kariyer,eğitim,sertifika

Tag archive

eğitim

İş Yaşamının Olmazsa Olmazı “Deadline” Teriminin Muhtemelen Bilmediğiniz Acıklı Hikayesi

“Deadline”. Dead-line.

Sözcüğün gerçekten de “ölüm çizgisi”nden geldiğini biliyor muydunuz? Etimolojik araştırmalar eşliğinde sizlere anlatacağımız bu hikaye biraz trajik.

“Deadline” sözcüğü aslında, sözlük anlamına gayet uygun düşen bir savaş terimi.

Etimologlara göre ilk olarak Amerikan iç savaşı sırasında kullanılmış (1861 – 1865). Yazar Christine Ammer, bu terimin ilk kez, zamanının cehennemi olarak bilinen korkunç esir kampı Andersonville’de General D.T. Chandler’a ait 5 Temmuz 1864 tarihli raporda geçtiğini belirtiyor.

General, esir kampının dehşet verici koşullarını şöyle anlatıyor:

Savaş esirleri 15 feet yükseklikte, 8 inçlik bir çapta ve yerin altına 5 feet kadar gömülmüş, odundan derme çatma hücrelere hapsediliyor. Hücreleri içeriden çerçeveleyen korkulukların hemen ötesi “ölüm çizgisi”; esirlerin bu sınırın dışına çıkmasına izin yok. Esirler bu 6 sq feet kadarlık alanda yaşamak zorunda.

Bir başka rapor ise yine aynı esir kampından, yüzbaşı Walter Bowie’ye ait (1864).

Hücrelerin içinde belirlenmiş bir ölüm çizgisi var. Hiçbir esirin bu sınırları ne gece, ne de gündüz geçmesine izin yok; eğer geçerlerse, cezası vurularak öldürülmek.

Andersonville’de başlayan ölüm çizgisi uygulaması, hızla yayılmaya başlıyor.

Ardı arkası kesilmeyen raporlara göre terim ve uygulama giderek yaygınlaşarak hemen hemen tüm hapishane ve esir kamplarına sirayet ediyor.

 

 

 

 

 

Rock Island’daki Union hapishanesinden bir diğer rapor:

Onu ilk gördüğümde, kömür deposunun arkasındaydı. Önce kimi gördüğümü anlamadım ve bir anlığına gözden kaçırdım. Sonra hendeklerden geçerek kaçmaya çalıştığını gördüm. Dikenli tellere yakın bir yerde yanına kadar gidip ateş ederek öldürdüm. 13 nolu barakaların orada hendeğe attım.

Peki bu ürkütücü kavram iş yaşamına nasıl giriyor?

Gazetecilik ile.

Araştırmacı David Merline şu bulguya ulaşmış: Gazeteler kavramı çabuk içselleştiriyor ve baskıda geçilemeyecek okunaklılık sınırı olarak kullanmaya başlıyor.

Ardından terim genel olarak matbaaların tamamında yayılıyor.

Ancak ilk kullanımı teslim tarihinden ziyade, baskının nasıl yapılandırılacağını ve hangi sınırların geçilemeyeceğini tarif ediyor. Terimi teslim tarihi için de kullanmak ise elbette hızlıca kendine yer buluyor.

1900’lü yıllara gelindiğinde ise terim, geçmemek gereken tüm sınırlarla beraber, terminler için de yaygın olarak kullanılmaya başlıyor.

1920’lere gelindiğinde, artık “zaman kısıtlaması” kavramıyla eş anlamlı hale gelecek kadar yaygınlaşıyor.

Deadline günümüzde iş yaşamının bir nevi ölüm çizgisi.

Çünkü işi / müşteriyi geri dönüşsüz olarak kaybedebilmek riskini barındırıyor. Hikayesi oldukça acıklı ve rahatsız edici olan terimi hayatlarımızın orta yerine yerleştiren gazetecilere selamlarımızla…

Kaynak: Onedio.com

Sevilen Bir Yönetici Olmanın 10 Yolu

Eskinin o asık suratlı, mesafeli, keskin kuralları olan yöneticileri artık çok eskilerde kaldı. Y Kuşağının çalışma hayatına girmesiyle yöneticilere olan bakış da beklenti de değişti. İş yerinde hem huzuru ve uyumu yakalamak hem de başarıya ve hedeflere ulaşmak için çalışanlar kadar yöneticilerin de kendilerini yenilemesi, çalışanlarla olan iletişimlerine dikkat etmesi gerekiyor.

Bir ekibin başarıya ulaşması için huzurlu ve uyumlu bir çalışma ortamına sahip olması gerekiyor. Ancak bunun için çalışanlar kadar yöneticilere de görev düşüyor. Hedefe giden yolda çalışanlar nasıl bir yönetici ile yürümek istiyor? Yöneticilerin nelere dikkat etmesi gerekiyor?

İşte sevilen bir yönetici olmanın 10 yolu:

Uyumlu çalışma ortamını koruyun

Başarılı bir iş hayatının temelinde huzurlu ve uyumlu çalışma ortamı yer alır. Ekibinizde yer alan bazı çalışanlarınızdan memnun olmayabilirsiniz ancak ekibinizdeki tüm çalışanlara eşit mesafede olmaya özen göstermelisiniz. Problem yaşadığınız çalışanlarınızla olan iletişiminizde aşağılama, dışlama gibi davranışlardan kaçının. Problem yaşadığınız çalışanlarla herkesin gözü önünde tartışmanın ekibinizdeki uyumun bozulmasına neden olabileceğini unutmayın.

İletişime açık olun

Birçok çalışan yöneticisiyle açık bir iletişim kurmayı ister. Çalışanlarınız için iyi bir dinleyici olmaya gayret gösterin. Onlarla konuşurken göz teması kurun ve hem işlerinin hem de hayatlarının arada bir nasıl gittiğini sorun. Onları önemsediğinizi belli edin.

Ekibinizin arkasında olun

Hiçbir iş yeri her zaman güllük gülistanlık değildir. Başarılı ve sevilen yönetici olmanın bir diğer sırrı da ekibini koruyup kollayabilmekte yatıyor. Çalışanlarınızın başarısızlıklarında da onların arkasında durun. Yapılan hatayı ekibinizin üstüne atmak yerine sorunun temeline inerek çözüm getirmeye çalışın.

Destek verin

Yöneticisinden destek gören çalışanın yöneticisine karşı duyduğu sadakat ve iyi niyet artar. Bu nedenle çalışanlarınıza gerçekten ihtiyaç duyduğu desteği verin. Bunu birçok farklı şekilde yapabilirsiniz. Örneğin, çalışanlarınızın ihtiyaçları doğrultusunda onlara ekipman desteği, herhangi bir sıkıntıları karşısında duygusal destek ya da iş ve özel hayat arasındaki denge konusunda da daha esnek davranarak destek verebilirsiniz.

Ufak hataları görmezden gelin

Çalışanlarınızın yaptığı hatalara büyük tepkiler vermemeye gayret edin. Eğer bu hatalar düzeltilebilir hatalar ise çalışanlarınıza doğru yolu göstererek hatalarını düzeltme şansı tanıyın. Ufak, önemsiz hataları ise görmezden gelmeyi öğrenin. Yapılan her hatayı yüze vurmak kişinin motivasyonunu ve öz güvenini etkiler. Çalışanlarınıza karşı ölçülü ve hoşgörülü olmaya özen gösterin.

Saygı gösterin

Çalışanlarınıza yaptıkları işlerin yanı sıra birey olarak da saygı duyun. Saygının çok basit ancak çok güçlü bir motivasyon aracı olduğunu, saygı yoksunluğunun ise tam tersi bir etkiye sahip olduğunu unutmayın. Çalışanlarınızın sırf siz onlara inandığınız ve saygı duyduğunuz için bile başarılı olmaya çalıştığının farkında olun.

Takdir edin

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çalışanların büyük çoğunluğu, yöneticisinin çalışmalarını takdir etmesini istiyor. İyi yöneticilerin amacı sadece firmanın belirlediği hedeflere ulaşmasını sağlamak, şirketin büyümesine katkıda bulunmak değildir. Yöneticinin ekip üyelerinin çalışmalarını takip etmesi ve teşekkür etmesi, onlarda hem motivasyon hem de başarabilmiş olma hissini sağlaması da diğer amaçlar kadar önemlidir.

Büyük resmi gösterin

Çalışanlarınızdan ne beklediğinizi, nasıl bir çalışma istediğinizi onlara net olarak anlatın ve onların büyük resmi görmelerini sağlayın. Yaptıkları işin neye hizmet ettiğini, hangi amaca yönelik yapıldığını anlamaları için açık ve net olun.

Gelişime olanak tanıyın

Çalışanlarınızın kendilerini geliştirmelerine olanak tanıyın ve bunun için sürekli bir öğrenme ortamı oluşturun. Ancak bu sürece kendinizi de eklemeyi unutmayın. Hem bireysel hedeflere hem de şirket tarafından belirlenen hedeflere ulaşmak için yeni yöntemler denemekten ve çalışanlarınıza kulak vermekten çekinmeyin. Yeni ve yenilikçi fikirleri hem önemseyin hem de ödüllendirin.

Yol gösterin

Çalışanlarınıza deyim yerindeyse profesyonel rehberlik hizmeti verin. İyi bir yönetici ve lider aynı zamanda çalışanlarının akıl hocasıdır da. Çalışanlarınızın şirket içindeki kariyer gelişimlerine destek olun ve onlara günlük iş süreçlerinde tıkandıklarında ya da yorulduklarında yol gösterin.

İş ve Özel Hayatınızda Mutluluğun 10 Sırrı!

İş ve özel hayatınızda mutluluğu yakalamanız için size 10 öneride bulunacağız, fazla uzatmadan açıklıyoruz!

1- Sizi mutsuz eden tüm olayları bir kağıda yazın. Değiştirmeniz ya da çözmeniz mümkün olmayanların üzerini kalın bir kalem ile görünemeyecek şekilde çizin. Kalanlara bakın, şimdi daha iyi hissediyor olmalısınız, ne de olsa baktığınız sorunlar baş edebileceğiniz sorunlar. Diğerleri ile vakit kaybetmenin anlamı yok nasıl olsa çözemezsiniz.

 

2- Sizi üzen insanları listeleyin ve hepsi hakkında yanına gerçek fikirlerinizi yazın. Sakın nasıl görmek istediğinizi değil onlar hakkındaki gerçek fikirlerinizi yazın. Artık onları değiştirmeye çalışmaktan vazgeçip olduğu gibi kabul edin. Artık sizi üzen insanlar hakkında daha az üzülmeye başladığınızı göreceksiniz.

3-En sevdiğiniz şarkıyı çalın ve yüksek sesle şarkıya eşlik edin, buna birkaç şarkı daha ekleyebilirsiniz.

4- Vaktiniz ve ortam müsaitse dışarı çıkın ve hiçbir şey düşünmeden uzun bir yürüyüş yapın, iyice yorulana kadar hiç durmayın.

5- Çevrenizde az tanıdığınız sizce çok daha yaşlı olan bir büyüğünüz ile karşılaşınca ona çok içten gülümseyin. Onun da gülümsediğinde mutlu olduğunu düşünün. Bu sizi farklı olarak mutlu edecektir.

 

 

 

 

 

6- Yolda karşılaştığınız tanıdığınız birisine onu mutlu edecek bir konuda çok aşırı iltifat edin. Onun mutluluğu size yansıyacaktır.

7- Çok sevdiğiniz fakat uzun süre arayamadığınız birisini telefon ile arayın ve sohbet edin bırakın o anlatsın siz dinleyin. Telefonu kapattığınızda onun ile geçirdiğiniz ve sizi güldüren bir anıyı düşünün.

8- Eğer müsaitseniz en sevdiğiniz filmi veya diziyi tekrar izleyin. Her sahnesini hatırladığınız için bu sizi mutlu edecektir.

9- Kendiniz ile ilgili beğenmediğiniz her şeyi bir kağıda yazın ve onu yakın.

10- Aynanın karşısına geçin ve aynadaki kişiyi en yakın arkadaşınız olarak görmeye çalışın. Her zaman sizinle birlikte olan ve ömür boyu hep yanınızda olacak birisi olarak görün ve ona bir kahve ısmarlayın. Her ne olursa olsun ona güvenin.

BONUS:

Ve mutlaka www.e-kampus.com sitesine gidin. Mesleğinizden memnun değilseniz yeni meslekler edinin veya kariyerinizde yeni adımlar atmak için eğitimleri inceleyin 😉

 

Dünya Üzerinde Gelmiş Geçmiş En İlginç 5 CV!

Artık bütün CV’ler aynı ve adaylar önce başvurdukları şirketin insan kaynaklarının ardından da patronların dikkatini çekmek için yaratıcılıklarını konuşturmaya başladılar. Yazıyı okumadan söyleyelim, sizde yaratıcılığınızı buradaki linkle gideceğiniz e-kampus.com eğitimi ile birleştirirseniz patronların gözüne daha rahat girebilirsiniz 😉

İşte dünya üzerinde gelmiş geçmiş hem güldüren hem düşündüren 5 CV!


1 ) “Dikiş benim en büyük tutkularımdan biri bu yüzden öz geçmişimi bu şekilde iletmek istedim.” diyen Melissa Washin, öz geçmişini baskılı kumaşlara dikerek kendi tarzını ortaya koymuş. Melissa şimdi www.etsy.com adlı sitede ürün tasarımcısı olarak çalışıyor.

2) Benjamin becerisini ve sanat felsefesini göstermek için özgeçmişini kahve poşetlerine baskılamış. Kavrulmuş kahve kokusuyla görüşmeciyi etkilemeyi başaran Benjamin, şu an Studiodcdesign adlı şirkette stüdyo tasarımcısı olarak kariyerine devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3) Grafik tasarımcısı Sarah Odgers, işverenin ilgisini çekmek için özgeçmiş metnini kağıt makete yazdırmış. O şimdi Allwebleads adlı şirketin kıdemli satış müdürü konumunda.

4) Londra’da bir reklam ajansına başvuru yapan tasarımcı Miguel, yaratıcılığını süt kartonlarında göstermiş. Ürünün adı “Kayıp”. Özgeçmiş bilgilerini “İçindekiler” “Beslenme” gibi başlıklar altında yazan grafik tasarımcı, kendi kurduğu www.iamgraphicartist.com adlı site üzerinden iş tekliflerini değerlendiriyor.

5) Kristian Leigh Walsh, başarı ve beceri listesini, hayatındaki dönüm noktalarını bir oyuna çevirerek işverenlerin dikkatini çekmeyi başarmış. Şu anda CBS Outdoor’da proje asistanı olarak çalışıyor.

 

 

 

 

 

İş Ararken Nasıl Pozitif Kalacağınızı Gösteren 5 Yol!

İş aramak oldukça zor ve stresli bir süreç. Kariyer endişeleri ve maddi eksiklikler insanı sıkıntıya sokabilir. Ama bu sürede moralimizi bozmamamız önemli. Peki bu süreçte nasıl pozitif kalabiliriz? İşte size yardımcı olacak 5 yol…

1) Kendinize her durumda izin verin


İş arama süresi uzadıkça duygusal değişimler ve geçişler yaşamak oldukça normal. Eğer kötü bir gün yaşıyorsanız kendinizi zorlamayın buna izin verin. Ama kendinizi bir depresyona götürecek kadar da işi ileriye götürmeyin.

2) Spor yapın


Herhangi fiziksel bir egzersiz ya da gevşeme tekniği endorfin ( mutluluk hormonu) salgılamanızı sağlar. Düzenli olarak günde 20 dakikalık bir yürüyüş, yoga, bisiklet sizi daha çok mutlu eder.

 

 

 

 

 

 

 

3) İç sesinizi kontrol edin


Sürekli aklınızda dolaşan “şunu şöyle yapsam belki iş bulurdum ya da ne kadar tembel bir insanım, ne kadar şansızım” gibi sesleri yok etmeye çalışın. Bunlar tamamen gerçek dışı ve sizin moralinizi düşüren şeyler.

4) Kendinize daha iyi sorular sorun


Bugün nasıl gitti? Bu mülakatta benim yaptığım en iyi şey neydi? Bu konuşmadan ne gibi dersler çıkarabilirim? Bu hafta yaptığım en önemli iş neydi? Bu ve bunlar gibi sorular sizi ileriye taşımaya yardımcı olur. Bu soruların cevabı düşüncelerinizi olumlu yöne çevirebilir. Ve böylece sizi doğru eylemlere yönlendirir.

5) Kontrol edemeyeceğiniz şeyler için strese girmeyin


Ülkenin ekonomik durumunu, henüz işe başlamadığınız şirketlerin işe alım politikalarını siz düzeltemezsiniz. Bu yüzden elinizde olmayan şeyler için kendinizi sıkmayın.

 

Eğer bu yolları da denediniz ve hala karamsar iseniz sizi “Problem Çözme Teknikleri” eğitimine davet edelim.

Özgeçmişinizin Eksiksiz Olduğunu Anlamanın 7 Yolu!

İş başvurularında iş veren ile ilk iletişime geçtiğiniz mecra CV’nizdir. CV’nizle beraber ilk temas sağlanır. İK yöneticisi CV’nizi incelerken sizin hakkınızda ilk izlenimlerini edinir. Dolayısıyla özgeçmiş hazırlanırken dikkat edilmeli ve bazı noktalar özel olarak eğinilmelidir. Her şey tamam, özgeçmişinizi hazırladınız ve kafanızda acaba oldu mu diye sorular dolaşıyor. Aşağıdaki soruların hepsine “evet” cevabı alıyorsanız, özgeçmişiniz eksiksizdir, içiniz rahat olsun
- Hayatınız için çok önemli bir adım atmak üzeresiniz. Başvuracağınız kurumun, bugüne dek
aldığınız eğitimi ve varsa yaptığınız önemli işleri bilmesini istiyorsunuz,
- Yabancı dil, askerlik, seyahat edebilme gibi basit sorulara doğru yanıtlarınız var,
- Sizi henüz görmemiş birinin fotoğrafınıza baktığında olumlu bir mesaj almasını istiyorsunuz,
- İş yaşamının ciddiyetinin farkındasınız ve özgeçmişinizin ciddi, düzgün, temiz ve etkileyici
olmasını istiyorsunuz,
- Sizinle ilgili bilgi almak isteyenlerin doğru adreslere ulaşmasını bekliyorsunuz,
- Karşınızdakinin kısa bir sürede sizinle ilgili tüm özlük bilgilerine ulaşmasını istiyorsunuz,
- Bu çok önemli adımınızda ne yapmak ve nasıl yapmak istediğinizi kısaca
özetleyerek karşınızdaki kişide olumlu bir izlenim bırakmak ve diğer özgeçmişlerin arasından
sıyrılmak istiyorsunuz,

Sorular evet ile cevaplandıysa tebrikler eğer hayırlar da varsa sizi e-kampus.com ile “Cv Hazırlama Teknikleri” eğitimine alalım, emin olun faydasını göreceksiniz.

Ofiste Verimi Yakalamanın 6 İpucunu Sizler İçin Araştırdık!

Bir araştırma şirketinin İstanbul’da yaptığı “Ofislerde sağlık, refah ve verimlilik” araştırmasına göre şu sonuçlar elde edildi; Son yıllarda eskimiş, temiz hava problemi yaşayan ve çalışanların rahatsız olduğu çalışma ortamlarının, yeşil bina özelliği taşıyan, iyi iklimlendirme sistemlerine ve çalışma koşullarına sahip yeni ofis projelerine taşındıklarını görüyoruz. Kendini yenileyemeyen ve çalışanların mutluluğunu sağlayacak olan yatırımları yapamayan ofis binalarına olan talep düşüyor ve kiralar geriliyor. Artık yeni binalar geliştiricinin isteğine göre değil, ofis binası kullanıcısı olan kiracı ve çalışanların isteklerine göre dizayn ediliyor. Yabancı sermayeli şirketler, üst düzey iklimlendirme sistemine ve ferah çalışma ortamı yaratacak kat yüksekliğine sahip, mümkün olduğunca gün ışığı alan, çalışanlarının aynı zamanda sosyalleşebileceği ofisleri tercih ediyor.

Araştırmaya göre, çalışanların üretkenliğini artırmak, fiziksel ve mental olumsuzlukları en az seviyeye indirmek isteyen işverenlerin mutlaka dikkate alması gereken altı somut sürdürülebilirlik çözümü ise şöyle sıralanıyor:

1) Havayı temiz tutun:

Ofislerdeki havanın temizliği çalışanları birebir etkiliyor. Ofis ortamında karbondioksit oranının yükselmesi çalışanlara kendilerini yorgun hissettirirken, rahat düşünmelerini de olumsuz yönde etkiliyor. Bu durum, çalışanların performansında ortalama yüzde 10’a kadar düşüşü de beraberinde getiriyor. Benzer şekilde, 2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, iyi bir havalandırma sistemi, çalışan verimliliğini yüzde 8 oranında artırıyor. 2000 yılında gerçekleştirilen bir diğer araştırmaya göre ise, ofisteki havanın temizliği, işe gelmeme oranları üzerinde de belirleyici olabiliyor. Bina dışında konumlandırılmış cihazlarla havalandırılan ofislerdeki hastalık kaynaklı kısa dönemli işe gelmeme oranı, diğerlerine göre yüzde 35 daha düşük.

2) Termal konforu sağlayın:

Her bir çalışanın sıcaklık algısı metabolizma hızına, giyimine ve kişisel tercihlerine göre değişebileceği için, ofisin kaç derece olması gerektiği, üzerinde fikir birliği sağlamanın en zor olduğu konular arasında yer alıyor. Konuyla ilgili olarak 2006 yılında gerçekleştirilen 24 farklı çalışmadan elde edilen ortak sonuca göre, hava sıcaklığının 30 ve 15 derecedeki olduğu ortamlarda çalışanların performansı, 21 ve 23 derecelerde çalışanlara göre yüzde 10 daha düşük.

3) Güneşin içeri girmesine izin verin:

Geleneksel pek çok ofis ortamında, üst kademe yöneticilere verilen bir ayrıcalık olarak görülen gün ışığı, verimliliği artırıcı önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Gün ışığından faydalanan çalışanın akşam uyku kalitesi yüksek olacağından, gün içerisindeki verimliliği de artıyor.

4) Ofiste sessizliğin sesi duyulsun:

Gürültü kirliliğinin olduğu bir ofiste verimlilik yüzde 66 oranında düşüyor. Çalışanların yüzde 99’u, cevaplanmayan telefon seslerinin ve arka planda süregelen konuşmaların konsantrasyonlarını bozduğu görüşünde birleşiyor.

5) Mekansal özgürlüğü göz önünde bulundurun:

Yeni nesil ofis konseptine göre, bugün pek çok kurum açık ofis çalışma anlayışına, ortak paylaşım alanlarına yöneldi. Bu yaklaşım bir yandan kurumun ve çalışanların karbon ayak izini düşürürken bir yandan da “özel alanları” olmadığı için çalışanları mutsuz ediyor. Açık ofis alanları yaratırken, çalışanlarınız için özel alanlar oluşturmayı unutmayın.

6) Ofisi gerçekten yeşillendirin:

Ofis içerisindeki canlı bitkiler, stres düzeyini düşürüp, verimliliği artırıyor. Bu kapsamda, insanların yaşayan diğer canlılarla kurduğu bağın altını çizen Biyofili, ofisler için yeni trend olarak karşımıza çıkıyor. 2001 yılında Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre; ofis binasının bitkili ve bitkisiz iki farklı bölgesinde görev yapan çalışanlar arasında verimlilik açısından önemli farklar var. Bitkilerin bulunduğu kısımdaki çalışanlar, daha etkin ve konsantre biçimde işlerine odaklanabiliyor.

Ofiste verimlilik üzerine çalışmalarınız konusunda bir destekte e-kampus.com sitesinden “Toplam Kalite Yönetimi” eğitimi ile alabilirsiniz. İlgili eğitime bu linkten gidebilirsiniz.

Yukarı Çık