kariyer,eğitim,sertifika

Tag archive

fikir

Efsane İşadamı Sabri Ülker’den Yadigâr 15 Yöneticilik Dersi

Akşama babacığım unutma Ülker getir!

Ülkemizin tüm çocuklarına onlarca yıldır bu melodiyi neşeyle söyleten efsane iş adamı Sabri Ülker, mütevaziliği, çalışkanlığı ve ileri görüşlülüğü ile adeta bir roman kahramanı.

Sabri Ülker’in yöneticilik ile ilgili 15 dersini aşağıda bulabilirsiniz, keyifli okumalar

1. “Sabah Erken Kalk, Kahvaltıyı Atlama, Kahveni Kendin Pişir!”

Sabri Ülker’in, aile ile birlikte geçirilen Pazar günleri haricinde, en önemsediği faaliyetlerden birisi kahvaltı. Muhtemelen aşırı yoğun iş temposuyla geçen uzun yıllar sırasında çocuklarıyla iş dışı bir günlük/rutin baba-oğul ilişkisi kurabilmek, onlara kendi elleriyle hizmet etmek/babalık gösterebilmek için özellikle işlevselleştirdiği beşerî bir tören olmuş kahvaltı. Kahvesini kendi pişirmesi de cabası…

2. “Sen Toplantıya Çalışma, Toplantı Sana Çalışsın!”

Plaza insanlarının belası: Toplantı. İş hayatına üretimde (çalıştığı fabrikanın hamur dairesi) başladığı ve ömrü boyunca üretimden kopmadığı için zaman ile üretkenlik/verimlilik ilişkisini güçlü biçimde kurabilen sanayici hassasiyetle bitmek bilmez toplantıların verimliliği konusunda takıntılı…

3. “Herkes fikir üretirse malı kim üretecek?!”

p3

Bir şirket yöneticisi, toplantılardaki suskunluğu ve tartışmalara katılmaması nedeniyle kapalı kapılar ardında eleştirilmektedir.

Sabri Ülker kaşlarını yukarı kaldırıp odadaki herkesin yutkunmasına neden olan yorumunu yapar: “Kafası hiç çalışmıyor gibi gözükür. Aslında beyni her söyleneni sünger gibi emer. Tatbikatta ise çok inatçıdır. Bize böyle yöneticiler de lâzım. Herkes fikir üretirse, malı kim üretecek?”

4. “İşin hilesi dürüstlük!”

Sabri Ülker’in ismi, sıfatından daha hızlı büyümüş. Hatta, şirketinden ve banka hesabından da… Aşağıda bizi sahiden de dikkat çekici bir örnek bekliyor.

İlk paragrafta Sabri Ülker’in uzun yıllar danışmanlığını yapmış Dr.Mustafa Özel’e, ikinci paragraftaysa 50. Yıl etkinlikleri sırasında yaptığı konuşmayla bizzat Sabri Ülker’in kendisine bağlanıyoruz…

“1958 devalüasyonundan sonra, ülkede temel meta fiyatları sık sık yükselmekte, dolayısıyla sanayiciler de ürünlerine boyuna zam yapmaktadır. 27 Mayıs darbesinden birkaç ay önce, her nasılsa çok yükselen un fiyatı hükümet kararıyla geri çekilmiş, dolayısıyla elinde unlu mamül bulunanlar zarara uğramışlar. Sabri Ülker, bütün toptancılarına kendi el yazısıyla birer mektup gönderip, ellerindeki bisküvi miktarları bildirmelerini istemiş. Mevcut stoğu tespit ettikten sonra, eski (yüksek) bisküvi fiyatıyla yeni (düşük) fiyat arasındaki farkı hesaplamış ve bu farkı her bir toptancın bir sonraki siparişinden düşmüş. Böylece toptancılar, kendileri için önemli olabilecek bir zarardan kurtulmuşlar.

“27 Mayıs darbesinden sonra, ortalığa şöyle bir laf yayıldı: ‘İhtilalciler fiyatların düşmesini emretmişler! Yakında fiyatlar düşecek!’ Piyasalar bıçak gibi kesilmiş. Anadolu tüccarı kesesinde banknotlarıyla İstanbul’a gelmiş olsa bile, fiyatların düşmesini bekliyor, mal almıyor. Tabii, bizim bunlardan haberimiz yok, çünkü satışlarımız neredeyse ikiye katlanmış. Sonradan işittik ki, kumaştan züccaciyeye kadar hiçbir yerden mal almayanlar, ‘Boş dönmektense bisküvi alalım, nasılsa Sabri Bey fiyatlar düşse bile zararımızı öder’ diyorlarmış!”

5. “Sermayesini servet yapan soba ateşine çıra olur!”

Göztepe’deki evini 1968 yılında yeni fabrika yatırımı yapabilmek için satar. Bir sonraki evini ancak 1982’de alacak, o tarihe kadar tüm kazanımlarını fabrikalarını büyütmek için sermaye yapacak, “Zengin olan şirket olmalı. Sahibi zengin olup kendisi fakir olan şirketin nefesi çabuk tükenir. Sermayesini servet yapan patron soba ateşine çıra olur” diyecektir.

6. “Biz bu işe giremeyiz, bu iş çok kârlı! Bana süt kokan işler getirin!”

p7

“Asıl işi yumurta ticareti oan bir tüccar, petrol işine girmeye karar vermişti. Galiba bir milletvekilinin tavassutuyla İstanbul’un dört yerinde petrol istasyonu kurmak istiyordu. Yaptığı fizibiliteye göre iş % 400 kârlı gözüküyordu. Sanıyorum 500 bin dolar kadar bir ek sermayeye ihtiyacı vardı ve Sabri Ülker’in bu işe ortak olmasını istiyordu.

Ben iyi bir iş yakalamış olma heyecanıyla dosyayı hemen Sabri Bey’e götürdüm. şöyle beş dakika kadar inceledikten sonra, ‘Biz bu işi yapamayız’ dedi. Neden efendim? ‘Çünkü bu iş çok kârlı.‘ Bir tuhaf olmuştum. Bu işi yapamayız çünkü çok kârlı! Sabri Bey’in ciddiyetini bilmesem benimle dalga geçiyor derdim. ‘Kârlı iş iyi değil mi’ diye mırıldandım. ‘Kârlı iş herkese yaramaz oğlum. Biz % 5, % 10 kâra alışmış insanlarız. Yüksek kâr bizi bozar!’ dedi.

Donakalmıştım. Yüzümün hangi renge girdiğini tahmin edemem. Benim bu kadar tuhaflaşmış olmama şaşıran Sabri Bey devam etti: ‘Sen petrol işinden anlıyor musun Mustafa? Hiç bu işi yaptın mı?’ Hayır efendim. ‘Eee, ben de anlamıyorum. İş kötü giderse, paramız batar. İyi giderse, bizden bilmezler. Petrol kokusu iyi koku değildir. Sen bize, bizim işimizle irtibatlı dosyalar getir. Süt koksun, buğday koksun, kakao koksun!’

7. “Rakibinin Aleyhinde Konuşmak Defodur!”

Aynı sektör ve iş kolunda çalışan şirketlerin belini kırmaya yönelik yıkıcı rekabet taktiklerini hiçbir zaman benimsemez… Bu yönüyle sektördeki rakiplerinin de saygısını kazanır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8. “Süte Hâkim Olamayan Dondurma Yapamaz!”

p8

Efendim, yazın sıcaklar başlayınca bisküvi ve bilhassa çikolata tüketimi azalıyor. Bu yıl dondurma işine başlasak mı?‘ diye sorduğumda, kulaklarıma altın küpe olan şu cevabı vermişti: ‘Süte hakim olamayan, dondurma yapamaz evladım!’

Son on yılda pek çok sektörde dillere pelesenk olan kademeli, yatay ve organik entegrasyon fazları kuramlarının (Convergence ve Divergence tartışmaları) işaret ettiği gerçeği erken fark etmiş gözükmektedir. Bir ayağı gazda olsa da, bir eli hep frendedir.

9. “Bisküvi Yapar, Bisküvi Satarız!”

Ülker’in yakın zamanda emekli olan üst yöneticilerinden Necdet Buzbaş’ın aktardığına göre bir gün Buzbaş, Sabri Ülker’le birlikte Trabzon uçağına binmek için Atatürk Havalimanına gider.

Bekleme salonunda onca boş koltuk olmasına rağmen yanlarına bir amca gelip oturur, konuşmalarına kulak kesilir ve birden konuşmaya tam ortasından dalıverir: “Ne işle meşgulsünüz?

Sabri Ülker tevazuyla “Bisküvi yapar, bisküvi satarız” der.

Bu tevazunun karşılığı, kulak misafiri amcanın cevabıyla uzun yıllar unutulmayacak bir gurur nişanı olacaktır: “Madem bisküvi yapıyorsunuz bari Ülker gibi yapın!”.

10. “Dile Dökerek Değil, Örnek Olarak Çalış!”

Fikir üretmek ve görüş belirtmek olmazsa olmaz. Ama uygulamaya bir türlü geçemeyip sürekli konuşur olup gözükmek de biraz sıkıntılı.

Hiçbir sanayicinin uygulamaya dönüşmeyen lafların debisinin artmasına tahammülü uzun sürmez… Sabri Ülker’in kalbi kırmadan ama kulağa küpe yapabilmek için biraz da vurgulayarak kullandığı ihtar sözlerinden…

11. “Kekin En İyisini Şimdi Yaparsak, Bisküvi Yapmayı Unuturuz!”

Ülker’in kek üretimine başlamak için ortaklık masasına oturduğu uluslararası bir gıda devi ile görüşmeler sona yaklaşmaktadır. Ancak danışmanlarının ortaklığın maliyetinin yüksek olmasına ilişkin “İstesek bu kekin en iyisini yaparız, bu parayı/payı onlara vermeye lüzum var mı?” sorusuna muhatap olur.

Sabri Ülker’in cevabı, bugün Holding’lerin ve işletme gurularının dillerine pelesenk olmuş “Ana odak işlere (core business) odaklan” sözünün (Ve Amerikalılar’ın kullanmaya bayıldığı “bir seferde bir adım” veczinin) o günlerdeki replikasıdır: “Elbette yaparız ama kekin en iyisini şimdi yaparsak bisküvi yapmayı unuturuz”

12. “Her Zaman bir B Planın Olsun!”

Sabri Ülker’in üretime başladığı tarih 1944… İkinci Dünya Savaşı sürüyor. Kendisi de bizzat (Kırım’dan) muhacir/göçmen. 50 - 60 arası parti çekişmelerini yakından izliyor, şahit oluyor. 60 İhtilali’ne de.

Muhtemelen bu yıllar boyunca pek çok kez tüm kazanımlarının (basitçe para veya fabrika diye düşünmeyelim, tüm o emek, kahır ve sabırın), ne kadar büyük olursa olsun, pekala bir gecede buhar olabileceğini hissetmiş, olmalı.

Dilinden düşürmediği Her zaman bir B Planın olsun!tavsiyesi sadece konjonktürel üretim/ortaklık/finans meselerinden ibaret olmaktan çok “her şeye dair” algılanabilir.

13. “İşinin Ehli ile Çalış!”

Sabri Ülker’in gerek yönetici transferlerinde gerek yurt dışından uzman getirtme yönteminde (İş dünyasının efsane ismi Tekfen kurucusu Nihat Gökyiğit “Yurt dışından uzman getirtmeyi Sabri Bey’den öğrendik” demişti) gerekse de iş ortaklıklarının seçimindeki titizliği, en sık başvurduğu sözlerden biri olan “İşinin ehli ile çalış!” düsturuna uygun düşüyor.

Sözgelimi, geçtiğimiz günlerde (Nisan 2015) Ülker’den emekli olan ve uzun yıllar Ülker’in tepe yöneticiliği görevini sürdürmüş Metin Yurdagül, holdinge katılmadan önce Sabri Ülker’in Turyağ’da pazarlık masasına oturduğu ve yağın teknik özelliklerini konuştuğu, tartıştığı isimdi.

14. “Müşterinize Para Kazandırın!”

“Müşterinize para kazandırın. Müşteriniz, sizinle yaptığı ticaretin kârından memnun olsun.
Bununla beraber, ilişkileriniz ilkeli, öyle dürüst ve öyle samimi olsun ki; bu operasyonda sizin istihdam edilmiş olmanızdan da memnun olsun.

Haklarımızı korumak adına müşteriyi zorlamayın. Ama müşteri ile iyi geçinmek adına haklarımıza da halel getirmeyin.”

Ülker’de “müşteri” bayi/bakkal/satıcı anlamına geliyor. Son kullanıcı ise “tüketici” olarak adlandırılıyor.

15. “Dinlemeyi Bilmeyen Yönetmeyi Bilemez!”

Merhum Sabri Ülker kendisinden tavsiye isteyenlere “Adım Sabri, size de sabırlı olmayı tavsiye ederim” demesiyle nam salmış.

Bu sabrı en görünür kıldığı anlar karşısındakini sabırla dinlediği anlar.

Bugün de muhafaza edildiği söylenen küçük odasında işçilerle doğrudan konuşması ve kendisine vaziyet, şikayet, öneri aktarmaktan çekinenler için hazırlattığı “Arzuhal kutusu”, “Öneri, akıl küpü kutusu” ile dinleme (ve yöneticilerinin de denetlendiği bir tür iç kontrol mekanizması olmalı) özelliğini sözde bırakmayıp yazılı ortama da geçirmiş. (Bu kutular, internet/mail iletişiminin olmadığı dönemlerde bu işlevi de üstlenmiş).

Öneriler arasında değer bulduklarına yıl sonunda bizzat ödül vererek bu sitemi kullanmayı teşvik etmiş.

 

“Bir Fikrim Var” Diye Başlayıp Hüsranla Sonuçlanan Projelerin 8 Temel Nedeni

“Bir fikrim var” der ve projeye başlarsın. Çabalarsın, uğraşırsın ve en sonunda fikrini modellemeyi başarırsın. Bu durumda seni iki seçenek bekliyor. Ya projen beğenilir, istediğin sayıda kullanıcıya ulaşır ya da senin büyük patlama beklediğin projen, patlamış balon gibi sönmeye başlar ve fikrin başarısız olur. Peki neden başarısız olur, hiç düşündün mü? İşte başarısızlığın 8 nedeni…

1. Para bulamamak

Yaptığınız projeye para bulmak, yatırım almak en zor işlerden biridir. Ailenizden veya arkadaşlarınızdan aldığınız para sizi bir yere kadar götürecektir. O para bittiğinde, kendinize kaynak bulmalısınız. Bulamazsanız, giderleri karşılayamayacak ve hızla dibe batacaksınız.

2. Ekibinle uyum sağlayamamak

En yakın arkadaş olsanız bile bazen kurduğunuz ekiple uyum sağlayamayabiliyorsunuz. Ekibiniz dağıldıkça projeniz de dağılmaya başlıyor.

3. Ürünü yanlış zamanda piyasaya sürmek

En çok duyduğunuz başarısız projelerin nedenlerinden biridir. “Benim fikrim gelecek için” ve “Bu zamanda değerimi anlamadılar” gibi türevleri de mevcuttur.

4. Ürünün pazarlamasını yapamamak

Sizin ürününüz ne kadar harika olursa olsun, eğer ürününüzü insanlara duyurmak konusunda iyi değilseniz, bütün bir emeğiniz çöpe gidebilir. Ürününüzü pazarlamak, ürününüzü üretmek kadar önemlidir.

5. Akıl Hocası-Danışman desteği al(a)mamak

Ürünü piyasaya sürerken ve sürdükten sonra size akıl hocalığı yapabilecek, piyasayı sizden iyi bilen birilerine ihtiyacınız olur. Eğer kendinize bir “akıl hocası” bulamazsanız veya “ne gerek var ya ben zaten her şeyi biliyorum” diye düşünürseniz, projeniz patlama tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

6. İş modeli oluşturmamak

Günümüzde yatırım yapmak isteyenlerin, girişimcilere sorduğu bir soru var: “İş planınızı oluşturdunuz mu?” Cevabı “hayır” olan çoğu girişimci yatırım alamaz. İş modeli sizin ürününüzün kısaca planı gibidir. Hedef kitlenizi, gelirinizi, maliyetinizi ölçmenizde yardımcı olur. Bir çok projede iş modelini oluşturmadığından, başarısız projeler arasında yerini alıyor.

7. Yetersiz kalitede ürün

Siz belki de ürününüzün çok iyi olduğunu düşünüyorsunuzdur. Ama önemli olan sizin değil, kullanıcılarının ne düşündüğü. Kullanıcılar yetersiz diyorsa, yetersizdir.

8. İhtiyaç olmaması

En sık karşılaşılan nedendir. Sizin ürününüz uzay teknolojisiyle donatılsa bile, insanların gerçekten buna ihtiyacı yoksa, ürününüz hiçbir işe yaramaz. Artık sizin projeniz de başarısız projeler arasında yer almaya mahkumdur.

 

Bir Girişimcinin Yaşam Döngüsünde 10 Evre

1. Her zihni kurcalayan o soru: : “Nasıl yırtarım?”

Girişimci olmanın en önemli unsurlarından biri motivasyon. Elbet en büyük motivasyon da kişi oğluna fena fillah getiren, emek sömürücü sistemden yırtmak, kendi işinin patronu olmak… Tabi ki hayalinin gerçekleştiğini görmek, dünyaya küçük büyük bir şeyler bırakmak da cabası. Burada size e-kampus.com’dan “Karar Verme Teknikleri Eğitimi” almanızı öneriyoruz.

2. Aha moment: “Aha buldum”

Girişimci olmayı arzulamak güzel de… Niyetten öte bir şey lazım, iyi bir fikir. Yenilikçi, akıllıca, bir boşluğu gerçekten doldurabilecek bir şeyler şöyle. Kolay mı? Belki, akıl, yaratıcılık, cesaret bir araya gelirse, şans da elini verirse. Kimsenin göremediğini, görüp de bilemediğini belki de sen çekip çıkarırsın.

3. Tohum: Fikir burada para nerede?

İşler yolunda gidiyor, niyet ettin, fikri buldun. Peki, bu fikre başkaları da destek olacak mı bakalım? Aile, arkadaşlar,aptallar, krediler, melek yatırımcılar, hibeler… Pek çok kişinin asla aşamadığı bu devreyi aşabilirseniz, hayalinizi vücuda erdirmeye bir adım daha yaklaştın demektir.

4. Toplansın ekip açılsın dükkan: Start-Up

Ekiplerin en kralı, fikirlerin en iyisi ve yüksek ihtimalle minicik bir sermaye ve agresif hedeflerle çıktınız yola. İşte boyunun ölçüsünü alma zamanı. Bakalım pazar sizin ürününüzü ne kadar hevesle bekliyor? Tam da burada “Liderlik Eğitimi” alabilirsiniz.

5. Gelsin paralar: Büyüme

Ülkemizde kurulan her üç işletmeden biri ilk beş yılda kapıya kilidi vuruyor. Umarım pazar büyük bir açlıkla sizin ürününüzü bekliyordur. Eğer durum buysa sakın gevşeyip kendinizi koyuvermeyin. Gözünüz her daim pazarın talepleri ve attığınız her adımı takip eden rakiplerinizin hamlelerinde olmalı. “Muhasebe Eğitimi” tam sizlik

6. Yayılsın dükkanlar: Genişleme

Büyümen yavaşlamaya başlıyor artık yeni pazarlar, farklı sektörleri hedeflemeli, büyümenin hızını kesmemelisin.

7. Ay bana bir ağırlık çöktü: Olgunluk

Olgunluk dönemi, kurumsallaşan şirketlerin hantallığı senin de üstüne çökmeye başladı. Yöneticiler, ekipler, organizasyon sorunları. Küçük devine gururla bakarken, start-up günlerini mi özlüyorsun ne? Burada “Etkili Zaman Yönetimi” çok önemli..

8. Beklenen an: Exit

Beklenen an geldi çattı. Bir dünya devi kapını çaldı. Ülkemizde görmeye çok alışık olmasak da… Şimdilik çanlar senin için çalıyor. Exit için doğru zamanda mısın?

9. Bas bas paraları Leyla’ya

 

10. Yine zihni kurcalayan o soru: “Nasıl yırtarım?”

Aslında her daim baştaki sorumuz baki “Nasıl yırtarım?”. Belki de artık yatırımcı olarak, yeni girişimcilerle birlikte nasıl yırtılacağını bulmak için yeniden koyulacaksın yola.

Morgan Stanley’den Yeni Mezunlara Altın Öneriler!

ABD’nin önde gelen yatırım bankalarından Morgan Stanley, finans sektöründe kariyer yapmak isteyenlerin çalışmaya can attığı firmalardan biri. Banka, internet sitesinde öğrenci ve yeni mezun alım dönemiyle ilgili yeni kriterlerini açıkladı.

Morgan Stanley’nin kriterlerinde, yetkinliklerin yanı sıra kişilik özelliklerinin de önemli bir yer tutması dikkat çekici. Bankanın işe alım uzmanlarının (İnsan Kaynakları Uzmanlık eğitimi ile sizde bu konuda uzman olabilirsiniz.) gençler için hazırladığı kriterler şöyle:


1-Ne kadar becerikli olduğunuzu gösterin: Üniversiteliler, kendi okullarından mezun olup şirketimizde çalışan kişilere ulaşıyor. Bunu görmekten memnun oluyoruz. Siz de girişken ve becerikli olmalı, inisiyatif alabilmelisiniz. Bu arada başka işe alımcılara sormaktan çekindiğiniz soruları bize yöneltebilirsiniz. Belki de online eğitim sitelerinden yeni mezunlara yönelik eğitimler alabilirsiniz.

2-Sakince dinlemeyi bilin: Baskı ve stres altında problem çözme becerisini ölçmek için gruplara vak’a çalışmaları yapıyoruz. Bu çalışmalarda baskı arttıkça sakin kalabiliyor musunuz, ona bakıyoruz. Ayrıca ekip arkadaşlarınızı dinleyip dinlemediğiniz de bizim için önemli. Liderlik özelliklerinizin olması elbette harika ancak başka insanları dinleme ve gereğinde onların fikirlerini savunabilmenize de dikkat ediyoruz. Ayrıca e-kampus.cım gibi sitelerden “Liderlik Eğitimi” alarak bu yeteneklerinizi ortaya çıkarabilirsiniz.

 

3-Ne istediğinizi bilin: Hangi departman ile görüşüyorsanız neyi neden istediğinizi o kişilere gösterin. Kendinizi iyi bir şekilde tanıtın, Morgan Stanley’ye ne katkıda bulunabileceğinizi söyleyin, neden o departmanda çalışmak istediğinizi açıklayın.

4-İşin içine girin: Eğer yatırım bankacılığı gibi bir sektöre girmek istiyorsanız onu iyi tanımanız gerek. Yatırım bankacılığı, şirket birleşme ve satınalmaları ya da halka arz konularından çok daha fazlasıdır. Sektörü iyi araştırmalı, hangi özelliklere sahip olmayı gerektirdiğini iyice öğrenmelisiniz. Bu özelliklere sahip olduğunuzu da bize gösterin. Örneğin; e-ticaret uzmanlığınız aldığınız bir eğitime dayalı ise onun sertifikasını gösterebilirseniz. e-kampus.com gibi bir çok site bu sertifikaları evinize kadar gönderebiliyor.

iyi-bir-fikir-nasil-bulunur
5-Bir fikriniz olsun: Finans sektöründeki gelişmeleri takip edin. Örneğin görüşmeye gideceğiniz gün büyük bir birleşme veya halka arz gerçekleştiyse bu konuda yorum yapacak kadar bilgili olmalısınız. Burada dış ticaret ve muhasebe eğitimleriniz çok önemli.

6-“Mış” gibi yapmayın: Aşırı hevesli davranmanız, bizi çok fazla etkilemeye çalıştığınızı gösterir, bizde bu hissi yaratır. Kendinizle ilgili rahat olun, kibar ve ilgili davranın, yeter. Yetkinliklerinizin dışında, yaptığımız “uçak testi” ile bizde uzun süre memnuniyetle çalışıp çalışmayacağınızı da ölçeceğiz. Problem Çözme Teknikleri bu konuda sizlere çok yardımcı olabilir.

iş-arama

7-Dışarda da bir hayatınız olduğunu gösterin: Eğitimdeki başarınız önemli ancak iş dışında da tutku duyduğunuz şeyler olmalı. İyi bir bir eğitim ve kaliteli bir yaşamı aynı anda başaracak kadar zamanı iyi kullanabilmelisiniz.


Dünya Üzerinde Gelmiş Geçmiş En İlginç 5 CV!

Artık bütün CV’ler aynı ve adaylar önce başvurdukları şirketin insan kaynaklarının ardından da patronların dikkatini çekmek için yaratıcılıklarını konuşturmaya başladılar. Yazıyı okumadan söyleyelim, sizde yaratıcılığınızı buradaki linkle gideceğiniz e-kampus.com eğitimi ile birleştirirseniz patronların gözüne daha rahat girebilirsiniz 😉

İşte dünya üzerinde gelmiş geçmiş hem güldüren hem düşündüren 5 CV!


1 ) “Dikiş benim en büyük tutkularımdan biri bu yüzden öz geçmişimi bu şekilde iletmek istedim.” diyen Melissa Washin, öz geçmişini baskılı kumaşlara dikerek kendi tarzını ortaya koymuş. Melissa şimdi www.etsy.com adlı sitede ürün tasarımcısı olarak çalışıyor.

2) Benjamin becerisini ve sanat felsefesini göstermek için özgeçmişini kahve poşetlerine baskılamış. Kavrulmuş kahve kokusuyla görüşmeciyi etkilemeyi başaran Benjamin, şu an Studiodcdesign adlı şirkette stüdyo tasarımcısı olarak kariyerine devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3) Grafik tasarımcısı Sarah Odgers, işverenin ilgisini çekmek için özgeçmiş metnini kağıt makete yazdırmış. O şimdi Allwebleads adlı şirketin kıdemli satış müdürü konumunda.

4) Londra’da bir reklam ajansına başvuru yapan tasarımcı Miguel, yaratıcılığını süt kartonlarında göstermiş. Ürünün adı “Kayıp”. Özgeçmiş bilgilerini “İçindekiler” “Beslenme” gibi başlıklar altında yazan grafik tasarımcı, kendi kurduğu www.iamgraphicartist.com adlı site üzerinden iş tekliflerini değerlendiriyor.

5) Kristian Leigh Walsh, başarı ve beceri listesini, hayatındaki dönüm noktalarını bir oyuna çevirerek işverenlerin dikkatini çekmeyi başarmış. Şu anda CBS Outdoor’da proje asistanı olarak çalışıyor.

 

 

 

 

 

Yukarı Çık