret ediyorlar… Yaratıcı olmakla birlikte biraz da maymun iştahlılar. Bir işi hakkıyla tamamlamadan diğer işi yapmayı istemek gibi bir sıkıntı yaşıyorlar…

Y Kuşağını hemen hepimiz bu şekilde tanımlarken, haliyle işe alım sürecinde de kendine güvenen, ne istediğini bilen, kendini iyi ifade eden gençler bekliyor her İnsan Kaynakları Uzmanları da…

blogekim2

İyi bir üniversiteden mezunsanız, bu sizi ancak mülakata davet ettirir. Şirkete yapılan yüzlerce ve hatta belki de binlerce başvuru arasından, iyi bir üniversitede okumuş olmanız sizi farklılaştırabilir. Ancak bu, sizin mülakatta da fark yaratacağınız anlamına gelmez. Nereden mezun olursanız olun, mutlaka karşılaşacağınız klasik sorulara hazırlıklı olmalısınız.

İşte size birkaç ipucu;

Kariyer hedefiniz olsun. Özgüveni yüksek, ne istediğini bilen Y kuşağından iş hayatı için de kendisine bir hedef koymasını bekliyor İKcılar ve yöneticiler. “Siz benim özelliklerime göre değerlendirme yapıp, uygun gördüğünüz görevi verirsiniz” demek, benim hedefim yok, siz benim yerime yapın bir şeyler demekten farklı değil. Mutlaka hedefiniz olmalı.

Güçlü Yönlerinizi ve gelişim alanlarınızı bilin. Bunu sadece mülakatta sorulacak o klasik sorular için yapmayın. Kendisini tanımayan kişiler ne özel hayatlarında ne de iş hayatında başarılı olamazlar, denge kuramazlar. Hangi yönleriniz sizi diğerlerinden öne çıkarıyorsa o alanda başarılı olma ihtimaliniz çok daha yüksek. Gelişim alanlarınızı bilirseniz iş hayatında neyi yapıp neyi yapamayacağınızı, ne yaparsanız başarılı olup, olamayacağınızı bilirsiniz. Kendinizi tanırsanız, şirkete gerçekten nasıl bir katkı sağlayabileceğinizi de daha net ortaya koyabilirsiniz.

Staj yapın. İş hayatını tanımak, bir şirkette hangi fonksiyonlar, hangi departmanlar, hangi görevler olduğunu bilmek kariyer hedefinizi netleştirmenizde size fayda sağlayacaktır. Güçlü yönlerinizi, gelişim alanlarınızı da gözlemlemek için stajları bir fırsat olarak görün. Staj yaparak iş hayatına ilişkin az çok bir görüşünüz olmaya başlar, iş hayatının kurallarını da kısmen öğrenmiş olursunuz. Okul bitmeden önce mümkünse en az iki ayrı şirkette, iki farklı departmanda staj yapın.

Çalışmak istediğiniz iş ortamını hayal edin.Nasıl bir ortamda çalışırsanız kendinizi daha iyi hisseder ve başarılı olursunuz. Rekabetçi mi? Uyumlu mu? Takım çalışması önemli mi? Bireysel çalışmak mı? Fiziki şartlar sizin için önemli mi? Hareket imkanı mı olsun, sizi yönlendiren ama eğiten bir yönetici mi? Deneme yanılma yaparak mı öğrenmek istersiniz, yoksa adım adım ne yapmanız gerektiği mi söylenmeli?

Okul hayatı boyunca okulda projeler yaptıysanız, ekip içinde üstlendiğiniz görevler ve o ekipte hissettikleriniz size bu noktada ipucu verecektir. (üniversiten yeni mezun adaylara bu soru mutlaka sorulur, unutmayın ) Ayrıca staj yaptığınız süre boyunca da iş ortamını gözleme ve sizin için en ideal iş ortamı hakkında fikir oluşturma şansı yakalamış olabilirsiniz.

Bu noktalarda farkındalığınız ne kadar yüksekse mülakatlarda da o kadar başarılı olursunuz. İster yeni mezun, ister deneyimli bir aday olun kendinizi tanımıyorsanız, kendinizi doğru anlatamazsınız. Siz kendinizi doğru tanımıyorken insan kaynakları yöneticilerinin ya da yöneticilerin sizin yerinize sizi tanıyarak şirket içinde görev seçmesini beklemek de haksızlık olacaktır.

Yeni mezunlara bir de e-kampus.com’da “Yeni Mezun Eğitim Paketi” almalarını öneriyoruz. Eminiz çok işe yarayacaktır

 

Konfüçyus’un M.Ö. 8. Yüzyılda söylediği söz ne güzel de özetliyor… “Eğer sevdiğin işi yaparsan, hayatın boyunca bir kez bile çalışmış olmazsın.”

Dünya Üzerinde Gelmiş Geçmiş En İlginç 5 CV!

Artık bütün CV’ler aynı ve adaylar önce başvurdukları şirketin insan kaynaklarının ardından da patronların dikkatini çekmek için yaratıcılıklarını konuşturmaya başladılar. Yazıyı okumadan söyleyelim, sizde yaratıcılığınızı buradaki linkle gideceğiniz e-kampus.com eğitimi ile birleştirirseniz patronların gözüne daha rahat girebilirsiniz 😉

İşte dünya üzerinde gelmiş geçmiş hem güldüren hem düşündüren 5 CV!


1 ) “Dikiş benim en büyük tutkularımdan biri bu yüzden öz geçmişimi bu şekilde iletmek istedim.” diyen Melissa Washin, öz geçmişini baskılı kumaşlara dikerek kendi tarzını ortaya koymuş. Melissa şimdi www.etsy.com adlı sitede ürün tasarımcısı olarak çalışıyor.

2) Benjamin becerisini ve sanat felsefesini göstermek için özgeçmişini kahve poşetlerine baskılamış. Kavrulmuş kahve kokusuyla görüşmeciyi etkilemeyi başaran Benjamin, şu an Studiodcdesign adlı şirkette stüdyo tasarımcısı olarak kariyerine devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3) Grafik tasarımcısı Sarah Odgers, işverenin ilgisini çekmek için özgeçmiş metnini kağıt makete yazdırmış. O şimdi Allwebleads adlı şirketin kıdemli satış müdürü konumunda.

4) Londra’da bir reklam ajansına başvuru yapan tasarımcı Miguel, yaratıcılığını süt kartonlarında göstermiş. Ürünün adı “Kayıp”. Özgeçmiş bilgilerini “İçindekiler” “Beslenme” gibi başlıklar altında yazan grafik tasarımcı, kendi kurduğu www.iamgraphicartist.com adlı site üzerinden iş tekliflerini değerlendiriyor.

5) Kristian Leigh Walsh, başarı ve beceri listesini, hayatındaki dönüm noktalarını bir oyuna çevirerek işverenlerin dikkatini çekmeyi başarmış. Şu anda CBS Outdoor’da proje asistanı olarak çalışıyor.

 

 

 

 

 

Deneyimsizliğin Aşmanın 5 Yolu!

Her iş ilanında “deneyimli” olmanı istiyorlar ama senin deneyimin yok. İşte bu maddeyi de aşman için sana 5 öneri getirdik!

1. Dikkatli ol. Gözden kaçırma. Uyanık ol. Sürekli gözlem yap, ne nerde, kim kiminle çalışıyor, iş akışları nasıl resmi ve gayriresmi olarak hallediliyor. Sürekli anlamaya çalış. Kendini sadece ekranına, boşluklarda da akıllı telefonuna kilitleme. “Aaa ben onu görmedim”, “Aaa oraya bakmamışım”, “Orada olduğunu bilmiyordum” gibi.


2. Hızlı öğren. Ama herşeyi de sorma. Çok sert mi geldi? Oysa “sora sora Bağdat bulunur”, “iletişimimiz açıktır”, “öğrenmeyi teşvik ederiz” nerede kaldı? Hepsi doğru, ama şu da doğru: “Soru var, bir de soru var.” Bu yaşta, verilen her işin açıklanmasını iste elbette ama ilk olarak “nerden alayım”, “kime sorayım” gibi basit, hatta zavallı soruları sorma. Zaten uyanık olduğun için önceden farketmiş ol. Bilmiyorsan, basit sorularla direkt işi verene “kendim yapsaydım daha iyiydi” hissini verme. Küflü raflardan bir hikaye olan “Garcia’ya Mektup”u oku.


3.
Genel kültürlü ol. Hadi staj da yapmadın diyelim, ama insan bilmeli kendi alanında en çok okunan siteleri. Öğrenciyken hiç mi araştırmaz? Alanında yazan iki üç köşe yazarını, blogger’ı bilmez? Sadece twitter’da takip etsen bile bir dünya konudan haberdar olursun 😉
4. Yol yordam öğren. Ofiste ortalarda çalan telefonu çok bağırtmamak gerektiği, “mail atmıştım” ile iletişimin tamamlanmadığı, kendiyle ilgili olmasa da her müşteri çağrısını nezaketle not etmek gerektiği, eğer lokasyonunu “tag”liyorsan sosyal medyada yazdıklarına dikkat etmen gerektiği gibi şeyler okulda öğretilmiyor. Deneyimle kazanılacağı varsayılan bu “yol yordam” bilgilerini iyi gözleyerek edinip, hemen adapte edebilirsin.

5. Sahada oryantasyon iste. İlaç şirketiyse mümessillerle, perakende ise mağazacılarla, internetse satın almacılarla, herhangi birinde müşteri hizmetlerinde en az 1 hafta geçirmeyi öner. Saha bilgisi güçtür. Saha ekibiyle tanışmak kapıları açar, işin gerçekte nasıl yürüdüğünü bilmek işleri kolaylaştırır.


“İş bulduktan sonrası kolay” diyenler ise iş ararken deneyim biriktirsin. Ne olursa olsun bir iş edinsin. Yok, garsonluk da yapmam, kasada da durmam, diyorsa, bedavaya da olsa bir işyerine gidip gelsin.

Sonuç. Deneyim önemlidir. Yukarıdaki nedenlerle önemlidir. Bir önceki işyerinde, stajla ya da profesyonel olarak edinme şansı yoksa bile, gönüllü işler yaparak kazanmak mümkün.

Deneyimsiz olmanın bahanesi yok, dilersen www.e-kampus.com sitesini ziyaret ederek, online eğitimlere katılarak, yeni meslekler adına deneyim elde edebilir, sertifika almaya hak kazanabilirsin.

İş Hayatında Dikkat Etmeniz Gereken 5 Madde!

İş hayatında yeni misiniz?

Sizin için bu zorlu hayatta dikkat etmeniz gereken 5 maddeyi sıraladık…

1)Gizliliğe önem verin. İş yaptığınız kişi ve kuruluşların, beraber iş yaptığınız ortaklarınızın ticari ve meslek sırlarını özenle koruyunuz. Bu sizi daha güvenilir bir çalışan yapar ve hem iş yaptığınız müşterilerin hem de yöneticilerinizin gözünde ayrışmaya başlarsınız.

 

 

 

 

 

 

2) Argo konuşmayın. Toplum içinde nasıl konuşuyorsanız, iş yerinizde de bir toplumda olduğunuzu bilerek ona göre konuşun. “Siz” hitabını mutlaka kullanın, gereksiz samimiyetlerden kaçının.

 

 

 

 

 

3) Yalan konuşmayın. Hepimiz biliyoruz ki “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” Elbet bir yerde söylediğiniz yalan ortaya çıkar. Ortaya çıktığı zaman tüm çalışma arkadaşlarınız ve yöneticilerinizin gözünde güven kaybı yaşarsınız. Ayrıca müşterileriniz de sizinle bir daha iş yapmak istemeyebilir. Unutmayın bazı işlerin sermayesi insandır ve insan kaybetmenin en kolay yolu yalan söylemektir.

 

 

 

 

4) Kibirli olmayın. Sakın küçük dağları ben yarattım havasına girmeyin, hiç bir zaman. Her zaman bilgi açlığınızı, öğrenme hevesinizi koruyun. Hayatta olduğu gibi, iş yaşamınızda da bir çok insan sizlere bir şey öğretmek için hayatınıza giriyor. Kibrinizi bir kenara bırakın ve her güne sıfırdan başlıyormuş gibi davranın.

 

 

 

 

 

 

5) Sorumsuz olmayın. İş yaşamında son dönemlerde yaşanan en büyük problem. Size bir görev veriliyorsa yerine tam ve zamanında yerine getirin. Görevi yerine getirememek için gerçek bahaneleriniz olabilir. Bunları hemen diğer iş arkadaşınıza iletin ve görevin aksamaması önlemleri alın.

Ofiste Verimi Yakalamanın 6 İpucunu Sizler İçin Araştırdık!

Bir araştırma şirketinin İstanbul’da yaptığı “Ofislerde sağlık, refah ve verimlilik” araştırmasına göre şu sonuçlar elde edildi; Son yıllarda eskimiş, temiz hava problemi yaşayan ve çalışanların rahatsız olduğu çalışma ortamlarının, yeşil bina özelliği taşıyan, iyi iklimlendirme sistemlerine ve çalışma koşullarına sahip yeni ofis projelerine taşındıklarını görüyoruz. Kendini yenileyemeyen ve çalışanların mutluluğunu sağlayacak olan yatırımları yapamayan ofis binalarına olan talep düşüyor ve kiralar geriliyor. Artık yeni binalar geliştiricinin isteğine göre değil, ofis binası kullanıcısı olan kiracı ve çalışanların isteklerine göre dizayn ediliyor. Yabancı sermayeli şirketler, üst düzey iklimlendirme sistemine ve ferah çalışma ortamı yaratacak kat yüksekliğine sahip, mümkün olduğunca gün ışığı alan, çalışanlarının aynı zamanda sosyalleşebileceği ofisleri tercih ediyor.

Araştırmaya göre, çalışanların üretkenliğini artırmak, fiziksel ve mental olumsuzlukları en az seviyeye indirmek isteyen işverenlerin mutlaka dikkate alması gereken altı somut sürdürülebilirlik çözümü ise şöyle sıralanıyor:

1) Havayı temiz tutun:

Ofislerdeki havanın temizliği çalışanları birebir etkiliyor. Ofis ortamında karbondioksit oranının yükselmesi çalışanlara kendilerini yorgun hissettirirken, rahat düşünmelerini de olumsuz yönde etkiliyor. Bu durum, çalışanların performansında ortalama yüzde 10’a kadar düşüşü de beraberinde getiriyor. Benzer şekilde, 2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, iyi bir havalandırma sistemi, çalışan verimliliğini yüzde 8 oranında artırıyor. 2000 yılında gerçekleştirilen bir diğer araştırmaya göre ise, ofisteki havanın temizliği, işe gelmeme oranları üzerinde de belirleyici olabiliyor. Bina dışında konumlandırılmış cihazlarla havalandırılan ofislerdeki hastalık kaynaklı kısa dönemli işe gelmeme oranı, diğerlerine göre yüzde 35 daha düşük.

2) Termal konforu sağlayın:

Her bir çalışanın sıcaklık algısı metabolizma hızına, giyimine ve kişisel tercihlerine göre değişebileceği için, ofisin kaç derece olması gerektiği, üzerinde fikir birliği sağlamanın en zor olduğu konular arasında yer alıyor. Konuyla ilgili olarak 2006 yılında gerçekleştirilen 24 farklı çalışmadan elde edilen ortak sonuca göre, hava sıcaklığının 30 ve 15 derecedeki olduğu ortamlarda çalışanların performansı, 21 ve 23 derecelerde çalışanlara göre yüzde 10 daha düşük.

3) Güneşin içeri girmesine izin verin:

Geleneksel pek çok ofis ortamında, üst kademe yöneticilere verilen bir ayrıcalık olarak görülen gün ışığı, verimliliği artırıcı önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Gün ışığından faydalanan çalışanın akşam uyku kalitesi yüksek olacağından, gün içerisindeki verimliliği de artıyor.

4) Ofiste sessizliğin sesi duyulsun:

Gürültü kirliliğinin olduğu bir ofiste verimlilik yüzde 66 oranında düşüyor. Çalışanların yüzde 99’u, cevaplanmayan telefon seslerinin ve arka planda süregelen konuşmaların konsantrasyonlarını bozduğu görüşünde birleşiyor.

5) Mekansal özgürlüğü göz önünde bulundurun:

Yeni nesil ofis konseptine göre, bugün pek çok kurum açık ofis çalışma anlayışına, ortak paylaşım alanlarına yöneldi. Bu yaklaşım bir yandan kurumun ve çalışanların karbon ayak izini düşürürken bir yandan da “özel alanları” olmadığı için çalışanları mutsuz ediyor. Açık ofis alanları yaratırken, çalışanlarınız için özel alanlar oluşturmayı unutmayın.

6) Ofisi gerçekten yeşillendirin:

Ofis içerisindeki canlı bitkiler, stres düzeyini düşürüp, verimliliği artırıyor. Bu kapsamda, insanların yaşayan diğer canlılarla kurduğu bağın altını çizen Biyofili, ofisler için yeni trend olarak karşımıza çıkıyor. 2001 yılında Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre; ofis binasının bitkili ve bitkisiz iki farklı bölgesinde görev yapan çalışanlar arasında verimlilik açısından önemli farklar var. Bitkilerin bulunduğu kısımdaki çalışanlar, daha etkin ve konsantre biçimde işlerine odaklanabiliyor.

Ofiste verimlilik üzerine çalışmalarınız konusunda bir destekte e-kampus.com sitesinden “Toplam Kalite Yönetimi” eğitimi ile alabilirsiniz. İlgili eğitime bu linkten gidebilirsiniz.

Yukarı Çık