kariyer,eğitim,sertifika

Tag archive

kariyer hedefleri

Nasıl Konuşalım ki İnsanlar Dinlesinler?

Az önce bir telefon konuşması yaptım ve tabiri caiz ise başım şişti. Neden sizce? Çünkü konuşan kişi benim dinleyip, dinlemediğimle hiç ilgilenmiyordu ve tek derdi anlatmaktı. Nezaketen dinlemeye çalışsam da adeta nefes alamadığımı hissettim, üstelik iliklerime kadar. Sizce kimi dinlemek bir kabus olur? Benim ilk sıramda şikayet edenler geliyor. Yaşadıkları deneyimi abartarak, dünya meselesi haline getirerek ve hatta akıl alıcı şekilde detaylandırarak, tekrar ve tekrar anlatanlar var mı etrafınızda? Peki siz bu kişileri dinlemek istiyor musunuz? Dinleme becerimi geliştirdiğimden beri etrafımı bu tarz insanların daha fazla sarmaya başladığını birden bire fark ettim. Hatta bir Catering kuruluşunun genel müdürü olan sevgili kardeşimin es vermeden 4,5 dakika konuştuğunu görünce bir dur dedim ona. Sence ben seninle miyim? Ve bu anlattıkların beni ilgilendiriyor mu? Aslında bu soruyu kendime hiç sormadım dedi. Bence de dedim. Şaşırdı ve gülüştük.

Nasıl konuşalım ki insanlar dinlesinler sizce?

Profesyonel anlamda konuşma yaparak para kazanan biri olarak size öncelikle nasıl konuşmamamız gerektiğinden bahsetmek istiyorum. Dünyanın en iyi TED Talks konuşmacılarından biri olarak kabul edilen Jullian Treasure bir ses koçu. Onun yedi ölümcül günah olarak bahsettiği ve birinin bizi dinlemesine engel olan başlıklara bir göz atalım.

Dedikodu. Orada olmayan biri hakkında kötü konuşmak olarak tanımlıyor Treasure bunu ki; bence haklı. Dedikodu konusunda emin olabileceğimiz bir şey, başkası hakkında konuşan birinin bizim hakkımızda konuşabileceği gerçeğini bilmektir. Kurum içerisinde dedikodu yapan kişileri gözünüzün önüne bir getirin. Onları dinlesek de onlara gerçekten ne kadar inanırız sizce? Ya da onu kalbimizle dinler miyiz? Yoksa sadece belki bir şey duyarız diye baş mı sallarız onlara?

Yargılama. Sizi yargılayan veya suçlu bulan birini de dinlemek zordur değil mi? Öğüt veren insanları dinlemeyi kim sever eğer kişi akıl istemediyse? Çok sevdiğim bir cümle var. Suçluluk duygusu geriye, sorumluluk duygusu ileriye taşır. Sizi geçmişte yaptığınız hatalardan dolayı yargılayan kişilerle konuşmak istemezsiniz. Kendinizi bir mahkemede gibi hissettirirler ve siz de farkında olmadan savunucu dinlemeye geçersiniz. Ya da saldırma taktiği uygularsınız. Net olan şey, bu kişileri dinlemek istemeyiz.

Yanılıyor muyum?

Olumsuz bakış açısı ve şikayet etmek. Etrafınızda ne olursa olsun neredeyse her şeyin eksik ve zayıf yönüne odaklanan ve sürekli şikayet eden insanlar var mı? Ve nezaketinizi bir yana koyacak olsak, bu insanları gerçekten dinlemek ister misiniz? Bu konuda kâbus gibi bir genel müdürümüz vardı ve her sabah bizi kendince bir gün önce yaşadığı ter türlü olumsuzluğu dinlemeye mecbur etmeye çalışırdı. İki yıl boyunca müşterilerimden ısrarla istediğim sabah toplantılarımın sebebi de buydu. Onu dinlemeye tahammülüm yoktu. Çünkü moralim dibe vuruyordu ve bendeki çalışma isteğini yok ediyordu. Bu tarz bir durum yaşıyorsanız, uzak durun. Şikayet etmek, bulaşıcı bir ıstırap diyen Jullian’a katılmamam mümkün değil. Zira şikayet, güneş saçan bir ışık değil ve dünyaya hafiflik vermiyor.

Mazeretler. Yöneticilik yaptığım dönemde verilen görevle ilgili yanıma gelen iki tip arkadaşım vardı. Biri neyi, neden yapamadığını anlatır, diğeri yapmak için neye ihtiyaç duyduğundan bahsederdi. Siz olsanız kimi dinlerdiniz? Elbette ikincisi değil mi? Yöneticinizin sizi dinlemek istememesinin sebeplerinden biridir bu emin olun. Neden olmadığını ya da olmasının mümkün gibi gözükmediğini o zaten bilir çünkü. Onun duymak istediği bu konuda sizin ne önerdiğiniz ya da çözüme mi, yoksa soruna mı odaklandığınızdır. Maymun atma dediğimiz suçlu bulma oyunu değildir akıllı yöneticileri ilgilendiren. Her şeye rağmen bunu nasıl çözeceğimizdir.

Abartma ve yalan söyleme. Zorlu işler verdiğim ekip arkadaşlarımdan bazıları bu işle ilgili, yeterince emek vermek yerine bana herkesi aradım, kimse bizim projeye para vermek istemiyor derdi. Kaç kişiyi aradın diye sorduğumda olası ve mevcut müşterilerin yüzde 10’una dahi henüz ulaşmadıklarını saptardım. Abartmanın, zaman içerisinde yalan söylemeyi de getirebileceğini o zamanlar bilmiyordum. Bugün emin olduğum şeyin; abartan insanların zamanla yalana meyilli oldukları ve onların söylediklerinin bir kulağımdan girip, diğerinden çıktıkları. Bunu bir düşünün!

Dogmatizm. Fikirlerin gerçekler ile karıştırılması. Olgu ve düşünce arasındaki farkı ilkokulda öğrendiğimiz halde nedense birçoğumuz dünyayı kendi gerçekliğimizle algılar ve yorumlarız. Bence o yeterince çaba göstermiyor, çaba gösterseydi bu işin olması için gereken her şeyi yapardı gibi kişisel ve genelleme içeren yorumlarla boğulan cümleler duyarız. Peki dinlemek ister miyiz? Sanmıyorum.

Bu yedi günahı duyduktan sonra kendinize hâlâ nasıl konuşayım ki beni dinlesinler diye soruyorsanız işte size reçete:

• İletişimlerinizde açık ve şeffaf olun. Birisi hakkında düşündüğünüz bir şeyi o kişiyle pozitif ve akılcı bir şekilde paylaşın ve başka biriyle de bunu konuşmayın.

• Herkes o an için bildiğinin en iyisini yapar. Yapmadıysa inanın ne yapacağını, nasıl yapacağını ve neden yapacağını henüz bilmiyordur. Sabır, sevgi ve sükunetle ona yardımcı olun.

• Yaşam bir sahnedir. İster oyuncu olursunuz, isterseniz seyirci. Kim olursanız olun yaşam, istersek hepimize, her zaman bir şeyler öğretir. Kurban olmayı; yargılayanlar, ben yaptım demeyi; öğrenenler seçer. Tabi siz isterseniz… Ve dünya, siz onu nasıl görüyorsanız öyledir. Gerisi size kalmış.

• Neyi nasıl yaparım’ı düşünenler haritada yol alırlar. Diğerleri benzin bitti napayım diyerek yolda kalırlar. Siz hangisini tercih edersiniz?

• Çok klişe biliyorum ama ancak ve ancak kendinizi kandırırsınız. Yaşadıklarınız sizin anlam kattığınız kadar zor ya da kolaydır. Ve yalancının mumu gerçekten yatsıya kadar yanar.

• Söylediğim her şey benim gerçeğim. Size uymuyorsa anlarım. Bu yazıyı yazma konusunda bana cesaret veren yaşamımda aldığım sonuçlar. Ve gerçek olan tek şey; benim burada yazmam ve sizin bunu okumanız…

Sahi bir de kuşları dinleyin, sesinizdeki ritmi yakalamak için…

Müzakere tekniklerinde ve mülakatlarda başarıyı yakalamak için e-kampus.com ziyaret edebilirsiniz.

Kaynak; Harvard Business Review

IQ vs. EQ: Duygusal Zekası Yüksek Insanların Özellikleri

Duygusal zeka kavramı; ilk ortaya çıktığı zaman, ortalama IQ’ya sahip insanların yüksek IQ’ya sahip insanlara göre neden daha başarılı olduklarını bize açıklamıştı. Bu olağan dışılık IQ’nun başarının temeli olduğu konusundaki inancı da sarsmıştır.

Duygusal zekası yüksek insanların özellikleri konusunda yapılan araştırmalar, bu kişilerin iş hayatında başarılı olduğunu göstermiştir. Başarılı insanların %90’ınında duygusal zekanın yüksek olması bu bağlantıyı bize açıklıyor.

Duygusal zeka bizler için çok da somut olmayan bir kavram. Davranışlarımızı nasıl yönettiğimizi, sosyal zorluklarla nasıl başa çıktığımızı ve olumlu sonuçlara ulaşmak için ne tarz kararlar verdiğimizi duygusal zeka (EQ) belirliyor.

EQ oldukça önemli olmasına rağmen, ölçümü ve geliştirilmesi için neler yapılması gerektiği konusunda işler zorlaşıyor. EQ’yu ölçmek için bilimsel olarak kanıtlanmış testler var, ancak bunlar çok pahalı. Peki EQ’su yüksek olan insanların özellikleri nelerdir?

1. Duygular konusunda güçlü bir sözcük dağarcıkları vardır.

b1

Bütün insanlar duyguları deneyimlerler ancak çok azının onları olduğu gibi tanımlama yeteneği vardır. Yapılan bir araştırma insanların sadece %36’sının bunu yapabildiğini ortaya koyuyor ve bu büyük bir problem, çünkü duyguları tanımlayamamak çoğunlukla yanlış anlaşılmaya, mantıklı olmayan kararlara ve kişiye zarar veren durumlara yol açıyor.

Yüksek duygusal zekalı insanlar genelde duygularını tanıma konusunda çok iyidirler, çünkü onları anlayabilirler ve geniş bir sözcük dağarcığı ile onları tanımlayabilirler. Çoğu insan kendini sadece “kötü” hissettiğini söyleyerek tanımlarken, yüksek duygusal zekalı insanlar kendilerini öfkeli, sinirli, haksızlığa uğramış ya da endişeli olarak karşı tarafa aktarabilirler. Sözcük seçiminde spesifik oldukça, duygularınızı anlama, nedenlerini bulma ve neler yapabileceğiniz konusunda daha iyi sezgilerimiz olmaktadır.

2. İnsanlar konusunda meraklıdırlar.

b2

İçe dönük ya da dışa dönük olmanız fark etmeksizin, duygusal zekası yüksek olan insanlar etrafındaki herkes konusunda meraklıdırlar. Bu merak empatinin bir ürünüdür ve empati de yüksek EQ’lu insanların en önemli özelliklerinden biridir.

3. Değişimleri kabul ederler.

Duygusal zekalı insanlar uyum sağlam konusunda esnektirler. Değişim konusundaki korkunun harekete geçmeyi önleyici, başarı ve mutluluk içinse bir tehdit olduğunu bilirler. Onlar değişimi ararlar ve bu değişimler için bir plan oluştururlar.

4. Güçlü ve zayıf taraflarını bilirler.

Duygusal zekaya sahip insanlar yalnızca duyguları anlamazlar, ne konuda iyi olduklarını ve ne konuda kötü olduklarını bilirler. İplerin kimin elinde olduğunu ve başarı için nasıl bir çevrede olması gerektiklerini bilirler. Yüksek bir EQ (duygusal zeka)ya sahip olmak, güçlü taraflarını bilmek ve onları kendi avantajın için kullanmak demek olduğu kadar, zayıflıklarını da tanıyarak kişinin kendisini başarı yolunda nasıl etkilediğini bilmek anlamına gelir.

5. Karakter analizi konusunda iyidirler.

Duygusal zeka; sosyal farkındalık yani diğer insanları tanıma, onların hakkında bir şeyler bilme ve onların ne yapacaklarını anlama ile yakından alakalıdır. Zaman içinde, bu yetenek sizi iyi bir karakter analisti yapar. İnsanlar sizin için artık gizemli değildir. Onların karakterlerini, değerlerini ve hatta madalyonun öteki yüzündeki insanı bile görebilirsiniz.

6. Çoğu şey onları incitemez.

Duygusal zekası yüksek olan insanlar aynı zamanda kendine güvenen ve açık fikirli insanlardır. Kendi kendilerine eğlenebilirler ve insanların onlarla ilgili şakalarına gülebilirler, çünkü kendi zayıflıklarına ve olumsuz yönlerine aşikar oldukları için, bunları espri konusu yapabilirler.

7. Kendilerine ve başkalarına hayır demeyi bilirler.

Duygusal zekalı insanlar kendilerini kontrol etmeyi bilirler. Dürtüsel davranmaktan kaçınırlar ve anında istedikleri olsun istemezler*. Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre, hayır deme konusunda zorlanan insanların daha fazla stres, tükenme ve hatta depresyona maruz kaldıkları bulundu. “Hayır.” kullanmaktan korkmamanız gereken güçlü bir sözcük. Hayır demeye gelindiği zaman, duygusal zekası yüksek olan insanlar “yapabileceğimi düşünmüyorum” ya da “ emin değilim” gibi sözcük kalıplarını kullanmaktan kaçınırlar. Hayır demek sizin kendinizi adadığınız şeyleri tamamlamanız için bir fırsattır.

8. Hata yapma konusunda rahattırlar.

Duygusal zekası yüksek olan insanlar kendilerini hatalardan uzak tutarlar, fakat onları da unutmazlar. Hataları güvenli bir uzaklıkta tutarak, başarılı bir gelecek için uyum sağlarlar. Bu biraz da hatalarınızı hatırlamak ve onlara takılı kalmak arasındaki ince çizgide dikkatlice yürümek gibidir. Hatalarınıza çok fazla takılı kalırsanız, kaygı ve utanç yaşarsınız; fakat onları unutmak da yine bu hataları tekrarlamanıza yol açar. Hatalarınızı sizi güçlü kılan şeylere dönüştürmek için anahtar nokta onlara takılı kalmak ve unutmak arasındaki dengedir.

 

9. Karşılıksız olarak bir şeyleri yaparlar.

Birisi size karşılığında hiçbir şey beklemeden bir iyilik yaptığı zaman, bu sizin üzerinizde güçlü bir etki yaratır. Duygusal zekası yüksek olan insanlar bağları güçlü olan ilişkiler kurarlar, çünkü onlar başkalarının onlara ne katkı sağlayacağını düşünmeden iyilik yapabilen insanlardır.

10. Kin tutmazlar.

b10

Kini beraberinde getiren negatif duygular aslında stresin bir işaretidir. Bedeninizi ‘kaç ya da savaş’(fight or flight response) durumuna geçiren bir olayı düşünün, hayatta kalma mekanizmalarınız bir tehditle yüzleştiğinizde sizi savaşmanız ya da kaçmanız için zorlar. Tehdit çok yakında olduğu zaman, bu tepkiler hayatta kalmanız için önemlidir, fakat modern hayatta bu mekanizmalarınız biraz da eskide kalmıştır ve bu stres durumu sağlığınızı bile kötü etkileyecek boyuttadır. Emory Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada stresin yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır. Kin tutmak aslında stresli olduğunuz anlamına gelir ve duygusal zekası yüksek olan insanlar stresin aslında ne kadar zararlı olduğunu bilirler. Kin tutmamak hem sizi iyi hissettirecek, hem de sağlığınızı daha iyi yapacaktır.

11. Zararlı insanları değiştirebilirler.

Zorlu insanlarla uğraşmak yorucu ve beyhude bir çabadır, fakat yüksek-EQ’lu insanlar bu tarz insanlarla etkileşimlerini kontrol edebilirler. Böyle bir insanla yüzleşmeleri gerektiğinde duruma mantıklı yaklaşırlar. Duygularının farkındadırlar, ve öfke ya da hayal kırıklıklarının karışıklık yaratmasına izin vermezler. Zor insanların dayandıkları noktaların farkındadırlar ve çözüm bulup ortak bir noktada bu insanlarla uzlaşabilirler.

12. Mükemmeli aramazlar.

Duygusal zekası yüksek olan insanlar mükemmeli hedef olarak koymazlar çünkü böyle bir şeyin olmadığını bilirler. İnsanlık, doğası gereği hata yapar. Mükemmellik sizin için asıl amaç olduğu zaman, sürekli sizi yaptığınız işi bırakmaya zorlayacak ya da sizi aşağıya çekecek bir hata bulacaksınızdır. Yaptığınız hatalar konusunda ve onlar yerine ne yapacağınız konusunda zaman harcamayı bırakıp, farklı davranın ve gelecekte neleri değiştirebileceğinizi, neleri başardığınızı ve neler yapacağınızı düşünün.

13. Sahip olduklarına değer verirler.

Minnettar olduğunuz şeyleri düşünmek stresinizi azaltan etmenlerden biridir. Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmada, minnettarlık duyan ve duyulan insanların duygu durumlarının, enerjilerinin ve fiziksel hallerinin geliştiği görülmüş. Düşük kortizol düzeyinin bunda etkili olduğu düşünülüyor.

14. Kendi başlarına kalabilirler.

Günümüz dünyasında teknoloji sürekli bir iletişim sağlamasının yanında insanlardan sürekli çalışmalarını bekleyen bir alan yarattı. 7/24 müsait olduğunuz bir işte çalışıyorsanız, yoğun stres altındasınız demektir. Telefonlarınızı biraz kapalı tutmanız, bedeninize ve aklınıza bir ara vermeniz size iyi gelecektir. Psikolojik araştırmalar, e-mailinize bile bir süre bakmamanızın stresinizi azaltan etmenler arasında olduğunu göstermektedir. Kendilerine özel zamanlar ayırmak duygusal zekası yüksek olan insanların özelliklerinden biridir, çünkü bu streslerini kontrol altında tutmalarına ve anı yaşamalarına izin verir.

15. Kafein tüketimleri azdır.

Kafein içeriği yüksek olan içecekleri aşırı oranlarda tüketmek ‘kaç ve savaş’ mekanizmasının nedeni olan adrenalin hormonunun salgılanmasına yol açar. Kaç ve savaş mekanizması sizi mantıklı düşünmekten uzaklaştırır. Bir ayı size saldırırken bu mekanizma baya faydalıdır, ancak e-maillerinize cevap verirken değil. Kafein bedeninize ve vücudunuza aşırı stres yüklüyorsa, duygularınız davranışlarınızdan hızlı hareket etmeye başlar. Duygusal zekası yüksek olan insanlar kafeinin bir baş belası olduğunu bilirler ve onu aşırı tüketmemeye çalışırlar.

16. Uykularını yeterince alırlar.

b18

Stresle baş etmenizi sağlaması konusunda ve duygusal zekanızı artırması konusunda uykunun önemi ne kadar anlatılsa azdır. Uyurken beyniniz yeniden şarj olur, o günkü anılarınız saklanır ya da silinir (bu da rüyalara neden olur), bu yüzden uyandığınızda daha sakin ve boş bir beyinle uyanırsınız. Duygusal zekası yüksek olan insanlar uykularını alamadıkları zaman, kendilerini kontrol etmenin azalacağını, dikkat ve hafızalarının zayıflayacağının farkındadırlar, bu yüzden uyku onlar için önceliklidir.

17. Kişisel konuşmalarında olumsuzluklardan kaçınırlar.

Negatif düşüncelerinize dalıp gittikçe, onlara daha fazla güç vermiş oluyorsunuz. Çoğu olumsuz düşüncemiz sadece düşüncedir, gerçekler değildir. Bir şeyin her zaman olduğunu ya da hiçbir zaman olmadığını hissettiğiniz zaman, bu sadece beyninizin bir tehlikeyi algılama yöntemidir. Duygusal zekalı insanlar düşüncelerini gerçeklerden ayırabilirler ve böylece negatif düşüncelerin kısır döngüsünden kurtulurlar, pozitif ve yeni sonuçlara bakarlar.

18. Hiç kimsenin kendi eğlencelerine engel olmasına izin vermezler.

Duygusal zekası yüksek olan insanlar yaptıkları hakkında iyi hissederken, hiç kimsenin fikirlerinin ve art niyetli davranışlarının onları mutluluklarından alıkoymasına izin vermezler. Diğerlerinin düşüncelerini tamamen umursamamak imkansızdır ama duygusal zekası yüksek insanlar başkalarının düşüncelerine göre kendilerine şekil vermezler. Kişinin kendi değerinin başkalarının ne dediği ya da düşündüğü ile ilgisi olmadığını bilirler.

Atatürk’ün Girişimcilik Üzerine Söylediği 17 Motivasyon Cümlesi

Cesaret ve motivasyon bir girişimcinin en çok ihtiyacı olan iki şey. Ve Atatürk’ün çalışkanlık üzerine söylediği bu sözler, girişimcilerin ihtiyacı olan cesaret ve motivasyonu, içinde barındırıyor. Çünkü biz çalışkan olmayı ve girişimci olmayı onun eserlerinden öğrendik.

1. ‘Ben’ yerine ‘biz’ demeyi öğrenin.

2. Aceleci olmayın.

3. Rahatlık düşmandır.

4. Verim ve neticeye önem verin.

5. İşinizin başında durun.

6. Kestirme yol yoktur; bu yüzden daha fazla çalışın.

7. Fark yaratabileceğiniz bir işe girin.

8. Cesaretli olun.

9. Saygınlık beklemeyin, onu başarınızla kazanın.

10. Asla pes etmeyin.

11. Ve rekabetten korkmayın.

12. Aklınıza güvenin.

13. Adım atın.

14. Yardım etmeyi sevin.

15. Ve yardım istemekten de çekinmeyin.

16. Kendinizi zorlayın.

17. Unutmayın; zaman, en kıymetli varlığınız…

Unutulmaz Hollywood Filmlerinden İş Hayatındaki Herkese İlham Verecek Nitelikte 20 Alıntı

Sırf biri tökezleyip yolunu kaybetti diye sonsuza kadar kayboldu demek değildir. Bazen hepimize biraz yardım gerekir.

Aynen öyle! Biz de bu fikirden yola çıktık; ve çalışma hayatının hengamesinde bolca tökezlemekteyken yardımımıza koşup bize ilham verecek 20 güzel alıntıyı listeledik:

 

1. Kimsenin sana bir şeyi yapamayacağını söylemesine izin verme; benim bile. Bir şeyi istiyorsan, git ve al; nokta.

Chris Gardner, Umudunu Kaybetme (The Pursuit of Happyness), 2006

2. Doğarsın, canına okurlar. Dünyaya çıkarsın, daha çok canına okurlar. Biraz yükselirsin, daha az canına okurlar. Kat kat bir kremalı pasta böyle bir şeydir işte, evlat.

Eddie Temple, Bir Dilim Suç (Layer Cake), 2004

3. Her şeye dikkatini ver; gördüğün her şeye. Başka kimsenin farkına varmadığı şeyleri fark et. O zaman kimsenin bilmediği şeyleri bileceksin.

Loris Harrow, Sihirli Şehir (City of Ember), 2008

4. Ben müşterilerimi kazanmak için inşa etmem, kendi inşalarımı hayata geçirebilmek için müşteri kazanırım.

Howard Roark, Hayatın Kaynağı (The Fountainhead), 1949

5. İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılarsa çalar.

Steve Jobs, Silikon Vadisi Korsanları (Pirates of Silicon Valley), 1999

6. Aklınız fikriniz çok para kazanmakta olduktan sonra, çok para kazanmak marifet değildir.

Bernstein, Yurttaş Kane (Citizen Kane), 1941

7. İnsanın gayret etmesi için, hiçbir sınır olmamalıdır. Hayat ne kadar kötü görünse de nefes aldığınız müddetçe umut da vardır.

Stephen Hawking, Her Şeyin Teorisi (The Theory of Everything), 2014

8. Çok fazla diye bir şey yoktur. Her şeyin sınırlarını zorlayabildiğin kadar zorlarsın. Karşıdaki karşılık verene kadar zorlamaya devam edersin. Daha sonra ise, biraz daha fazla zorlarsın.

Walter Abrams, Kirli Para (Two For The Money), 2005

9. Bana yapamam deme! Bana yapılamayacağını söyleme!

Howard Hughes, Göklerin Hakimi (The Aviator), 2004

10. Satılamayacak hiçbir şey yoktur. Telefonu her açtığında bir satış gerçekleşir. Ya sen müşteriye bir hisse satarsın ya da müşteri sana neden alamayacağı ile ilgili bir bahane satar. İki türlü de satış gerçekleşir. Önemli olan, kapanışı kimin yapacağıdır; sen mi, yoksa o mu? Şimdi, acımasız ol.

Jim Young, Kazan Dairesi (Boiler Room), 2000

11. Orijinal bir fikir bulmalıyım. Öne çıkmanın en yakın yolu bu olabilir.

John Nash, Akıl Oyunları (A Beautiful Mind), 2001

12. İki küçük fare kaymak kovasına düşmüş. Birinci fare hemen pes etmiş ve boğulmuş, ikinci fare ise didinmiş, o kadar çırpınmış ki kaymağı yağa çevirip tepesine çıkmış. Beyler, şu andan itibaren ben ikinci fareyim.

Frank Abagnale Sr, Sıkıysa Yakala (Catch Me If You Can), 2002

13. Sen buradaki kötü adam olmak zorunda değilsin. Sen en yetenekli, en ilginç ve sıra dışı insansın şu evrendeki. Sen özelsin. Ben de. Herkes öyle! Kehanet hepimizle ilgilidir. Şu anda ise sadece seninle ilgili. Ve sen hâlâ her şeyi değiştirebilirsin.

Emmet, Lego Filmi (The Lego Movie), 2014

14. İçimde korkunç bir şeyler oluyor ama nedenini bilmiyorum. Geceleri ortaya çıkan kana susamışlığım gündüzlere taştı. Delirmenin eşiğine geldim. Sanırım beni aklı başında gösteren maskem düşmek üzere.

Patrick Bateman, Amerikan Sapığı (American Psycho), 2000

15. Bazen, kimsenin hayal edemediği şeyleri hayal edip yapabilen insanlar olur.

Alan Turing, Yapay Oyun (The Imitation Game), 2014

16. Sırf biri tökezleyip yolunu kaybetti diye sonsuza kadar kayboldu demek değildir. Bazen hepimize biraz yardım gerekir.

Charles Xavier, X-Men Geçmiş Günler Gelecek (X-Men Days of Future Past), 2014

17. Bu dünyada yetenek karın doyurmaz. Yıllar yılı birçok yetenekli insan tanıdım. Peki disiplin, kendini adamışlık ve sağlam bir iş ahlakı olmadan kaçı profesyonel anlamda başarılı oldu? Söyleyeyim. Sıfır.

Turlington, Çocukluk (Boyhood), 2014

18. Zihnim durgunluğa isyan ediyor! Bana sorunlar ver, iş ver. Ne kadar çabuk, o kadar iyi.

Sherlock Holmes, Sherlock Holmes, 2009

19. En dirençli parazit hangisidir? Bakteri mi? Virüs mü? Bağırsak solucanı mı? Fikirdir! Dirençli ve son derece bulaşıcıdır. Bir kere beyne yerleştiğinde, söküp atmak neredeyse imkansızdır. Biçimini almış ve kavranmış bir fikir, yapışıp kalır.

Cobb, Başlangıç (Inception), 2010

20. Hayat, santimetreden ibaret bir oyun. Futbol da öyle. Hayatta ve futbolda hata payı o kadar düşüktür ki, yarım saniye yavaş ya da hızlı kalırsan, yakalayamazsın.

Tony D’Amato, Kazanma Hırsı (Any Given Sunday), 1999

40’ından Sonra Yaptıkları Sıçramayla Başarının Yaşı Olmadığını Kanıtlayan 16 İkonik İnsan

Genç yaşta gelen başarı hikayelerinden biraz çıkalım; ve 40 yaşından sonra muazzam başarılar elde etmiş sayısız örneğin içerisinden bazılarına bakalım.

Bu 16 ikon “Hiçbir şey için geç değildir” sözüne inancımızı tazeleyeceği gibi, kuşkusuz herkese ilham kaynağı olacak.

1. Marvel efsanesinin yaratıcısı Stan Lee, ilk çizgi romanı “The Fantastic Four” yayınlandığında 40’ından gün alıyordu.

sp

Ve Örümcek Adam, X-Man, Iron Man, Hulk gibi efsaneler birbiri ardına geldi.

2. Donald Fisher, GAP markasını 40 yaşında yarattığında, perakendecilik hakkında en ufak fikri yoktu.

1969’da San Francisco’da küçük bir dükkanda doğan GAP, bugün dünyanın en büyük hazır giyim perakendecilerinden bir tanesi.

3. Vera Wang de moda endüstrisine 40 yaşındayken girdi.

Önceden artistik patinaj ve gazetecilikle uğraşan Wang, göz kamaştıran gelinlik ve abiyeleriyle şu an bir moda devi.

Bir çok ünlünün Vera Wang gelinliği ile evlendiğini burada belirtmeden de geçmeyelim.

4. Robin Chase, Uber’in atası diyebileceğimiz Zipcar’ı 42 yaşında 2000 yılında kurdu.

robin-chase-e-kampus

2011’de Zipcar’dan ayrılan Chase, şu an yeni girişimlere danışmanlık yapmakta ve aynı zamanda Dünya Ekonomi Forumu üyesi. Bu arada Uber 2009 yılında kuruldu.

5. Samuel L. Jackson, Hollywood’da nihayet bir sıçrama yapabildiğinde 43 yaşındaydı.

samuel-jackson-e-kampus

Spike Lee’nin Jungle Fever filmindeki rolüyle “En İyi Yardımcı Oyuncu” ödülü alana dek Jackson yalnızca küçük rollerde oynuyordu. Sonrasında ise Pulp Fiction‘dan Jackie Brown‘a, Django Unchained‘e başarılarının ardı arkası kesilmedi.

6. Sam Walton, ABD’li hipermarket devi Walmart’ı 44 yaşında kurdu.

sam-walton-e-kampus

Walmart’ın 2016 itibariyle 27 ülkede 11.535 şubesi bulunuyor.

7. Henry Ford, devrim niteliğindeki Model T’yi yarattığında 45 yaşındaydı.

1908 yapımı otomobil, dünyada orta sınıfın bütçesine uygun ilk otomobil olarak tarihe geçti. Model T 16,5 milyon sattı!

8. 46 yaşında The Ed Sullivan Show’da patlama yapana dek, Rodney Dangerfield pek de ünlü olamamıştı.

Efsane komedyen, bu sıçrayışın ardından birçok talk-show ve komedi programında da en tercih edilen isimlerden oldu.

9. “Türlerin Kökeni” yayınlandığında Charles Darwin 50 yaşındaydı.

Bu zamana kadar doğa ve tür bilimi konusundaki çalışmalarını sessiz sedasız yürüten Darwin, “Türlerin Kökeni” ile bilim dünyasını kökünden değiştirdi.

10. Julia Child, 50 yaşında yayımladığı ilk kitabının ardından dünyaca ünlü bir şef haline geldi.

Julie & Julia adlı filmde Meryl Streep, Child’ın hayatını canlandırdı.

11. Şok tabancasının mucidi Jack Cover, bu sıçramayı yaptığında 50 yaşındaydı.

Jack Cover, önceden NASA ve IBM’in de aralarında bulunduğu bilim ve teknoloji firmalarında bilim insanı olarak çalışmıştı. Taser şok tabancasını 1970’de icat etti.

12. Betty White 51 yaşından sonra dünyanın en çok ödül kazanan kadın komedyenlerinden biri oldu.

Yaşı yetenlerin büyük bir keyifle hatırlayacağı efsane dizi “Altın Kızlar”ın oyuncusunun ödülleri ve adaylıkları buradan görülebilir.

13. Taikichiro Mori, Japon gayrimenkul imparatorluğu Mori’yi 51 yaşında kurdu.

Öncesinde akademisyen olan Mori, 1992 yılında 13 milyar dolarlık bir servetle “Dünyanın en zengin insanı” seçildi.

14. Ray Kroc, McDonalds’ı kurumsal bir deve dönüştürdüğünde 52 yaşındaydı.

ray-kroc-e-kampus

15. Colonel Sanders, Kentucky Fried Chicken’ı 1952’de bayiliğe açtığında 62 yaşındaydı.

Sanders bundan 12 yıl sonra 1964’te, restoran zincirini 2 milyon dolara sattı.

16. Son olarak “Büyükanne Moses”, müthiş başarı yakaladığı ressamlık kariyerine başladığında 78 yaşındaydı!

Anna Mary Robertson Moses’ın tablolarından biri 2006 yılında 1,2 milyon dolara satıldı.

Kovulduktan Sonra Dönüşleri Muhteşem Olmuş 20 Olağanüstü Başarılı İnsan

Patronunuz tarafından kapı dışarı edilmek kuşkusuz çok moral bozucu. Ama aşağıdaki başarı örnekleri, başta fiyasko gibi görünen durumların adeta bir fırlatma tahtasına dönüşebileceğinin ispatı.

Steve Jobs’tan Jerry Seinfeld’e, kovulmalarını fırsata dönüştürüp inanılmaz birer sıçramayla geri dönmüş 20 olağanüstü insan…

1. Thomas Edison kovulduğu Western Union şirketindeki ofisinde gizli gizli deneyler yapıyordu.

32

Ta ki 1867’de bir gece, Associated Press telgraf bürosunda kimyasal bir kazaya sebep olana dek.

Edison icatları üzerinde çalışmak ve okuyabilmek için gece vardiyasında çalışıyordu. Bataryalar üzerinde deney yaptığı bir gece yanlışlıkla yere döktüğü sülfürik asit, döşemeyi geçip bir alt kattaki patronunun masasına damladı.

Ertesi sabah kovulmuştu. Böylece tüm zamanını icat yapmaya adadı ve iki yıl sonra elektronik oy verme cihazı ile ilk patentini aldı.

2. Hillary Clinton, Alaska Valdez’de bir konserve somon firmasındaki işinden kovulmuştu.

Hillary Rodham Clinton Signs Copies Of Her Book 'Hard Choices' In New York

Elime bir kaşıkla bir çift çizme verildi; ve somonun içindekileri temizlemem istendi,” diyen Clinton, bu pozisyonda fazla kalmadığını, havyarları ayıklayan Japon balıkçıların çok yavaş çalıştığı için ona bağırdıklarını belirtiyor. “Sonuç olarak beni oradan sepetlediler” diye ekliyor.

Paketleme bölümüne alındıktan sonra, paketlenen somonların “yeşil-siyah olduklarını, korkunç göründüklerini ve koktuklarını” fark eden Clinton kalite kontrol sürecini sorgulamaya başlayınca, kontrol süreci toptan iptal oluyor ve aynı yerden ikinci kez kovuluyor.

3. Steve Jobs, kurucu ortağı olduğu Apple’dan kovuldu. İkinci denemesiyse muazzam oldu…

34

“Oyundan atılmıştım, resmen atılmıştım. Tüm yetişkinlik hayatımın hedefi gitmişti, ve bu çok yıkıcıydı.”

“The Second Coming of Steve Jobs” kitabının yazarı Alan Deutschman, Jobs’un 1985 yazını orta yaş krizi içinde, politikaya girmekten astronot olmaya kadar, ne yapmak istediğine karar vermeye çalışmakla geçirdiğini anlatıyor.

Jobs Apple’dan ayrı kaldığı zamanlarda, daha sonra Apple tarafından alınan ve Pixar’ı piyasaya süren NeXT bilgisayar firmasını kurdu. On yıl kadar sonra Apple’a geri döndüğündeyse, malum, iPod, iPhone, ve iPad devrimini yarattı.

4. Walt Disney ilk animasyon işinden, “hayal gücü eksikliği ve iyi fikirilere sahip olmadığı” gerekçesiyle editörü tarafından kovuldu.

47

Üstelik bu, başarısızlıklarının sonu da değildi. Disney, Laugh-O-Gram ismindeki animasyon stüdyosunu satın alıp daha sonra iflasa sürükledi. Sonunda, hedefini çok daha karlı bir alana yöneltti: Hollywood.

Kardeşiyle beraber Kaliforniya’ya taşındı ve “Disney Brothers’s Studio”’yu kurdu. Bu stüdyoda Mickey Mouse ve Disneyland’i yarattı; ve 22 tane Oscar kazandı.

5. Jerry Seinfeld bir okuma provası esnasında, senaryoda kendi bölümünün olmadığını görene kadar kovulduğunu bile bilmiyordu.

65

Meşhur şovu “Seinfeld”den önce 1980’lerin başlarında, “Benson” isimli sitcom’da küçük bir rolü olan komedyen, yapımcılarla karakterin hikayesi hakkında çatışmaya düştü ve sadece dört bölüm sonra kovuldu.

Ne yazık ki kimse Seinfeld’e işten çıkarıldığını söyleme zahmetine girmemişti. Seinfeld çekimden bir gün önce okuma provasına geldi ve kendisi için senaryonun bir kopyasının hazırlanmadığını gördü. Yönetmen yardımcısı onu bir kenara çekti ve artık dizide olmadığını haber vermeyi unuttuklarını söyledi.

Seinfeld aşağılanmıştı tabii; ama yılmayıp hemen akabinde komedi kulüplerinde tekrar sahne almaya başladı. Ve şansına, ilk performansı esnasında bir yetenek avcısı da izleyiciler arasındaydı. Sonrasını biliyoruz.

6. Madonna Dunkin’ Donuts’taki işini, müşterilerin üzerine jöle fışkırttığı gerekçesiyle kaybetti.

76

Biyografisini yazan Andrew Morton’a göre Madonna, okulu bırakıp meşhur olmak için New York’a taşındıktan sonra, sert bir başlangıç yaptı. Para kazanmak için Times Meydanı’ndaki Dunkin’ Donuts’ta çalışmaya başladı. Ancak bu macera bir gün bile sürmedi: Bir müşterinin üzerine jöle fışkırttıktan sonra, kapı dışarı edildi.

Tüm zamanların en asi pop kraliçesi, 1979’da müzik sahnesine giriş yapana kadar pek çok fast food restoranında ve garsonluk işlerinde çalıştı.

7. Robert Redford, tembel ve özensiz bir işçiydi. Belli ki yetenekleri başka alanlardaydı.

70

Redford gençliğinde, El Segundo’da Standard Oil rafinerisindeki gemi tersanesinde forklift kullanmak ve tankları temizlemekle görevli bir işçiydi.

Petrol tankının üzerinde uyurken amirine yakalanınca, kovulmak yerine kimya bölümünde şişe temizleme departmanına gönderildi. Ama sürekli cam şişeleri kırınca işten çıkarıldı.

Redford sonraları pek çok tuhaf işten daha kovuldu: “Kovulmam gereken işlerden kovuldum” diye açıklıyor. “Bu işlerde sadece para kazanmak için çalışıyordum ve fark ettim ki, bunların hiç biri bana göre değildi. Ben kesinlikle iş piyasası için yaratılmamıştım.” Hemen ardından da, oyunculuk yapmak için New York’a taşındı.

8. Rowling, Uluslarası Af Örgütü’nün Londra ofisinde sekreter olarak çalışıyordu.

90

Ofis bilgisayarında hikayeler yazıyor ve Harry Potter adında genç bir büyücünün hayalini kuruyordu. İşverenleri en sonunda bu durumdan bıktılar ve kapıyı gösterdiler.

Yazmaya odaklanmaya karar verene dek geçirdiği birkaç yılda, kıdem tazminatının yardımıyla ayakta kalabildi. Kendisi bugün, tüm zamanların en meşhur kitap serisinin yazarı.

9. Baltimore’lu bir TV yapımcısı Oprah Winfrey’e, “televizyon için hiç uygun olmadığını” söyledi.

56

Oprah Winfrey, Baltimore’da WJZ-TV’deki akşam haberleri muhabirliğinden, haberleştirdiği hikayelere çok duygusal yaklaştığı gerekçesiyle kovuldu.

Yapımcısı ona televizyon haberleri için uygun olmadığını söyledi. Teselli olarak “People Are Talking” isimli gündüz programında bir rol önerdi. Program çok popüler oldu, ve Winfrey sekiz yıl boyunca devam etti.

Sonunda Winfrey, 25 sezon devam eden “The Oprah Winfrey Show”un sunucusu oldu. Forbes’a göre şu anda 3 milyar dolarlık bir servete sahip.

10. Carly Fiorina Hewlett-Packard’ın CEO’su iken kovuldu.

8723

Fortune 500 listesindeki ilk kadın yönetici olan Fiorina, 2002’de çok tartışılan, Hewlett-Packard’ın Compaq’i 25 milyar dolara satın alma kararının ve 15.000 çalışanı işten çıkarmasının akabinde, HP’den istifa etmek zorunda bırakıldı.

Geçtiğimiz mayıs ayında ABD başkanlığa adaylığı koydu ve şu anda tahminlerde Jeb Bush ve Marco Rubio gibi politikacılarla kafa kafaya gidiyor.

Ağustos ayında CNN’e şöyle dedi Fiorina: “Toplantı odasındaki bir tartışma esnasında kovuldum. Neden biliyor musunuz? Çünkü statükoya meydan okudum. Liderler böyle yapmalı. Statükoya meydan okuduğunuzda, liderlik ettiğinizde, düşman kazanırsınız. Bu yüzden çok az kişi liderlik yapar.”

11. Mark Cuban bir bilgisayar mağazasındaki tezgahtarlık işinden kovuldu. Bu, başkası için çalıştığı son iş oldu.

77

Cuban’ın mezun olduktan sonraki ilk işlerinden biri bilgisayar yazılımı satışı yapmaktı. ancak o, bir patrona itaat etmektense girişimcilikle ilgileniyordu.

İşte geçirdiği birkaç aydan sonra, 15.000 dolarlık satış yapma şansını yakaladı. Sadece patronunun iznine ihtiyacı vardı. Patronu bu satışı yapmamasını söylediğinde, Cuban gözünü karartıp satışı gerçekleştirmeye karar verdi; ve ofise döndüğünde kovulduğunu öğrendi.

Kısa bir süre sonra Cuban, Micro-Solutions’ı kurdu ve Forbes’in dediğine göre, o zamandan bugüne 3 milyar dolar kazandı.

12. Anna Wintour, ilk işi olan Harper’s Bazaar’da çaylak moda editörlüğü görevinden kovuldu.

92

Wintour kariyerine, Harper’s Bazaar dergisinde çaylak moda editörü olarak başladı. Yenilikçi çekimleriyle epey yankı uyandırdı ancak editör Tony Mazalla yaptıklarını fazla rahatsız edici buldu. 9 ay sonra işten atıldı.

Kovulmak onu asla tarzından geri döndüremedi. Moda öğrencilerine “Hepinize kovulmayı tavsiye ederim.” demesiyle bilinir!

Vogue’un şef editörü olduğunda sadece 27 yaşındaydı…

13. Wall Street’in en güçlü kadınlarından Sallie Krawcheck, Bank of America’dan 2011 yılında kovuldu.

52

Citi’den transfer ettikten iki yıl sonra Bank of America, küresel sermaye piyasası ve yatırım yönetimi departmanı başkanı Krawcheck’i işten çıkardı.

Haziran 2013’te Third Metric konferansında, işten çıkarıldığı için minnettar olduğunu söyleyecekti: ‘Kaç kişi kovulduktan sonra The Wall Street Journal’ın kapağına çıkabilir ki?’”

“Citi’den kovulmamın hemen ardından, kadın oluşumun bunda etkisi olup olmadığını sorsaydınız kesinlikle yok derdim. Şimdi ise, tam olarak emin değilim, derim.”

Krawcheck, 2013 yılında, 130 ülkede 30.000’den fazla üyesi olan 85 Broads isimli kadın örgütünü aldı ve Ellevate Network olarak adını değiştirdi.

14. Michael Bloomberg, kendi şirketini kıdem tazminatı ile kurdu. Şu anda ABD’nin en zenginlerinden biri.

37

Bloomberg, bir yatırım bankası olan Salomon Brothers’da ortaktı. 1998’de Salomon Brothers, daha sonra Citigoup’a dönüşen bir şirket tarafından satın alındı. “Bloomberg by Bloomberg” isimli otobiyografisinde belirttildiğine göre, kallavi bir kıdem tazminatı ile işten çıkarıldı.

Bu parayla Innovative Market Solutions isimli finans danışmanlığı şirketini kurdu. Daha sonra Bloomberg LP adını alan şirket, yatırımcıların doğru bilgiye kolayca ilerleyebilmesini sağladı ve 1989’da 2 milyar dolarlık bir değere sahip oldu.

Forbes’a göre, eski New York valisi bugün 38.4 milyar dolarlık bir servete sahip.

15. Julia Child reklamcılık işinden “ileri derecede itaatsizlik” yüzünden kovuldu.

9434

1930’ların başında, ev mobilyası firması olan W&J Sloane’ın Los Angeles şubesinde reklam müdürüydü. Bu pozisyona geldikten birkaç ay sonra “emre itaatsizlikten” işten çıkarıldı.

Child Paris’e taşındıktan sonra Fransız mutfağına ilgi duymaya başladı ve Cordon Bleu aşçılık okuluna kaydoldu. Çok ilgi gören “Mastering the Art of French Cooking” kitabı ile karmaşık Fransız mutfağını gündelik Amerikan mutfağına uyarladı. “The French Chef” ve “Julia Child and Company” gibi oldukça popüler yemek programları ile bir televizyon ikonu haline geldi.

16. Colonel Harland Sanders, asabiyeti yüzünden onlarca işten kovuldu.

6723

1920’lerde tekerlek satan Colonel Harland Sanders, Kentucky’de en çok satış yapan eleman oldu ancak asabiyeti yüzünden işini kaybetti.

Times’ın belirttiğine göre, 65 yaşında ilk restoranını kapatıp iflas edene kadar onlarca işten daha kovulmuştu. Restoranını kaybettikten sonra, ABD’yi bir uçtan bir uca dolaşarak tavuk kızartması satacak birilerini aradı. 1964 yılında, 74 yaşındayken, 600’den fazla şubesi olan restoran zincirindeki hissesini 2 milyon dolara bir grup yatırımcıya devretti.

17. Truman Capote, şair Robert Frost’un onurunu kırdıktan sonra The New Yorker’dan kovuldu.

7324

The New Yorker’da çalışmak için okulu bırakan Capote’un en büyük hayali, bu prestijli dergide bir yazısının yayımlanmasıydı.

İki yıl sonra, ünlü şair Robert Frost’un düzenlediği bir şiir dinletisine katıldı. Soğuk algınlığından mustarip Capote, dinletinin ortasında ayrıldı. Frost çok içerlemişti. Çalıştığı dergiyi öğrendi onu kovmalarını söyledi.

Kovulması Capote’un kariyerine zarar vermedi. Harper’s Bazaar ve Mademoiselle dergilerinde kısa öyküleri çıkmaya başladı. Birkaç yıl sonra da ilk romanını yayımladı.

18. Home Depot şirketini kurmadan önce, kurucuları Bernie Marcus ve Arthur Blank işlerinden kovulmuşlardı.

53456

Marcus ve Blank, Handy Dan isimli Güney Kaliforniyalı bir ev merkezi zincirinden kovulduktan sonra, Handy Dan’de çalışırken akıllarına gelen bir fikirden yola çıkarak kendi ev dekorasyon firmalarını kurmaya karar verdiler: Sadece indirimli ürünlerin satılacağı bir mağaza… Adını Home Depot koydular. 10 yıldan kısa bir süre içinde 100’den fazla mağaza açtılar ve 2.7 milyar dolarlık satış yaptılar.

Kendilerini kovan Handy Dan 1989’da kapandı.

19. Super Bowl’da yılın antrenörü seçilmeden önce Bill Belichick, Cleveland Browns’dan kovulmuştu.

567

2000 yılında New England Patriots’a katıldıktan sonra, takım altı kere Super Bowl’a katıldı ve dört kez kupayı kaldırdı. Ancak 1995’te ilk antrenörlük denemesinde kulüp sahibi Art Modell tarafından Cleveland Browns’dan kovulmuştu.

Belichick Ulusal futbol liginde 2003, 2007, ve 2010 sezonlarında yılın antrenörü seçildi ve lig tarihinde en uzun süre aktif olarak bu işi yapan kişi oldu. Tarihin en iyi antrenörlerinden biri olduğu düşünülüyor.

20. Lee Iacocca’nın fikirleri Ford tarafından istememişti; o da fikirlerini Chrysler’a götürdü.

6798678

Iaccoca, Ford firmasında en tepeye yükselmişti. Ancak şirketin CEO’su
ve yönetim kurulu başkanı Henry Ford Jr.’a tosladı. Birkaç hayata geçmeyen fikirden sonra, Iacocca’ya yol verildi.

Daha sonra Iaccoca, Chrysler tarafından işe alındı. Ford tarafından reddedilen Dodge karavan ve Plymouth Voyager gibi pek çok fikri Chrysler’da hayata geçirdi.

1992’ye kadar Chrysler’ın CEO’su olarak kaldı ve firmanın rekorlar kıran kar oranlarında büyük emeği oldu.

 

“Bir Fikrim Var” Diye Başlayıp Hüsranla Sonuçlanan Projelerin 8 Temel Nedeni

“Bir fikrim var” der ve projeye başlarsın. Çabalarsın, uğraşırsın ve en sonunda fikrini modellemeyi başarırsın. Bu durumda seni iki seçenek bekliyor. Ya projen beğenilir, istediğin sayıda kullanıcıya ulaşır ya da senin büyük patlama beklediğin projen, patlamış balon gibi sönmeye başlar ve fikrin başarısız olur. Peki neden başarısız olur, hiç düşündün mü? İşte başarısızlığın 8 nedeni…

1. Para bulamamak

Yaptığınız projeye para bulmak, yatırım almak en zor işlerden biridir. Ailenizden veya arkadaşlarınızdan aldığınız para sizi bir yere kadar götürecektir. O para bittiğinde, kendinize kaynak bulmalısınız. Bulamazsanız, giderleri karşılayamayacak ve hızla dibe batacaksınız.

2. Ekibinle uyum sağlayamamak

En yakın arkadaş olsanız bile bazen kurduğunuz ekiple uyum sağlayamayabiliyorsunuz. Ekibiniz dağıldıkça projeniz de dağılmaya başlıyor.

3. Ürünü yanlış zamanda piyasaya sürmek

En çok duyduğunuz başarısız projelerin nedenlerinden biridir. “Benim fikrim gelecek için” ve “Bu zamanda değerimi anlamadılar” gibi türevleri de mevcuttur.

4. Ürünün pazarlamasını yapamamak

Sizin ürününüz ne kadar harika olursa olsun, eğer ürününüzü insanlara duyurmak konusunda iyi değilseniz, bütün bir emeğiniz çöpe gidebilir. Ürününüzü pazarlamak, ürününüzü üretmek kadar önemlidir.

5. Akıl Hocası-Danışman desteği al(a)mamak

Ürünü piyasaya sürerken ve sürdükten sonra size akıl hocalığı yapabilecek, piyasayı sizden iyi bilen birilerine ihtiyacınız olur. Eğer kendinize bir “akıl hocası” bulamazsanız veya “ne gerek var ya ben zaten her şeyi biliyorum” diye düşünürseniz, projeniz patlama tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

6. İş modeli oluşturmamak

Günümüzde yatırım yapmak isteyenlerin, girişimcilere sorduğu bir soru var: “İş planınızı oluşturdunuz mu?” Cevabı “hayır” olan çoğu girişimci yatırım alamaz. İş modeli sizin ürününüzün kısaca planı gibidir. Hedef kitlenizi, gelirinizi, maliyetinizi ölçmenizde yardımcı olur. Bir çok projede iş modelini oluşturmadığından, başarısız projeler arasında yerini alıyor.

7. Yetersiz kalitede ürün

Siz belki de ürününüzün çok iyi olduğunu düşünüyorsunuzdur. Ama önemli olan sizin değil, kullanıcılarının ne düşündüğü. Kullanıcılar yetersiz diyorsa, yetersizdir.

8. İhtiyaç olmaması

En sık karşılaşılan nedendir. Sizin ürününüz uzay teknolojisiyle donatılsa bile, insanların gerçekten buna ihtiyacı yoksa, ürününüz hiçbir işe yaramaz. Artık sizin projeniz de başarısız projeler arasında yer almaya mahkumdur.

 

José Mourinho Örneğinden Yola Çıkarak Alabileceğimiz 6 Pazarlama Dersi

Futbolda 2000’li yıllara damgasını vuran en önemli teknik direktörler dendiğinde, ilk akla gelen isimlerden biri kuşkusuz José Mourinho’dur.

Mourinho, Porto ile 40 yaşında UEFA Avrupa Ligi ve 41 yaşında Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ile dikkatleri üzerinde topladı. Chelsea’ye 50 yıl sonra kazandırdığı Premier League şampiyonluğu, Inter Milan ile hem Şampiyonlar Ligi, hem Serie A şampiyonluğu, Real Madrid ile La Liga şampiyonluğu ve yeniden Chelsea ile Premier League şampiyonluğu gibi, eşine zor rastlanır başarıları bir özgeçmişe sığdırmayı başardı.

Fakat onu bu yazıya konu eden, 2015 - 2016 sezonunda Chelsea’de yaşadığı başarısızlık ve sezon ortası gelmeden görevine son verilmesi. Bu süreci incelediğimizde, ortaya pazarlama profesyonelleri için altın değerinde dersler çıkıyor:

1. O kadar da “özel” olmayabilirsiniz.

Jose_Mourinho_2568641b

Mourinho, tüm bu etkileyici özgeçmişe rağmen, futbol dünyasından farklı kişilerle yaşadığı polemikler, agresif ve mütevazılıktan uzak tavrı ile de her zaman gündemin birinci sırasında yer aldı.

Kendisini “özel biri” olarak gördü ve bunu net bir şekilde ifade etti. Biz buna “Pazarlamada Uzmanlık” diyoruz

2. Sezonun en iyi teknik direktörü seçilmeniz büyük bir başarıdır; ama sadece o sezon için.

Çünkü ertesi sezon ligde 16 maçın 9’unu kaybetmeniz ve lig kupasından erken elenmeniz, işinizden olmanız anlamına gelebilir. Belki de ortada bir problem vardır, bizce “Problem Çözme Teknikleri” eğitimine başvurmalı

3. Geçmiş başarılarınız sizi yalnızca bir süre taşıyabilir.

Ulaşılan hedefler, artırılan pazar payları ve katlanan kâr oranları çok ışıltılı tablolar olabilir; ama yeni yıl ile birlikte geçmişte kalır. Artık bu senenin iş planlarına ve hedeflerine odaklanmak gerekir. Aa tam da bununla ilgili e-kampus.com ‘da “Toplam Kalite Yönetimi” eğitimi var, Mourinho alsa belki de..

4. İşler kötüye gittiğinde sağduyuyu kaybetmemek çok önemli bir meziyettir.

Medya ile ilişkileri germek, hatta medyaya hakaret etmek, meslektaşlarınızla sürekli beyan savaşında olmak, size kısa vadede gündem değiştirme fırsatı yaratır evet; ama orta ve uzun vadede en çok nefret edilen teknik direktörlerden biri olmanıza ve kredinizin azalmasına sebep olur. Belki de “Sosyal Medya Eğitimi” bu işi biraz olsun çözebilir.

5. İletişim konusunda daima dikkatli ve özenli olmak gerekir.

293771JoseMourinho

Satış ekibi ile hedefleri konuşurken, fizibilite onayı için finans ile pazarlık ederken, tedarik zinciri ekibini ürün lansman sürecinde aynı hedefe koştuğunuza ikna etmeye çalışırken, güçlü ve pozitif bir iletişime ihtiyacınız olacaktır. Siz yine Pazarlama ve Satışta Uzmanlık eğitimine bir göz atın

6. İletişimde yaptığınız her hata bir gün aleyhinize döner.

jose mourinho

Her şey yolundayken yaşadığınız iletişim sorunları gündem olmazken, işler tersine döndüğü durumda aleyhinize kullanılacak en önemli argümanlardan biri olacaktır.

Her şeyden önemlisi, pazarlamanın da bilgiye dayalı olduğunu unutmamalı, Türkiye’nin ilk sanal kampüsü e-kampus.com’a uğramadan geçmemelisiniz.

2016 Kariyer ve Bireysel Başarı Trendleri

Her yılın başında yeni yılın teknoloji trendlerini tanıtan yazılar okuruz. Bu yıl da yine Şeylerin İnterneti, Yapay Zeka, Cloud Computing, 3D Printing vb trendler hakkında makaleler mevcut. Halbuki sadece teknoloji alanında değil, kariyer ve bireysel başarı alanlarında da trendler değişebiliyor. Gelin bu yılki trendlere beraber bakalım.

 

Daha Az Çalış, Daha Çok İletişim Kur

İletişim çağında yaşıyoruz, ve bu cebimizdeki akıllı cihazları kullanmaktan daha ileriye gidiyor. Teknik becerilerimiz ve önceki projelerimizden aldığımız referanslarımız ne kadar iyi olursa olsun, eğer bunu doğru şekilde yansıtamıyorsak, bir sonraki girişimimizde başarısız olabiliriz.

Doğru iletişim kurabilmek, dinleyip anlamak ve gerekenleri karsı tarafa aktarabilmek demektir. Eğer bunu başarabiliyorsak işlerimizi daha kolay gerçekleştirebilir ve sorunları daha hızlı ve basit çözebiliriz.

Yeniliklere Açık Ol ve Değişikliklere Uyum Sağla

Yeniliklere meraklı ve açık olanların başarıya ulaşma şansı daha yüksektir. Her yenilik beraberinde bir değişiklik getirir ve bu değişikliğe uyum sağlamak gerekir. Bunu iyi beceremeyip değişikliklerden kaçanlara dünyanın 4,5 milyar senedir değişim geçirdiğini ve doğada çevresindeki değişikliklere uyum gösterebilen canlıların hayatta kaldığını örnek gösterebiliriz.

Büyük değişikler, başka bir ülkeden iş teklifi alıp o ülkeye taşınmamız ya da öğrencilik yıllarında bir staj için yurt dışına gitmek olabilir. Veya www.e-kampus.com ‘ü yani Türkiye’nin ilk sanal kampüsünü ziyaret edebilirsiniz.

Beden ve Zihin Sağlığına Yatırım Yap

“Her şeyin başı sağlıktır” sözü çok doğru. Son yıllarda Work-Life dengesini sağlamak hakkında bir çok makale yayınlandı, hem çalışıp hem mutlu olmanın yolları anlatıldı. Halbuki mutluluktan da önce sağlıktır önemli olan. Sağlığımızı pekiştirecek önlemler alırsak, mutluluğumuz da artacaktır, ve işimizi daha istekli ve başarılı şekilde gerçekleştireceğiz. Onun için mutlaka hem bedenimizi hem de zihnimizi dinç tutacak antrenman ve etkinlikler gerçekleştirelim. Hem stres atarız hem daha mutlu oluruz.

Her Zaman Pozitif Ol

Olayların her zaman olumlu tarafını göz önünde bulunduralım. Bu sinirlenmemizi ve stresimizi azaltır ve olaya daha sakin ve farklı bakarak, daha doğru kararı vererek, sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmamızı sağlar.

Yabancı Dil Öğren

Hem programlama dili hem yabancı dil, her ikisi de olabilir. İkisi de kendimizi ifade etmemiz için bir araçtır ve yurt dışında kariyer yapmamıza ve çalışmamıza yardımcı olabilir.

Hangi dil olacağına herkes kendince karar vermeli. Programla dili olarak trend’de olan teknolojilere yönelik bir tane seçebiliriz. Mesela R istatistik ve analiz programlama dili olabilir. Yabancı dilde ise gitmek istediğimiz ya da müşteri edinmek istediğimiz ülkenin dili olabilir.

Türkiye’nin İlk Sanal Kampüsü’nden Eğitim Al!

www.e-kampus.com ‘a gidip, eğitim alabilirsiniz. 2016’ya yeni konular, yeni uzmanlıklarınızı, istediğiniz yerden katılarak video ders olarak alabilirsiniz. Ayrıca istediğiniz yere de sertifikayı gönderiyorlar.

Bir Girişimcinin Yaşam Döngüsünde 10 Evre

1. Her zihni kurcalayan o soru: : “Nasıl yırtarım?”

Girişimci olmanın en önemli unsurlarından biri motivasyon. Elbet en büyük motivasyon da kişi oğluna fena fillah getiren, emek sömürücü sistemden yırtmak, kendi işinin patronu olmak… Tabi ki hayalinin gerçekleştiğini görmek, dünyaya küçük büyük bir şeyler bırakmak da cabası. Burada size e-kampus.com’dan “Karar Verme Teknikleri Eğitimi” almanızı öneriyoruz.

2. Aha moment: “Aha buldum”

Girişimci olmayı arzulamak güzel de… Niyetten öte bir şey lazım, iyi bir fikir. Yenilikçi, akıllıca, bir boşluğu gerçekten doldurabilecek bir şeyler şöyle. Kolay mı? Belki, akıl, yaratıcılık, cesaret bir araya gelirse, şans da elini verirse. Kimsenin göremediğini, görüp de bilemediğini belki de sen çekip çıkarırsın.

3. Tohum: Fikir burada para nerede?

İşler yolunda gidiyor, niyet ettin, fikri buldun. Peki, bu fikre başkaları da destek olacak mı bakalım? Aile, arkadaşlar,aptallar, krediler, melek yatırımcılar, hibeler… Pek çok kişinin asla aşamadığı bu devreyi aşabilirseniz, hayalinizi vücuda erdirmeye bir adım daha yaklaştın demektir.

4. Toplansın ekip açılsın dükkan: Start-Up

Ekiplerin en kralı, fikirlerin en iyisi ve yüksek ihtimalle minicik bir sermaye ve agresif hedeflerle çıktınız yola. İşte boyunun ölçüsünü alma zamanı. Bakalım pazar sizin ürününüzü ne kadar hevesle bekliyor? Tam da burada “Liderlik Eğitimi” alabilirsiniz.

5. Gelsin paralar: Büyüme

Ülkemizde kurulan her üç işletmeden biri ilk beş yılda kapıya kilidi vuruyor. Umarım pazar büyük bir açlıkla sizin ürününüzü bekliyordur. Eğer durum buysa sakın gevşeyip kendinizi koyuvermeyin. Gözünüz her daim pazarın talepleri ve attığınız her adımı takip eden rakiplerinizin hamlelerinde olmalı. “Muhasebe Eğitimi” tam sizlik

6. Yayılsın dükkanlar: Genişleme

Büyümen yavaşlamaya başlıyor artık yeni pazarlar, farklı sektörleri hedeflemeli, büyümenin hızını kesmemelisin.

7. Ay bana bir ağırlık çöktü: Olgunluk

Olgunluk dönemi, kurumsallaşan şirketlerin hantallığı senin de üstüne çökmeye başladı. Yöneticiler, ekipler, organizasyon sorunları. Küçük devine gururla bakarken, start-up günlerini mi özlüyorsun ne? Burada “Etkili Zaman Yönetimi” çok önemli..

8. Beklenen an: Exit

Beklenen an geldi çattı. Bir dünya devi kapını çaldı. Ülkemizde görmeye çok alışık olmasak da… Şimdilik çanlar senin için çalıyor. Exit için doğru zamanda mısın?

9. Bas bas paraları Leyla’ya

 

10. Yine zihni kurcalayan o soru: “Nasıl yırtarım?”

Aslında her daim baştaki sorumuz baki “Nasıl yırtarım?”. Belki de artık yatırımcı olarak, yeni girişimcilerle birlikte nasıl yırtılacağını bulmak için yeniden koyulacaksın yola.

Yukarı Çık